4 Nisan 2026 Cumartesi

Denial: The Final Stage of Genocide Edited by John Cox, Amal Khoury, and Sarah Minslow Şimdi bu kitap akademik mi?

 Daha etkili inkârcılar, küçümseme ve mağduru suçlama gibi ortak bir strateji izlerler. Örneğin, Türk propagandacıları Ermeni Soykırımı’ndaki kurban sayısını önemli ölçüde düşürerek yaklaşık 300.000 Ermeni kurban olduğunu ileri sürerler; bu, gerçek sayının yaklaşık altıda biridir. Aynı propagandacılar, soykırımın devlet tarafından organize edilmiş merkezi bir süreçten geçmediğini de iddia ederler. “Bazı vahşetler yaşanmış olabilir, ancak bunlar başına buyruk birliklerin ya da komutanların eseridir” şeklindeki bir başka tartışmalı argüman da birçok kişi tarafından kullanılmaktadır.

Bir diğer eskimiş taktik ise mağdurları suçlamaktır. Mark Potok, Southern Poverty Law Center’ın Intelligence Report dergisinin editörü olarak şöyle açıklar:
Yarı-resmî bazı Türk anlatıları, aslında Ermenilerin Türklere karşı soykırım niteliğinde saldırılar gerçekleştirdiğini iddia etmektedir. Neo-Naziler ve onların sözde akademik destekçileri, “Yahudilerin” Holokost hakkında abartılı hikâyeler uydurduğunu, bunun amacının savaş sonrası Almanya’dan para ve taviz koparmak olduğunu ileri sürer. ABD’nin Idaho eyaletindeki Moskova kentinde bulunan aşırı sağcı bir papaz olan Doug Wilson gibi neo-Konfederasyoncular ise, Amerikan İç Savaşı’nın aslında erdemli bir Hristiyan medeniyetini savunma mücadelesi olduğunu ve siyahların kölelikten aslında rahatsız olmadığını iddia ederler. Tüm bu yalanlar, güncel politik hedeflere hizmet eder—Ermenilerin, Yahudilerin ve Afrika kökenli Amerikalıların tarihsel iddialarını şeytanlaştırmak ve küçümsemek.

Benzer iddialar, Bosnalı Müslümanlara, Ruanda’daki Tutsilere, Rohingya Müslümanlarına, Orta Çin’deki Uygurlara, Sri Lanka’daki Tamil halkına, Guatemala’daki Maya yerlilerine ve fail rejimler tarafından sıklıkla “isyancılar, istilacılar” ya da “teröristler” olarak etiketlenen birçok başka gruba karşı da kullanılmaktadır.

Birçok yazar, Stanley Cohen’in etkili 2001 tarihli States of Denial: Knowing about Atrocities and Suffering adlı eserine atıfta bulunur. Güney Afrika ve İsrail’de geçirdiği uzun yıllardan yararlanan Cohen, toplumların, grupların ve bireylerin rahatsız edici gerçekleri reddetme ya da yeniden çerçeveleme eğilimlerini analiz etmiştir. Cohen’e göre “toplumlar, kamusal olarak neyin hatırlanıp kabul edilebileceğine dair yazılı olmayan uzlaşmalara varırlar” ve milliyetçi mitolojileri sürdürebilmek için “hayati yalanlar” üretmek zorundadırlar. “İnsanlar, örgütler, hükümetler” ya da tüm toplumlar, “fazla rahatsız edici, tehdit edici” olan ya da ulusal mitlerle açıkça çelişen bilgileri kabul edemez; bu nedenle bu tür bilgiler ya bastırılır ya da açıkça inkâr edilerek bir kenara itilir veya yanlış yorumlanır.

Örneğin Vietnam Savaşı’nı ve onun Amerikan hafızası ile kültüründeki (olmayan) yerini düşünelim. 1964 ile 1973 arasında ABD hükümeti ve silahlı kuvvetleri üç milyondan fazla Vietnamlıyı—nüfusun onda birini—öldürmüştür. Nick Turse, 2013 tarihli Kill Anything That Moves adlı eserinde “vahşetin çoğu zaman en uç yozlaşma biçimlerine kadar vardığını: sebepsiz işkence, hedef talimi için öldürme, çocukların ve bebeklerin katledilmesi, toplu tecavüz” şeklinde aktarır. Savaşın nadiren tartışıldığı durumlarda ise genellikle sadece bir hata olarak sunulur—Ken Burns ve Lynn Novick’in 2017 tarihli The Vietnam War adlı yapımında ifade edildiği gibi, “iyi niyetli insanlar tarafından talihsiz yanlış anlamalar sonucu başlatılmış bir girişim” olarak. Oysa bu savaşa yakından bakıldığında “Amerikan istisnacılığı” ve erdemi gibi kutsal kabul edilen kavramları sürdürmek zorlaşır; hatta ABD dış politikasında bir örüntü dahi fark edilebilir.

Denial: The Final Stage of Genocide Edited by John Cox, Amal Khoury, and Sarah Minslow Şimdi bu kitap akademik mi?

 Daha etkili inkârcılar, küçümseme ve mağduru suçlama gibi ortak bir strateji izlerler. Örneğin, Türk propagandacıları Ermeni Soykırımı ’nda...

TIBBİ ETİK