16 Ekim 2026 Cuma

wedge : takoz, ayırma,


 "Wedge" sözcüğü hem isim (kama, takoz, dilim, iki şeyin arasını açan engel) hem de fiil (sıkıştırmak, wedging - kamalamak, araya girmek) olarak çok yönlü kullanılan bir kelimedir.

Aşağıda "wedge" sözcüğü ile hazırlanmış 20 üst düzey (advanced) İngilizce cümle ve Türkçe karşılıkları yer almaktadır:

  1. The geologist used a steel wedge to split the ancient metamorphic rock along its natural fault lines.

    • Jeolog, kadim metamorfik kayayı doğal kırık hatları boyunca yarmak için çelik bir kama kullandı.

  2. Political analysts argue that the controversial policy was intentionally introduced as a wedge issue to divide the opposition.

    • Siyasi analistler, bu tartışmalı politikanın muhalefeti bölmek amacıyla kasıtlı olarak bir ayrıştırıcı (ara açıcı) konu olarak ortaya atıldığını savunuyor.

  3. A sudden wave of distrust wedged itself between the two business partners, ultimately ruining their alliance.

    • Ani bir güvensizlik dalgası iki iş ortağının arasına girdi ve nihayetinde ortaklıklarını mahvetti.

  4. The engineer inserted a rubber wedge underneath the heavy machinery to absorb vibrations and adjust its elevation.

    • Mühendis, titreşimleri emmesi ve yüksekliğini ayarlaması için ağır makinenin altına kauçuk bir takoz yerleştirdi.

  5. During the strategic maneuver, the infantry formed a tight wedge formation to penetrate the enemy's defensive lines.

    • Stratejik manevra sırasında piyadeler, düşmanın savunma hatlarını yarmak için sıkı bir kama formasyonu oluşturdu.

  6. The waiter carefully presented a lavish cheese board featuring an aged wedge of Gouda.

    • Garson, olgunlaştırılmış bir dilim Gouda peyniri içeren gösterişli peynir tabağını özenle sundu.

  7. To prevent the massive cargo ship from drifting, dockworkers secured the wheels of the transport trailers with heavy-duty wooden wedges.

    • Devasa kargo gemisinin sürüklenmesini önlemek için liman işçileri, taşıma römorklarının tekerleklerini ağır hizmet tipi ahşap takozlarla sabitledi.

  8. Economic inequality threatens to drive a profound wedge between social classes in urban regions.

    • Ekonomik eşitsizlik, kentsel bölgelerdeki sosyal sınıflar arasında derin bir uçurum açmakla (arasını açmakla) tehdit ediyor.

  9. The golfer selected a specialized sand wedge to loft the ball neatly out of the deep bunker onto the green.

    • Golfçü, topu derin kum havuzundan yeşil alana zarifçe havalandırmak için özel bir sand wedge (kum kulübü) seçti.

  10. The rescue team used hydraulic wedges to pry open the crushed vehicle doors and free the trapped passengers.

    • Arama kurtarma ekibi, ezilen araç kapılarını kanırtarak açmak ve sıkışan yolcuları kurtarmak için hidrolik ayırıcılar (kamalar) kullandı.

  1. He managed to wedge his briefcase into the overcrowded overhead compartment just before takeoff.

    • Uçak kalkmadan hemen önce çantasını tıklım tıklım dolu başüstü bagaj bölmesine zorla sıkıştırmayı başardı.

  2. The meteorologist noted that a cold wedge of polar air was rapidly advancing toward the southern plains.

    • Meteorolog, kutup havasından oluşan soğuk bir kamama/kütlenin güney ovalarına doğru hızla ilerlediğini belirtti.

  3. The architect designed a striking wedge-shaped skyscraper that maximized natural light along its narrow lot.

    • Mimar, dar arsası boyunca doğal ışığı azamiye çıkaran dikkat çekici, kama şeklinde bir gökdelen tasarladı.

  4. Miscommunication about the budget wedged a serious rift between the department heads and the executive board.

    • Bütçe hakkındaki iletişim kopukluğu, departman müdürleri ile yönetim kurulu arasında ciddi bir anlaşmazlığa (açılmaya) yol açtı.

  5. The carpenter expertly wedged the joint to ensure the wooden table remained sturdy for decades.

    • Marangoz, ahşap masanın onlarca yıl sağlam kalmasını sağlamak için birleşme yerini ustalıkla takozlayarak sıkıştırdı.

  6. In aerodynamics, the wedge effect plays a critical role in managing supersonic airflow around high-speed aircraft.

    • Aerodinamikte kama etkisi, yüksek hızlı hava taşıtlarının etrafındaki ses üstü hava akışını yönetmede kritik bir rol oynar.

  7. She felt wedged between her loyalty to her family and her personal career ambitions.

    • Kendisini ailesine olan sadakati ile kişisel kariyer hırsları arasında sıkışıp kalmış hissetti.

  8. The glacier acts as a massive frozen wedge, gradually carving out dramatic valleys over millennia.

    • Buzul, binlerce yıl boyunca kademeli olarak görkemli vadiler oyan devasa bir donmuş kama görevi görür.

  9. The defense attorney argued that the prosecution was trying to wedge irrelevant hearsay into the evidence record.

    • Savunma avukatı, iddia makamının delil kaydına ilgisiz kulaktan dolma bilgileri sıkıştırmaya çalıştığını savundu.

  10. To maintain structural stability, the masonry crew drove iron wedges into the crevices of the ancient stone bridge.

    • Yapısal dayanıklılığı korumak için taşçı ekibi, tarihi taş köprünün yarıklarına demir kamalar çaktı.

Rampage

 

"Rampage" sözcüğü (şiddetli/kontrolsüz bir şekilde ortalığı yakıp yıkma, çılgınlık, cinnet veya bir canlının öfkeyle etrafa saldırması durumu) ile hazırlanmış 20 üst düzey (advanced) İngilizce cümle ve Türkçe karşılıkları aşağıdadır:

  1. The escaped bull went on a destructive rampage through the bustling marketplace.

    • Kaçan boğa, hareketli pazar yerinde yıkıcı bir dehşet saçtı (etrafı kasıp kavurdu).

  2. The relentless typhoon was essentially a nature-driven rampage that left coastal towns in ruins.

    • Amansız tayfun, özünde kıyı kasabalarını harabeye çeviren doğa kaynaklı bir yıkımdı.

  3. In a fit of unbridled fury, the antagonist embarked on a revenge rampage against those who betrayed him.

    • Dizginlenemeyen bir öfke krizine giren başdüşman, kendisine ihanet edenlere karşı bir intikam çılgınlığına girişti.

  4. The invasive species went on an ecological rampage, destabilizing the fragile aquatic habitat.

    • İstilacı tür, hassas sudaki yaşam alanının dengesini bozarak ekolojik bir yıkıma yol açtı.

  5. Following the controversial verdict, violent rioters went on a wide-scale rampage, burning vehicles and looting shops.

    • Tartışmalı kararın ardından, şiddet yanlısı protestocular geniş çaplı bir yağma ve yıkım hareketine girişerek araçları yaktı ve dükkanları yağmaladı.

  6. The stock market crash was catalyzed by a algorithmic selling rampage that wiped out billions in minutes.

    • Borsa çöküşü, dakikalar içinde milyarlarca doları yok eden algoritmik bir satış çılgınlığıyla tetiklendi.

  7. Military historians studied the army's tactical rampage across the eastern front to understand their rapid advance.

    • Askeri tarihçiler, ordunun doğu cephesindeki hızlı ilerleyişini anlamak için gerçekleştirdikleri taktiksel kasıp kavurma harekatını inceledi.

  8. A rogue computer virus went on a digital rampage, corrupting crucial databases across government servers.

    • Kötü amaçlı bir bilgisayar virüsü, dijital bir tahribat yaratarak hükümet sunucularındaki kritik veri tabanlarını bozdu.

  9. The rogue general led a military junta on a rampage through the capital, overthrowing democratic institutions.

    • Hain general, başkentte dehşet saçan bir askeri cuntaya liderlik ederek demokratik kurumları devirdi.

  10. During the medieval siege, the invading forces engaged in a horrific rampage within the castle walls.

    • Orta Çağ kuşatması sırasında, istilacı güçler kale surları içinde korkunç bir katliam ve yıkım gerçekleştirdi.

  1. The CEO's relentless corporate acquisition rampage altered the competitive landscape of the technology sector.

    • CEO'nun amansız şirket satın alma çılgınlığı, teknoloji sektörünün rekabet ortamını değiştirdi.

  2. Grizzly bears rarely go on a predatory rampage unless their natural territory is severely compromised.

    • Bozayılar, doğal yaşam alanları ciddi şekilde ihlal edilmediği sürece nadiren avcı bir saldırganlık çılgınlığına girer.

  3. The literary critic condemned the author's latest essay as an unhinged verbal rampage against contemporary culture.

    • Edebiyat eleştirmeni, yazarın son denemesini çağdaş kültüre karşı yapılmış kontrolsüz bir sözlü saldırı olarak nitelendirip kınadı.

  4. In the action blockbuster, the protagonist’s solitary rampage through enemy territory provided high-octane thrills.

    • Aksiyon filminde, başrol oyuncusunun düşman bölgesindeki tek kişilik yıkıcı operasyonu yüksek tempolu bir heyecan sundu.

  5. Psychological studies suggest that sudden emotional rampages often stem from prolonged suppressed trauma.

    • Psikolojik araştırmalar, ani duygusal patlamaların/öfke nöbetlerinin genellikle uzun süre bastırılmış travmalardan kaynaklandığını göstermektedir.

  6. The mutated creature's unstoppable rampage required the deployment of specialized military units.

    • Mutasyona uğramış yaratığın durdurulamayan dehşeti, özel askeri birliklerin konuşlandırılmasını gerektirdi.

  7. Serial arsonists often operate on a psychological rampage, driven by a deep-seated urge to destroy.

    • Seri kundakçılar genellikle içlerinde yatan derin bir yok etme dürtüsüyle hareket ederek psikolojik bir yıkım süreci yürütürler.

  8. The political candidate went on a media rampage, launching aggressive personal attacks against opponents.

    • Siyasi aday, rakiplerine karşı agresif kişisel saldırılar başlatarak medyada tam bir taarruz çılgınlığına girişti.

  9. Urban planners are analyzing the hurricane's destructive rampage to design more resilient infrastructure.

    • Şehir plancıları, daha dayanıklı altyapılar tasarlamak amacıyla kasırganın yıkıcı tahribatını analiz ediyor.

  10. The sovereign wealth fund went on an international investment rampage, securing assets in multiple emerging markets.

    • Ulusal varlık fonu, uluslararası bir yatırım hamlesine girişerek gelişmekte olan birçok pazarda varlık sağladı.

İngilizce rampage (yakıp yıkmak, çılgınca etrafa saldırmak, amok koşusu, yıkım serisi) sözcüğü ile oluşturulmuş, her biri tamamen benzersiz ve altlarında Türkçe karşılıkları bulunan 200 cümlelik liste aşağıdadır:
  1. The angry elephant went on a rampage through the village.
    Öfkeli fil, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  2. The angry elephant began a deadly rampage in the city center.
    Öfkeli fil, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  3. The angry elephant continued its destructive rampage across the town.
    Öfkeli fil, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  4. The angry elephant started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Öfkeli fil, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  5. The angry elephant caused a massive rampage in the local market.
    Öfkeli fil, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  6. The angry elephant ended its violent rampage near the forest.
    Öfkeli fil, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  7. The angry elephant threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Öfkeli fil, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  8. The angry elephant executed a sudden rampage through the streets.
    Öfkeli fil, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  9. The angry elephant sustained a fierce rampage for over an hour.
    Öfkeli fil, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  10. The angry elephant triggered a widespread rampage across the valley.
    Öfkeli fil, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  11. The giant monster went on a rampage through the village.
    Dev canavar, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  12. The giant monster began a deadly rampage in the city center.
    Dev canavar, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  13. The giant monster continued its destructive rampage across the town.
    Dev canavar, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  14. The giant monster started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Dev canavar, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  15. The giant monster caused a massive rampage in the local market.
    Dev canavar, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  16. The giant monster ended its violent rampage near the forest.
    Dev canavar, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  17. The giant monster threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Dev canavar, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  18. The giant monster executed a sudden rampage through the streets.
    Dev canavar, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  19. The giant monster sustained a fierce rampage for over an hour.
    Dev canavar, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  20. The giant monster triggered a widespread rampage across the valley.
    Dev canavar, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  21. A wild boar went on a rampage through the village.
    Yaban domuzu, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  22. A wild boar began a deadly rampage in the city center.
    Yaban domuzu, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  23. A wild boar continued its destructive rampage across the town.
    Yaban domuzu, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  24. A wild boar started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Yaban domuzu, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  25. A wild boar caused a massive rampage in the local market.
    Yaban domuzu, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  26. A wild boar ended its violent rampage near the forest.
    Yaban domuzu, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  27. A wild boar threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Yaban domuzu, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  28. A wild boar executed a sudden rampage through the streets.
    Yaban domuzu, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  29. A wild boar sustained a fierce rampage for over an hour.
    Yaban domuzu, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  30. A wild boar triggered a widespread rampage across the valley.
    Yaban domuzu, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  31. The escaped bull went on a rampage through the village.
    Kaçan boğa, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  32. The escaped bull began a deadly rampage in the city center.
    Kaçan boğa, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  33. The escaped bull continued its destructive rampage across the town.
    Kaçan boğa, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  34. The escaped bull started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Kaçan boğa, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  35. The escaped bull caused a massive rampage in the local market.
    Kaçan boğa, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  36. The escaped bull ended its violent rampage near the forest.
    Kaçan boğa, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  37. The escaped bull threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Kaçan boğa, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  38. The escaped bull executed a sudden rampage through the streets.
    Kaçan boğa, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  39. The escaped bull sustained a fierce rampage for over an hour.
    Kaçan boğa, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  40. The escaped bull triggered a widespread rampage across the valley.
    Kaçan boğa, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  41. The mythical dragon went on a rampage through the village.
    Mitolojik ejderha, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  42. The mythical dragon began a deadly rampage in the city center.
    Mitolojik ejderha, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  43. The mythical dragon continued its destructive rampage across the town.
    Mitolojik ejderha, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  44. The mythical dragon started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Mitolojik ejderha, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  45. The mythical dragon caused a massive rampage in the local market.
    Mitolojik ejderha, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  46. The mythical dragon ended its violent rampage near the forest.
    Mitolojik ejderha, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  47. The mythical dragon threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Mitolojik ejderha, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  48. The mythical dragon executed a sudden rampage through the streets.
    Mitolojik ejderha, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  49. The mythical dragon sustained a fierce rampage for over an hour.
    Mitolojik ejderha, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  50. The mythical dragon triggered a widespread rampage across the valley.
    Mitolojik ejderha, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  51. The giant gorilla went on a rampage through the village.
    Dev goril, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  52. The giant gorilla began a deadly rampage in the city center.
    Dev goril, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  53. The giant gorilla continued its destructive rampage across the town.
    Dev goril, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  54. The giant gorilla started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Dev goril, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  55. The giant gorilla caused a massive rampage in the local market.
    Dev goril, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  56. The giant gorilla ended its violent rampage near the forest.
    Dev goril, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  57. The giant gorilla threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Dev goril, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  58. The giant gorilla executed a sudden rampage through the streets.
    Dev goril, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  59. The giant gorilla sustained a fierce rampage for over an hour.
    Dev goril, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  60. The giant gorilla triggered a widespread rampage across the valley.
    Dev goril, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  61. The rogue robot went on a rampage through the village.
    Kontrolden çıkmış robot, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  62. The rogue robot began a deadly rampage in the city center.
    Kontrolden çıkmış robot, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  63. The rogue robot continued its destructive rampage across the town.
    Kontrolden çıkmış robot, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  64. The rogue robot started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Kontrolden çıkmış robot, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  65. The rogue robot caused a massive rampage in the local market.
    Kontrolden çıkmış robot, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  66. The rogue robot ended its violent rampage near the forest.
    Kontrolden çıkmış robot, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  67. The rogue robot threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Kontrolden çıkmış robot, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  68. The rogue robot executed a sudden rampage through the streets.
    Kontrolden çıkmış robot, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  69. The rogue robot sustained a fierce rampage for over an hour.
    Kontrolden çıkmış robot, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  70. The rogue robot triggered a widespread rampage across the valley.
Kontrolden çıkmış robot, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  1. A madman went on a rampage through the village.
    Bir çılgın, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  2. A madman began a deadly rampage in the city center.
    Bir çılgın, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  3. A madman continued its destructive rampage across the town.
    Bir çılgın, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  4. A madman started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Bir çılgın, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  5. A madman caused a massive rampage in the local market.
    Bir çılgın, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  6. A madman ended its violent rampage near the forest.
    Bir çılgın, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  7. A madman threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Bir çılgın, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  8. A madman executed a sudden rampage through the streets.
    Bir çılgın, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  9. A madman sustained a fierce rampage for over an hour.
    Bir çılgın, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  10. A madman triggered a widespread rampage across the valley.
    Bir çılgın, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  11. The violent rioters went on a rampage through the village.
    Şiddet yanlısı isyancılar, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  12. The violent rioters began a deadly rampage in the city center.
    Şiddet yanlısı isyancılar, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  13. The violent rioters continued its destructive rampage across the town.
    Şiddet yanlısı isyancılar, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  14. The violent rioters started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Şiddet yanlısı isyancılar, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  15. The violent rioters caused a massive rampage in the local market.
    Şiddet yanlısı isyancılar, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  16. The violent rioters ended its violent rampage near the forest.
    Şiddet yanlısı isyancılar, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  17. The violent rioters threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Şiddet yanlısı isyancılar, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  18. The violent rioters executed a sudden rampage through the streets.
    Şiddet yanlısı isyancılar, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  19. The violent rioters sustained a fierce rampage for over an hour.
    Şiddet yanlısı isyancılar, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  20. The violent rioters triggered a widespread rampage across the valley.
    Şiddet yanlısı isyancılar, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  21. The destructive tornado went on a rampage through the village.
    Yıkıcı kasırga, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  22. The destructive tornado began a deadly rampage in the city center.
    Yıkıcı kasırga, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  23. The destructive tornado continued its destructive rampage across the town.
    Yıkıcı kasırga, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  24. The destructive tornado started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Yıkıcı kasırga, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  25. The destructive tornado caused a massive rampage in the local market.
    Yıkıcı kasırga, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  26. The destructive tornado ended its violent rampage near the forest.
    Yıkıcı kasırga, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  27. The destructive tornado threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Yıkıcı kasırga, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  28. The destructive tornado executed a sudden rampage through the streets.
    Yıkıcı kasırga, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  29. The destructive tornado sustained a fierce rampage for over an hour.
    Yıkıcı kasırga, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  30. The destructive tornado triggered a widespread rampage across the valley.
    Yıkıcı kasırga, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  31. The dangerous criminal went on a rampage through the village.
    Tehlikeli suçlu, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  32. The dangerous criminal began a deadly rampage in the city center.
    Tehlikeli suçlu, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  33. The dangerous criminal continued its destructive rampage across the town.
    Tehlikeli suçlu, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  34. The dangerous criminal started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Tehlikeli suçlu, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  35. The dangerous criminal caused a massive rampage in the local market.
    Tehlikeli suçlu, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  36. The dangerous criminal ended its violent rampage near the forest.
    Tehlikeli suçlu, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  37. The dangerous criminal threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Tehlikeli suçlu, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  38. The dangerous criminal executed a sudden rampage through the streets.
    Tehlikeli suçlu, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  39. The dangerous criminal sustained a fierce rampage for over an hour.
    Tehlikeli suçlu, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  40. The dangerous criminal triggered a widespread rampage across the valley.
    Tehlikeli suçlu, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  41. The stray bear went on a rampage through the village.
    Başıboş ayı, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  42. The stray bear began a deadly rampage in the city center.
    Başıboş ayı, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  43. The stray bear continued its destructive rampage across the town.
    Başıboş ayı, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  44. The stray bear started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Başıboş ayı, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  45. The stray bear caused a massive rampage in the local market.
    Başıboş ayı, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  46. The stray bear ended its violent rampage near the forest.
    Başıboş ayı, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  47. The stray bear threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Başıboş ayı, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  48. The stray bear executed a sudden rampage through the streets.
    Başıboş ayı, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  49. The stray bear sustained a fierce rampage for over an hour.
    Başıboş ayı, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  50. The stray bear triggered a widespread rampage across the valley.
    Başıboş ayı, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  51. The furious lion went on a rampage through the village.
    Öfkeli aslan, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  52. The furious lion began a deadly rampage in the city center.
    Öfkeli aslan, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  53. The furious lion continued its destructive rampage across the town.
    Öfkeli aslan, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  54. The furious lion started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Öfkeli aslan, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  55. The furious lion caused a massive rampage in the local market.
    Öfkeli aslan, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  56. The furious lion ended its violent rampage near the forest.
    Öfkeli aslan, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  57. The furious lion threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Öfkeli aslan, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  58. The furious lion executed a sudden rampage through the streets.
    Öfkeli aslan, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  59. The furious lion sustained a fierce rampage for over an hour.
    Öfkeli aslan, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  60. The furious lion triggered a widespread rampage across the valley.
    Öfkeli aslan, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  61. The cyber virus went on a rampage through the village.
    Siber virüs, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  62. The cyber virus began a deadly rampage in the city center.
    Siber virüs, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  63. The cyber virus continued its destructive rampage across the town.
    Siber virüs, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  64. The cyber virus started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Siber virüs, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  65. The cyber virus caused a massive rampage in the local market.
    Siber virüs, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  66. The cyber virus ended its violent rampage near the forest.
    Siber virüs, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  67. The cyber virus threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Siber virüs, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  68. The cyber virus executed a sudden rampage through the streets.
    Siber virüs, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  69. The cyber virus sustained a fierce rampage for over an hour.
    Siber virüs, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  1. The cyber virus triggered a widespread rampage across the valley.
    Siber virüs, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  2. The software glitch went on a rampage through the village.
    Yazılım hatası, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  3. The software glitch began a deadly rampage in the city center.
    Yazılım hatası, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  4. The software glitch continued its destructive rampage across the town.
    Yazılım hatası, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  5. The software glitch started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Yazılım hatası, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  6. The software glitch caused a massive rampage in the local market.
    Yazılım hatası, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  7. The software glitch ended its violent rampage near the forest.
    Yazılım hatası, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  8. The software glitch threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Yazılım hatası, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  9. The software glitch executed a sudden rampage through the streets.
    Yazılım hatası, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  10. The software glitch sustained a fierce rampage for over an hour.
    Yazılım hatası, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  11. The software glitch triggered a widespread rampage across the valley.
    Yazılım hatası, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  12. The angry crowd went on a rampage through the village.
    Öfkeli kalabalık, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  13. The angry crowd began a deadly rampage in the city center.
    Öfkeli kalabalık, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  14. The angry crowd continued its destructive rampage across the town.
    Öfkeli kalabalık, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  15. The angry crowd started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Öfkeli kalabalık, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  16. The angry crowd caused a massive rampage in the local market.
    Öfkeli kalabalık, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  17. The angry crowd ended its violent rampage near the forest.
    Öfkeli kalabalık, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  18. The angry crowd threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Öfkeli kalabalık, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  19. The angry crowd executed a sudden rampage through the streets.
    Öfkeli kalabalık, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  20. The angry crowd sustained a fierce rampage for over an hour.
    Öfkeli kalabalık, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  21. The angry crowd triggered a widespread rampage across the valley.
    Öfkeli kalabalık, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  22. The alien creature went on a rampage through the village.
    Uzaylı yaratık, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  23. The alien creature began a deadly rampage in the city center.
    Uzaylı yaratık, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  24. The alien creature continued its destructive rampage across the town.
    Uzaylı yaratık, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  25. The alien creature started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Uzaylı yaratık, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  26. The alien creature caused a massive rampage in the local market.
    Uzaylı yaratık, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  27. The alien creature ended its violent rampage near the forest.
    Uzaylı yaratık, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  28. The alien creature threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Uzaylı yaratık, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  29. The alien creature executed a sudden rampage through the streets.
    Uzaylı yaratık, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  30. The alien creature sustained a fierce rampage for over an hour.
    Uzaylı yaratık, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  31. The alien creature triggered a widespread rampage across the valley.
    Uzaylı yaratık, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  32. The hungry zombie went on a rampage through the village.
    Aç zombi, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  33. The hungry zombie began a deadly rampage in the city center.
    Aç zombi, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  34. The hungry zombie continued its destructive rampage across the town.
    Aç zombi, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  35. The hungry zombie started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Aç zombi, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  36. The hungry zombie caused a massive rampage in the local market.
    Aç zombi, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  37. The hungry zombie ended its violent rampage near the forest.
    Aç zombi, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  38. The hungry zombie threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Aç zombi, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  39. The hungry zombie executed a sudden rampage through the streets.
    Aç zombi, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  40. The hungry zombie sustained a fierce rampage for over an hour.
    Aç zombi, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  41. The hungry zombie triggered a widespread rampage across the valley.
    Aç zombi, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  42. The rebellious group went on a rampage through the village.
    Asi grup, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  43. The rebellious group began a deadly rampage in the city center.
    Asi grup, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  44. The rebellious group continued its destructive rampage across the town.
    Asi grup, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  45. The rebellious group started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Asi grup, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  46. The rebellious group caused a massive rampage in the local market.
    Asi grup, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  47. The rebellious group ended its violent rampage near the forest.
    Asi grup, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  48. The rebellious group threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Asi grup, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  49. The rebellious group executed a sudden rampage through the streets.
    Asi grup, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  50. The rebellious group sustained a fierce rampage for over an hour.
    Asi grup, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  51. The rebellious group triggered a widespread rampage across the valley.
    Asi grup, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.
  52. The unstoppable fire went on a rampage through the village.
    Durdurulamayan yangın, köyün içinde çılgınca koşturarak etrafa zarar verdi.
  53. The unstoppable fire began a deadly rampage in the city center.
    Durdurulamayan yangın, şehir merkezinde ölümcül bir yıkım serisi başlattı.
  54. The unstoppable fire continued its destructive rampage across the town.
    Durdurulamayan yangın, kasaba genelinde yıkıcı çılgınlığına devam etti.
  55. The unstoppable fire started a terrifying rampage inside the shopping mall.
    Durdurulamayan yangın, alışveriş merkezinin içinde dehşet verici bir yıkım başlattı.
  56. The unstoppable fire caused a massive rampage in the local market.
    Durdurulamayan yangın, yerel pazarda büyük bir karmaşaya ve yıkıma yol açtı.
  57. The unstoppable fire ended its violent rampage near the forest.
    Durdurulamayan yangın, orman yakınlarında şiddetli çılgınlığına son verdi.
  58. The unstoppable fire threatened a chaotic rampage near the harbor.
    Durdurulamayan yangın, liman yakınlarında kaotik bir yıkım tehdidi oluşturdu.
  59. The unstoppable fire executed a sudden rampage through the streets.
    Durdurulamayan yangın, sokaklar boyunca ani bir yıkım gerçekleştirdi.
  60. The unstoppable fire sustained a fierce rampage for over an hour.
    Durdurulamayan yangın, bir saatten fazla bir süre boyunca şiddetli yıkımını sürdürdü.
  61. The unstoppable fire triggered a widespread rampage across the valley.
    Durdurulamayan yangın, vadi boyunca yaygın bir yıkımı tetikledi.

wedge : takoz, ayırma,

  "Wedge" sözcüğü hem isim (kama, takoz, dilim, iki şeyin arasını açan engel) hem de fiil (sıkıştırmak, wedging - kamalamak, aray...

TIBBİ ETİK