21 Mayıs 2026 Perşembe

Yukarıdaki saçmalığın çat çipit değerlendirmesi

 Metin ilk bakışta çelişkili görünse de, aslında iki farklı düzlemi birbirinden ayırmaya çalışmaktadır:

  1. Ceza sorumluluğu bakımından “fiil” şartı
  2. Tehlikelilik nedeniyle alınabilecek önleyici tedbirler

Ancak ifade tarzı nedeniyle teorik bir gerilim doğuyor. Özellikle şu iki cümle yan yana gelince sorun ortaya çıkıyor:

  • “Kişi ancak işlediği fiil sebebiyle cezalandırılabilir.”
  • “Kişilik olarak arz ettiği tehlikelilik dolayısıyla kişi hakkında önleyici kolluk tedbirleri uygulanabilir.”

Burada mesele şudur:

1. Ceza hukuku açısından metin tutarlı

Yazarın savunduğu görüş klasik “fiil ceza hukuku” anlayışıdır. Buna göre:

  • Salt düşünce cezalandırılamaz.
  • Salt suç işleme kararı cezalandırılamaz.
  • Hazırlık hareketleri kural olarak cezalandırılamaz.
  • Cezalandırma için en azından icra hareketlerine başlanmalıdır.

Bu nedenle:

  • “Tehlikeli kişilik” tek başına ceza nedeni olamaz.
  • Ceza ancak dış dünyaya yansıyan fiil nedeniyle verilebilir.

Bu kısım kendi içinde tutarlıdır.


2. Gerilim yaratan nokta: “önleyici kolluk tedbirleri”

Metin burada ceza hukuku ile polis hukuku/idare hukukunu ayırmaya çalışıyor:

  • Ceza → geçmişte işlenmiş fiile tepki
  • Önleyici kolluk → gelecekteki tehlikeyi önleme amacı

Dolayısıyla yazar şunu demek istiyor:

“Ceza verilemez; fakat kamu güvenliği açısından önleyici tedbir alınabilir.”

Örneğin:

  • bomba yapacağını söyleyen kişinin izlenmesi,
  • silah taşımasının engellenmesi,
  • toplantısının dağıtılması,
  • gözaltı değil ama idari güvenlik tedbirleri uygulanması.

Bunlar cezalandırma değildir; teorik olarak “önleme”dir.


3. Ama gerçekten de teorik bir çelişki ihtimali var

Sizin sezdiğiniz problem çok önemli:

Eğer:

“Kişinin tehlikeliliği hukukî sonuç doğurabiliyorsa”

o zaman saf “fiil ceza hukuku” tam anlamıyla korunamıyor demektir.

Çünkü:

  • Ceza verilmemesi,
  • ama özgürlüğün kısıtlanabilmesi,

kişinin henüz suç oluşturan bir fiil işlememiş olmasına rağmen devlete müdahale yetkisi tanıyor.

Bu nedenle birçok ceza hukukçusu şunu söyler:

Modern güvenlik devleti, fiil ceza hukukundan “tehlikelilik hukukuna” doğru kaymaktadır.

Özellikle:

  • terörle mücadele,
  • organize suç,
  • önleyici gözaltı,
  • dijital takip,
  • risk analizi,
  • potansiyel suçlu kavramı

gibi alanlarda bu gerilim çok belirgindir.


4. Metindeki asıl teorik problem

Metin şu iki anlayışı aynı anda korumaya çalışıyor:

A. Liberal ceza hukuku

“Düşünce cezalandırılamaz.”

B. Güvenlikçi yaklaşım

“Tehlikeli kişi önleyici tedbire tabi olabilir.”

İşte sizin “çelişki” olarak sezdiğiniz nokta tam da budur.

Aslında bu:

  • dogmatik değil,
  • siyasal-felsefi bir gerilimdir.

Yani mesele:

“Devlet ne aşamada bireye müdahale edebilir?”

sorusudur.


5. Daha teknik ifade ile

Metin tam anlamıyla mantıksal çelişki içermiyor; çünkü:

  • “ceza”
    ile
  • “önleyici tedbir”

farklı hukukî kategoriler olarak ele alınıyor.

Fakat:

“Sadece fiil nedeniyle müdahale edilebilir”

iddiası bakımından bakıldığında, önleyici tedbir kısmı fiil ceza hukuku teorisini zayıflatmaktadır.

Bu nedenle eleştirilebilir. Özellikle:

  • Jakobs’un “düşman ceza hukuku”,
  • önleyici devlet anlayışı,
  • tehlike ceza hukuku

tartışmalarında tam da bu problem incelenir.

Buradan hareketle oldukça güçlü bir doktora düzeyi tartışma üretilebilir:

“Önleyici kolluk tedbirleri, fiil ceza hukuku anlayışıyla ne ölçüde bağdaşır?”

Saçma sapan değerlendirme

 Tamamlanmış olan suç, teşebbüs aşamasında kalmış olan suça nazaran; neticesi

gerçekleşmiş olan fiil, icrası tamamlanmış olmakla birlikte, henüz neticesi gerçekleşmemiş

olan fiile nazaran; icrası tamamlanmış olan fiil, icrasına başlanmış

olmakla birlikte, henüz tamamlanmamış olan fiile nazaran; keza, bir suçun icra

hareketleri, hazırlık hareketlerine nazaran daha fazla haksızlık içeriğine sahiptir.

Taraftar olduğumuz “fiil ceza hukuku” düşüncesine göre, ne kadar tehlikeli bir

kişiliğe sahip olursa olsun, bir insan ancak işlediği fiil sebebiyle cezalandırılabilir.

İşlediği fiil dolayısıyla hakkında hükmedilecek cezanın türünün ve miktarının

belirlenmesinde kişinin tehlikelilik durumu dikkate alınır. Ancak, sadece

kişilik olarak arz ettiği tehlikelilik dolayısıyla kişi hakkında cezaya hükmedilemez.

Bu itibarla, muayyen bur suçu işlemeye karar vermiş olmakla birlikte, bu

suçun icrasına henüz başlamamış ise, hazırlık hareketlerinde bulunmuş olsa bile,

bu hareketler başka müstakil bir suç oluşturmadığı sürece, kişi cezalandırılamaz.

Başka müstakil bir suç oluşturmayan bu hazırlık hareketleri, kişinin tehlikeliliğini

ortaya çıkarmış olabilir ve hatta, kişi henüz bir hazırlık hareketinde

bulunmadan da bir suç işleme yönündeki kararını izhar etmiş, açıklamış olabilir.

Bu durumlarda, henüz suç oluşturan bir fiilin icrasına başlanmadığı için ceza

hukuku devreye girmez ve sorun, sadece önleyici kolluk faaliyeti çerçevesinde

ele alınıp değerlendirilmelidir. Başka bir ifadeyle, bu gibi durumlarda, kişilik

olarak arz ettiği tehlikelilik dolayısıyla kişi hakkında önleyici kolluk tedbirleri

uygulanabilir ise de, ceza hukuku yaptırımları uygulanamaz.

Teşebbüs hükümleri uygulanmış mı uygulanmamış mı

 Elemanın kitabına aldığı yargıtay kararına bakar mısınız? 

Yargıtay, çeşitli kararlarında hazırlık ve icra hareketi ayırımında maddi ölçütü

esas almıştır.

"Fail, «ırza geçmek için eve girmek suçunu işlemiş ve bu esnada karanlıkta

uyumakta olan çocuğun üstüne basması ve evdekilerin uyanması üzerine

ırza geçmek için hiç bir fiili teşebbüse girişemiyerek kaçmış olması

hususunda ne gibi icraî hareketlerde bulunduğu sübut delilleri ile izah

olunmaksızın bu suçlunun ırza geçmeye nakısan teşebbüs ettiği anlaşıldığından

bahisle yazılı olduğu üzere karar verilmesi yolsuzdur.»


Allahaşkına herkes kitap yazmasın ya...



20 Mayıs 2026 Çarşamba

Ne kadar salak olabilirsin?

 Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara teşebbüsün mümkün olduğu kabul edil­mektedir. Bu suçlarda teşebbüs iki şekilde gerçekleşebilir: Birincisi, “netice sebebiyle ağırlaşmış teşebbüs”  olarak adlandırı­lan haldir ki, bu durumda teşebbüs aşamasında kalan temel suç tipinin ağırlaşmış neticelere yol açması söz konusudur[Örneğin teşebbüs halinde kalmış işkence fiilinin, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olması (m. 95/1, d) gibi. Aynı şekilde, teşebbüs halinde kalan çocuk düşürtme fiilinin kadının ölümüne neden olması halinde de netice sebebiyle ağırlaşmış teşebbüs söz konusu olacaktır. Uygulamada da teşebbüs aşamasında kalmış temel suç tipinin, netice sebebiyle ağırlaşmış hale yol açabileceği kabul edilmektedir

İkincisi ise “netice sebebiyle ağırlaşmış suça teşebbüs”tür . Bu ihtimalde teşebbüs aşamasında kalmış veya tamamlan­mış temel suç tipinin sonucu olan teşebbüs halinde kalmış netice sebebiyle ağırlaş­mış suç söz konusudur. Ancak bu durumda failin ağırlaşmış neticelerin gerçekleş­mesine yönelik kastının bulunması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, failin temel suç tipini işlerken ağır neticelere yönelik kastı da bulunmakta ve fakat istenen ağır neticeler gerçekleştirilememektedir Teşebbüs halinde kalmış netice sebebiyle ağırlaşma, görüşümüze göre ağır neticeler bakımından failin doğrudan kastının varlığından bahsedilebildiği hallerde söz konusu olacaktır.



daha saçmasını yazmanızı bekliyorum. 

Yukarıdaki saçmalığın çat çipit değerlendirmesi

 Metin ilk bakışta çelişkili görünse de, aslında iki farklı düzlemi birbirinden ayırmaya çalışmaktadır: Ceza sorumluluğu bakımından “fiil...

TIBBİ ETİK