DÜNYACA TANINMIŞ HASTANE MARKALARININ TÜRKİYE’DE FAALİYET GÖSTERMESİ: SAĞLIK HİZMETLERİ, BİLİMSEL GELİŞME VE MİLLÎ KAMU YARARI BAKIMINDAN BİR DEĞERLENDİRME
Özet
Sağlık hizmetleri günümüzde yalnızca ulusal sınırlar içerisinde yürütülen bir kamu hizmeti olmaktan çıkmış; tıp bilimi, ileri teknoloji, nitelikli insan gücü, klinik araştırmalar, sağlık turizmi ve uluslararası hasta hareketliliğinin etkisiyle küresel bir niteliğe kavuşmuştur. Bu gelişme, devletleri kendi sağlık sistemlerinin kapasitesini artırmanın yanında dünyanın önde gelen sağlık kuruluşlarını ülkelerine çekmeye yöneltmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, Japonya, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde uluslararası itibara sahip sağlık kuruluşlarının sınır ötesi iş birlikleri, kampüsleri, klinikleri veya kurumsal ortaklıkları bulunmaktadır.
Bu çalışmada, dünyaca tanınmış hastane ve sağlık sistemi markalarının Türkiye'de hastane, klinik, araştırma merkezi veya ortak girişim şeklinde faaliyet göstermesinin Türkiye ve Türk toplumu bakımından sağlayabileceği yararlar incelenmektedir. Çalışmanın temel tezi, böyle bir politikanın yalnızca "yabancı bir şirketin Türkiye'ye yatırım yapması" şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğidir. Dünyanın önde gelen sağlık kuruluşlarının Türkiye'de kalıcı şekilde faaliyet göstermesi; sağlık hizmetlerinin niteliğinin yükseltilmesi, Türk hekim ve sağlık çalışanlarının uluslararası bilgi ağlarına erişimi, tıp eğitiminin geliştirilmesi, klinik araştırmaların Türkiye'ye çekilmesi, sağlık turizminin büyütülmesi, Türkiye'nin bölgesel sağlık merkezi hâline gelmesi ve ileri teknoloji yatırımlarının hızlanması bakımından stratejik bir araç olabilir.
Ancak bu modelin kamu yararı doğurabilmesi için yatırımın yalnızca yüksek gelir grubuna yönelik bir sağlık hizmeti olarak kalmaması; eğitim, araştırma, teknoloji transferi, yerli sağlık insan gücünün yetiştirilmesi, kamu hastaneleriyle bilgi paylaşımı ve Türkiye'nin sağlık sistemine ölçülebilir katkı sağlanması gibi yükümlülüklerle desteklenmesi gerekir.
Anahtar kelimeler: sağlık hizmetleri, sağlık turizmi, uluslararası hastaneler, sağlık yatırımları, tıp eğitimi, klinik araştırmalar, teknoloji transferi, kamu yararı, Türkiye.
I. GİRİŞ
Bir ülkenin sağlık sisteminin gücü yalnızca sahip olduğu hastane sayısıyla ölçülemez. Asıl mesele; hastanelerin hangi teknolojiye sahip olduğu, hangi uzmanlık alanlarında dünya standartlarında hizmet verebildiği, hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının bilimsel gelişmelere ne ölçüde erişebildiği, klinik araştırmaların niteliği ve sağlık sisteminin dünyadaki bilgi üretim merkezleriyle ne kadar bütünleşmiş olduğudur.
Bu nedenle günümüzde sağlık politikalarının önemli bir boyutunu uluslararası sağlık ağlarına katılım oluşturmaktadır.
Dünyanın önde gelen sağlık kuruluşları bunun en dikkat çekici örneklerini oluşturmaktadır. Örneğin Mayo Clinic, her yıl 130'dan fazla ülkeden hastaya hizmet verdiğini ve 4.700'den fazla hekim ve bilim insanına sahip olduğunu belirtmektedir. Kuruluşun Londra'da Mayo Clinic Healthcare adıyla faaliyet gösteren uluslararası bir kliniği de bulunmaktadır.
Cleveland Clinic ise Amerika Birleşik Devletleri dışındaki faaliyetlerini Kanada, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne kadar genişletmiş; Abu Dhabi ve Londra gibi merkezlerde doğrudan sağlık hizmeti sunmaktadır. Kuruluş ayrıca farklı ülkelerdeki sağlık kuruluşlarıyla eğitim, klinik uzmanlık ve kurumsal iş birlikleri gerçekleştirmektedir.
Dolayısıyla Türkiye bakımından sorulması gereken soru şudur:
Dünyanın en güçlü sağlık markaları Türkiye'de hastane açmak isterse Türkiye bundan ne kazanır?
Bu sorunun cevabı yalnızca "daha fazla hastane" değildir.
Türkiye;
daha ileri tıbbi teknolojiye,
yeni uzmanlık merkezlerine,
uluslararası klinik araştırmalara,
yabancı hasta akışına,
nitelikli istihdama,
tıp eğitimine,
akademik iş birliklerine,
sağlık turizmi gelirlerine,
yabancı sermayeye,
bilgi ve teknoloji transferine
ulaşabilir.
Bu nedenle uluslararası hastane yatırımları, doğru bir hukuki ve ekonomik çerçeve içerisinde değerlendirildiğinde, Türkiye'nin sağlık alanındaki küresel rekabet gücünü artırabilecek stratejik yatırımlar olarak görülmelidir.
II. "ULUSLARARASI HASTANE" KAVRAMI
Öncelikle önemli bir kavramsal ayrım yapmak gerekir.
Her yabancı hastaya hizmet veren hastane "uluslararası hastane" değildir.
Bir hastanenin uluslararası niteliği farklı seviyelerde ortaya çıkabilir:
Uluslararası hastaları kabul etmesi,
Yabancı sağlık kuruluşlarıyla akademik iş birliği yapması,
Uluslararası bir hastane ağına dahil olması,
Başka ülkelerde temsilcilik veya klinik açması,
Başka ülkelerde doğrudan hastane işletmesi,
Dünya çapında tanınmış bir sağlık markası olması.
Dolayısıyla "uluslararası hastane" kavramı, salt yabancı hasta kabulünü değil, küresel sağlık sistemi içerisinde kurumsal ve bilimsel bağlantılara sahip olmayı ifade edecek şekilde anlaşılmalıdır.
Türkiye'de bunun daha ileri bir örneği hâlihazırda bulunmaktadır. Mayo Clinic'in uluslararası ağında Türkiye'den Koç University Hospital yer almaktadır. Mayo Clinic'in açıklamasına göre Care Network üyeliği, klinik bilgi, eğitim ve uzmanlık paylaşımına dayalı bir iş birliği modelidir.
Benzer şekilde Johns Hopkins Medicine International'ın uluslararası iş birlikleri arasında Türkiye'deki Anadolu Medical Center da yer almaktadır.
Bu örnekler Türkiye'nin tamamen dışarıdan bir sağlık merkezi yaratmaya çalışması gerekmediğini; mevcut güçlü Türk sağlık kuruluşlarının dünyanın önde gelen kurumlarıyla daha derin biçimde bütünleştirilebileceğini göstermektedir.
III. DÜNYACA ÜNLÜ HASTANELERİN TÜRKİYE'DE ŞUBE AÇMASININ BAŞLICA YARARLARI
1. Türk vatandaşlarının ileri tıbbi hizmetlere erişiminin kolaylaşması
İlk ve en önemli yarar doğrudan hastaya ilişkindir.
Bazı hastalıkların tedavisinde hastalar bugün dünyanın belirli merkezlerine gitmek zorunda kalabilmektedir.
Örneğin ileri kanser tedavileri, karmaşık organ nakilleri, nadir hastalıklar, ileri kardiyovasküler cerrahi, nöroşirürji veya çocuk hastalıkları gibi alanlarda belirli merkezler küresel ölçekte uzmanlaşmıştır.
Bu merkezlerden birinin Türkiye'de bulunması halinde hasta;
Türkiye → yabancı ülkeye seyahat → tedavi → takip
modelinden,
Türkiye → Türkiye'deki uluslararası merkez → tedavi → takip
modeline geçebilir.
Bunun anlamı yalnızca seyahat masrafının azalması değildir.
Hasta ailesinden ve sosyal çevresinden uzaklaşmadan tedavi olabilecektir.
2. Türkiye'den yurtdışına giden sağlık harcamalarının azalması
Bir vatandaşın tedavi amacıyla yurtdışına çıkması yalnızca hastane ücretini doğurmaz.
Buna;
ulaşım,
konaklama,
refakatçi giderleri,
tercüme,
vize,
sigorta,
uzun süreli yaşam giderleri
de eklenir.
Dünyaca tanınmış bir hastanenin Türkiye'de bulunması, belirli bir hasta grubunun bu giderlerinin Türkiye içinde kalmasını sağlayabilir.
Böylece sağlık alanında döviz çıkışının azaltılması mümkün olabilir.
3. Türkiye'nin sağlık turizmi kapasitesinin yükselmesi
Türkiye hâlihazırda sağlık turizmi bakımından önemli bir avantaja sahiptir.
Ancak küresel sağlık turizminde yalnızca düşük maliyet yeterli değildir.
Hastalar aynı zamanda:
marka,
güven,
klinik başarı,
teknoloji,
hekim kalitesi,
uluslararası akreditasyon,
hasta güvenliği
aramaktadır.
Örneğin Mayo Clinic'in uluslararası hasta hizmetlerinde dünyanın 130'dan fazla ülkesinden hastaların geldiğini belirtmesi, güçlü bir sağlık markasının tek başına ne kadar geniş bir uluslararası hasta ağı yaratabileceğini göstermektedir.
Türkiye'de böyle bir markanın bulunması halinde, yabancı hasta yalnızca Türkiye'deki hastaneye değil, Türkiye'ye gelecektir.
Bu durum sağlık turizminin klasik turizm sektöründen farklı olarak yüksek katma değer üretmesini sağlayabilir.
4. Türkiye'nin bölgesel sağlık merkezi hâline gelmesi
Türkiye'nin coğrafi konumu bu konuda son derece önemlidir.
Türkiye;
Avrupa,
Balkanlar,
Kafkasya,
Orta Asya,
Orta Doğu,
Kuzey Afrika
arasında stratejik bir konumdadır.
İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin büyük şehirleri birçok bölgeden kısa uçuşlarla ulaşılabilir durumdadır.
Bu nedenle Türkiye'nin yalnızca Türk vatandaşlarına değil, çevre ülkelerin vatandaşlarına da ileri sağlık hizmeti sunan bir merkez hâline gelmesi mümkündür.
Örneğin Cleveland Clinic'in Abu Dhabi'deki varlığı, dünya çapında tanınmış bir sağlık markasının kendi ülkesi dışındaki bir bölgesel merkez aracılığıyla uluslararası hastalara ulaşmasının önemli örneklerinden biridir.
Türkiye açısından benzer bir model, "İstanbul sağlık merkezi" veya daha geniş anlamda "Türkiye sağlık merkezi" konseptinin oluşturulmasına katkıda bulunabilir.
5. Türk hekimlerinin bilgi ve deneyim kazanması
Böyle bir yatırımın en önemli ve çoğu zaman gözden kaçırılan sonucu insan sermayesidir.
Dünyaca ünlü bir hastane Türkiye'de faaliyet gösterdiğinde yalnızca yabancı hekim getirmez.
Aynı zamanda;
ortak eğitim programları,
uzmanlık eğitimleri,
fellowship programları,
klinik toplantılar,
multidisipliner konseyler,
ortak araştırmalar,
hasta vakalarının değerlendirilmesi
gibi mekanizmalar ortaya çıkabilir.
Johns Hopkins Medicine International'ın uluslararası modelinde klinik bakım yanında araştırma, eğitim ve hasta güvenliği alanlarında kurumsal iş birliklerine yer verilmesi bunun somut örneklerinden biridir.
Bu nedenle yatırımın asıl uzun vadeli değeri bina değil, bilgi transferidir.
6. Türkiye'deki tıp eğitiminin güçlenmesi
Uluslararası hastaneler üniversitelerle iş birliği yapabilir.
Bu kapsamda;
tıp fakülteleri,
hemşirelik fakülteleri,
eczacılık fakülteleri,
biyomedikal mühendisliği bölümleri,
sağlık bilimleri fakülteleri
ile ortak eğitim programları kurulabilir.
Örneğin ortak dersler, klinik rotasyonlar, öğretim üyesi değişimleri ve uluslararası kongreler düzenlenebilir.
Böylece Türk tıp öğrencileri dünyanın önde gelen sağlık kurumlarının çalışma kültürünü Türkiye'de öğrenebilir.
7. Klinik araştırmaların Türkiye'ye çekilmesi
Bu konu belki de yatırımın en stratejik boyutudur.
Modern tıp yalnızca hastaları tedavi ederek gelişmemektedir.
Klinik araştırma → veri → bilimsel yayın → yeni tedavi → yeni teknoloji
döngüsü sağlık sisteminin gelişmesinin temel araçlarından biridir.
Uluslararası hastanelerin Türkiye'de araştırma merkezleri oluşturması;
yeni ilaç çalışmalarının,
tıbbi cihaz araştırmalarının,
genetik araştırmaların,
kanser araştırmalarının,
yapay zekâ destekli tıp uygulamalarının
Türkiye'ye çekilmesini sağlayabilir.
Bu durum Türkiye'nin yalnızca sağlık hizmeti tüketen değil, sağlık bilgisi üreten ülke olmasına katkıda bulunur.
8. Teknoloji transferi
Uluslararası hastane yatırımlarının başka bir avantajı da teknoloji transferidir.
Bir hastanenin Türkiye'ye gelmesi;
robotik cerrahi,
ileri görüntüleme,
yapay zekâ,
hassas tıp,
genomik,
ileri radyoterapi,
biyomedikal cihazlar,
dijital hasta kayıt sistemleri
gibi alanlarda yeni teknolojilerin ülkeye girişini hızlandırabilir.
Ancak burada kamu politikası bakımından önemli bir şart vardır:
Türkiye yalnızca teknolojiyi satın alan değil, teknolojiyi öğrenen ve üreten ülke hâline gelmelidir.
Bu nedenle yatırım sözleşmelerinde araştırma-geliştirme, eğitim ve teknoloji transferine ilişkin yükümlülüklerin bulunması düşünülebilir.
9. Nitelikli istihdam oluşturulması
Büyük ölçekli uluslararası hastaneler;
hekim,
hemşire,
teknisyen,
biyomedikal mühendisi,
araştırmacı,
bilişim uzmanı,
sağlık yöneticisi,
tercüman,
idari personel
istihdam eder.
Dolayısıyla yatırım doğrudan ve dolaylı istihdam yaratır.
Dahası, bu kurumlarda yetişen personelin daha sonra Türkiye'nin diğer sağlık kuruluşlarına geçmesi, bilgi birikiminin sağlık sisteminin geneline yayılmasına neden olabilir.
10. Sağlık sektöründe rekabetin niteliğinin yükselmesi
Yeni ve güçlü bir uluslararası oyuncunun piyasaya girmesi, mevcut hastaneleri de kalite bakımından rekabet etmeye teşvik edebilir.
Bu rekabet;
"kim daha fazla hasta alacak?"
rekabetinden,
"kim daha güvenli, daha kaliteli ve daha ileri tıbbi hizmet sunacak?"
rekabetine dönüşmelidir.
Bu bakımdan uluslararası hastane yatırımları sağlık sektöründeki kalite standartlarının yükselmesine katkı sağlayabilir.
11. Hasta güvenliği standartlarının gelişmesi
Dünyanın önde gelen sağlık kuruluşlarının önemli özelliklerinden biri standartlaştırılmış klinik süreçlerdir.
Türkiye'ye gelen uluslararası bir hastane;
enfeksiyon kontrolü,
ameliyat güvenliği,
ilaç güvenliği,
hasta kimliklendirme,
klinik karar destek sistemleri,
kalite göstergeleri,
tıbbi hata yönetimi
gibi alanlarda ileri uygulamaları beraberinde getirebilir.
Bu uygulamalar yalnızca ilgili hastanede değil, iş birlikleri aracılığıyla diğer sağlık kuruluşlarında da yaygınlaştırılabilir.
12. Türkiye'nin uluslararası sağlık diplomasisine katkı
Sağlık günümüzde dış politikanın da bir aracıdır.
Bir ülkenin başka ülkelerin vatandaşlarına yüksek kaliteli sağlık hizmeti sunması, o ülke hakkında olumlu bir algı yaratabilir.
Türkiye'de dünyanın en tanınmış sağlık kurumlarının bulunması;
Türkiye'yi yalnızca turizm ve ticaret ülkesi değil, aynı zamanda sağlık ve bilim ülkesi olarak konumlandırabilir.
Özellikle Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden gelen hastalar bakımından bu durum Türkiye'nin yumuşak gücünü artırabilir.
13. Yabancı sermaye girişinin artması
Büyük hastaneler yalnızca sağlık yatırımı değildir.
Bunlar;
gayrimenkul,
teknoloji,
ilaç,
tıbbi cihaz,
sigorta,
turizm,
havacılık,
eğitim
sektörleriyle bağlantılıdır.
Dolayısıyla büyük bir uluslararası hastane yatırımının ekonomik etkisi hastane binasının çok ötesine geçebilir.
14. Yerli sağlık markalarının uluslararasılaşmasına katkı
Bu politikanın amacı yabancı markaların yerli hastanelerin yerini alması olmamalıdır.
Tam tersine hedef, Türkiye'deki güçlü sağlık kuruluşlarının da uluslararasılaşmasını teşvik etmek olmalıdır.
Türkiye'nin kendi sağlık markaları;
Anadolu Medical Center,
Acıbadem,
Memorial,
Medicana,
Liv Hospital
gibi kurumlar üzerinden zaten uluslararası hasta pazarında deneyim kazanmıştır.
Dolayısıyla yabancı markalarla rekabet ve iş birliği, uzun vadede Türk sağlık markalarının da dünya çapında büyümesine katkı sağlayabilir.
IV. TÜRKİYE'YE GELMESİ DÜŞÜNÜLEBİLECEK DÜNYACA TANINMIŞ SAĞLIK KURULUŞLARI
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Aşağıdaki kuruluşların tamamı klasik anlamda "hastane zinciri" değildir. Bazıları akademik sağlık sistemi, bazıları uluslararası hastane ağı, bazıları ise çok ülkeli özel sağlık grubudur.
1. Mayo Clinic – ABD
Dünyanın en tanınmış akademik sağlık kuruluşlarından biridir.
Mayo Clinic'in üç büyük ABD kampüsü ve Londra'da Mayo Clinic Healthcare adlı uluslararası kliniği bulunmaktadır. Kuruluş ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki sağlık kuruluşlarıyla danışmanlık, eğitim ve klinik iş birlikleri yürütmektedir.
Türkiye bakımından potansiyel katkısı:
kanser,
kardiyoloji,
nöroloji,
transplantasyon,
nadir hastalıklar,
klinik araştırmalar,
tıp eğitimi.
2. Cleveland Clinic – ABD
Kardiyoloji ve kardiyovasküler tıp başta olmak üzere birçok uzmanlık alanında dünya çapında tanınan bir akademik sağlık sistemidir.
Cleveland Clinic'in ABD dışında Toronto, Abu Dhabi ve Londra'da sağlık hizmeti sunan merkezleri bulunmaktadır.
Türkiye bakımından potansiyel katkısı:
kalp ve damar hastalıkları,
organ nakli,
nöroloji,
robotik cerrahi,
akademik tıp,
sağlık yönetimi.
3. Johns Hopkins Medicine – ABD
Johns Hopkins, tıp eğitimi ve araştırma bakımından dünyanın en tanınmış akademik sağlık kurumlarından biridir.
Johns Hopkins Medicine International; farklı ülkelerde sağlık kurumlarıyla klinik bakım, hasta güvenliği, eğitim ve araştırma alanlarında iş birlikleri yürütmektedir. Türkiye'deki Anadolu Medical Center da bu küresel iş birlikleri arasında yer almaktadır.
Türkiye bakımından potansiyel katkısı:
tıp eğitimi,
klinik araştırmalar,
transplantasyon,
kanser,
nöroloji,
halk sağlığı.
4. Saudi German Health – Suudi Arabistan / Almanya bağlantılı grup
Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın önemli özel hastane gruplarından biridir.
Grubun yayımladığı kurumsal bilgilere göre Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Yemen'de çok sayıda hastanesi bulunmaktadır.
Türkiye açısından özellikle Orta Doğu sağlık turizmiyle bağlantı kurulması bakımından ilgi çekici olabilir.
5. Ramsay Health Care – Avustralya
Çok ülkeli önemli özel sağlık gruplarından biridir.
Ramsay'ın küresel ağı Avustralya'nın yanında Avrupa ve Asya'da faaliyet göstermektedir. Kuruluşun geçmiş kurumsal raporlarından birinde 10 ülkede 500'ün üzerinde tesisten oluşan küresel ağdan söz edilmektedir.
Türkiye'ye girişi özellikle özel hastane işletmeciliği, sağlık yönetimi ve uluslararası sağlık ağı bakımından değerlendirilebilir.
6. HCA Healthcare – ABD / Birleşik Krallık
Dünyanın en büyük özel sağlık hizmeti işletmecilerinden biridir.
HCA'nın ABD'de çok geniş bir hastane ve sağlık hizmeti ağı bulunmaktadır; ayrıca Birleşik Krallık'ta da faaliyet göstermektedir.
Türkiye açısından özellikle hastane işletmeciliği, sağlık yönetimi, klinik süreçlerin standardizasyonu ve büyük ölçekli sağlık yatırımları bakımından değerlendirilebilir.
V. TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLEBİLECEK MODEL
Burada mesele basitçe:
"Yabancı hastaneler gelsin."
şeklinde ortaya konulmamalıdır.
Daha doğru politika:
"Türkiye, dünyanın en iyi sağlık kuruluşlarını Türkiye'de yatırım yapmaya, araştırma yapmaya, hekim yetiştirmeye ve Türk sağlık sistemiyle bilgi paylaşmaya teşvik etmelidir."
olmalıdır.
Bunun için beş farklı model düşünülebilir.
Model 1 – Doğrudan hastane yatırımı
Yabancı sağlık kuruluşu Türkiye'de kendi markasıyla hastane kurar ve işletir.
Model 2 – Türk ortakla ortak girişim
Uluslararası hastane ile Türk sağlık grubu veya üniversitesi ortak hastane kurar.
Model 3 – Üniversite-hastane modeli
Yabancı hastane + Türk üniversitesi + araştırma merkezi birlikte çalışır.
Model 4 – "Türkiye mükemmeliyet merkezi" modeli
Yabancı marka bütün hastaneyi işletmek yerine Türkiye'de belirli bir uzmanlık merkezi kurar.
Örneğin:
Mayo Clinic Cancer Center Türkiye,
Cleveland Clinic Heart Center Türkiye,
Johns Hopkins Neuroscience Center Türkiye
gibi uzmanlık merkezleri düşünülebilir.
Model 5 – Kamu-özel-uluslararası ortaklığı
Devlet altyapıyı veya teşvikleri sağlar; Türk özel sektörü yatırım yapar; uluslararası sağlık kuruluşu ise klinik işletme, eğitim, kalite ve araştırma standartlarını getirir.
VI. TÜRKİYE'NİN BU YATIRIMLARI ÇEKMEK İÇİN SUNABİLECEĞİ TEŞVİKLER
Uluslararası hastanelerin Türkiye'ye gelmesi için klasik vergi teşviklerinin yanında bilgi transferine dayalı teşvik modeli geliştirilmelidir.
Örneğin yatırımcıya;
yatırım teşviki,
arazi tahsisi,
vergi avantajları,
Ar-Ge teşvikleri,
klinik araştırma kolaylıkları,
akademik iş birliği teşvikleri,
sağlık turizmi destekleri
sağlanabilir.
Buna karşılık yatırımcıdan;
Türk hekim ve hemşirelerin eğitimi,
araştırma merkezi kurulması,
yıllık belirli sayıda akademik proje,
Türkiye'deki üniversitelerle iş birliği,
teknoloji transferi,
Türk sağlık personelinin yurtdışı eğitimleri,
kamu hastaneleriyle bilgi paylaşımı
gibi yükümlülükler talep edilebilir.
Böylece teşvik karşılığında kamu yararı modeli kurulabilir.
VII. TÜRKİYE BAKIMINDAN EN UYGUN ŞEHİRLER
Bu tür yatırımlar bakımından şehir seçimi de önemlidir.
İstanbul
En güçlü adaydır.
Avantajları:
uluslararası hava ulaşımı,
büyük nüfus,
sağlık turizmi,
yabancı hasta erişimi,
üniversiteler,
özel sağlık sektörü,
finansal merkez olma özelliği.
Ankara
Özellikle;
tıp eğitimi,
üniversite hastaneleri,
kamu sağlık kurumları,
savunma ve biyomedikal araştırmaları
bakımından güçlü bir merkezdir.
İzmir
Ege Bölgesi, turizm ve Avrupa bağlantıları nedeniyle özellikle sağlık turizmi açısından değerlendirilebilir.
Antalya
Sağlık turizmi ile klasik turizmin birleştirilebileceği önemli bir merkezdir.
Bursa
Bursa'nın sanayi, üniversite, nüfus ve sağlık altyapısı bakımından taşıdığı potansiyel de özellikle bölgesel bir sağlık merkezi modeli bakımından değerlendirilebilir.
VIII. "YABANCI HASTANE GELİRSE YERLİ SAĞLIK SİSTEMİ ZAYIFLAR MI?"
Bu yaklaşım bütünüyle göz ardı edilmemelidir.
Uluslararası hastanelerin Türkiye'ye gelmesinin bazı riskleri de vardır.
Örneğin;
sağlık çalışanlarının yüksek ücret nedeniyle belirli kurumlarda yoğunlaşması,
sağlık hizmetlerinin aşırı ticarileşmesi,
yalnızca yüksek gelirli hastalara hizmet verilmesi,
yerli hastaneler üzerinde rekabet baskısı,
kamu kaynaklarının özel kuruluşlara aktarılması,
sağlık hizmetinde bölgesel eşitsizliklerin artması
gibi problemler ortaya çıkabilir.
Bu nedenle yabancı hastane yatırımının kendisi otomatik olarak kamu yararı doğurmaz.
Kamu yararını doğuran şey yatırımın niteliğidir.
Bu nedenle devletin temel görevi yatırımın önünü kapatmak değil, yatırımın Türkiye'nin sağlık sistemine katkı sağlamasını sağlayacak hukuki çerçeveyi oluşturmaktır.
IX. TEMEL POLİTİKA ÖNERİSİ
Türkiye bakımından ideal sistem şöyle kurulabilir:
Dünyaca tanınmış sağlık markası
↓
Türkiye'de hastane/merkez
↓
Türk üniversitesiyle ortaklık
↓
Araştırma merkezi
↓
Türk hekimlerinin eğitimi
↓
Uluslararası hasta kabulü
↓
Sağlık turizmi
↓
Teknoloji transferi
↓
Yerli sağlık sektörünün gelişmesi
↓
Türkiye'nin bölgesel sağlık merkezi olması
Bu zincirin son halkası önemlidir.
Amaç yalnızca Türkiye'ye yabancı hastane getirmek değil, Türkiye'yi yabancı hastanelerin gelmek istediği bir sağlık ülkesi hâline getirmek olmalıdır.
X. SONUÇ
Dünyanın en tanınmış hastanelerinin Türkiye'de faaliyet göstermesi, ilk bakışta özel sektör yatırımı gibi görünse de etkileri bunun çok ötesindedir.
Doğru bir model uygulandığında böyle bir yatırım;
bir hastane binası değil,
bir bilgi merkezi,
bir eğitim merkezi,
bir araştırma merkezi,
bir teknoloji transfer merkezi,
bir sağlık turizmi merkezi
ve nihayet
bir uluslararası sağlık diplomasisi merkezi
hâline gelebilir.
Mayo Clinic'in Londra'daki varlığı, Cleveland Clinic'in Abu Dhabi ve Londra gibi merkezlerdeki faaliyetleri ve Johns Hopkins Medicine'ın farklı ülkelerdeki klinik ve akademik iş birlikleri, dünyanın önde gelen sağlık kuruluşlarının ulusal sınırların ötesinde faaliyet göstermesinin mümkün olduğunu göstermektedir.
Türkiye'nin avantajı ise coğrafi konumudur.
Türkiye, Avrupa ile Asya'nın, Balkanlar ile Kafkasya'nın, Orta Asya ile Orta Doğu'nun ve Akdeniz ile Karadeniz'in kesişme noktasındadır.
Bu nedenle Türkiye, yalnızca kendi vatandaşlarının sağlık ihtiyacını karşılayan bir ülke olmakla yetinmeyip çevre coğrafyaların ileri sağlık merkezi hâline gelebilir.
Ancak bunun için stratejik hedef:
"Dünyanın ünlü hastanelerini Türkiye'ye getirmek"
değil,
"Dünyanın ünlü hastanelerini Türkiye'nin sağlık ekosisteminin bir parçası hâline getirmek"
olmalıdır.
Böyle bir politika;
Türk vatandaşlarının ileri sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırabilir,
yurtdışına yapılan sağlık harcamalarını azaltabilir,
sağlık turizmi gelirlerini artırabilir,
yabancı sermaye çekebilir,
istihdam yaratabilir,
Türk hekimlerinin uluslararası bilgiye erişimini artırabilir,
tıp eğitimini güçlendirebilir,
klinik araştırmaları Türkiye'ye çekebilir,
teknoloji transferini hızlandırabilir,
Türk sağlık kuruluşlarının uluslararasılaşmasını teşvik edebilir,
Türkiye'nin sağlık diplomasisini güçlendirebilir.
Bu nedenle dünyaca tanınmış sağlık kuruluşlarının Türkiye'de faaliyet göstermesinin, gerekli hukuki ve ekonomik güvenceler sağlandığı takdirde, Türkiye'nin ekonomik çıkarları kadar Türk toplumunun sağlık hakkı ve kamu yararı bakımından da stratejik bir değer taşıdığı ileri sürülebilir.
Özellikle devletin vereceği teşviklerin salt yatırım miktarına değil; eğitim + araştırma + teknoloji transferi + istihdam + sağlık turizmi + kamu sağlık sistemine katkı kriterlerine bağlanması, yabancı sağlık yatırımlarını gerçek anlamda millî sağlık politikasının bir aracına dönüştürebilir.
Dünyada dikkate alınabilecek başlıca uluslararası sağlık kuruluşları
| Kuruluş | Merkez | Uluslararası yapı | Türkiye bakımından potansiyel |
|---|---|---|---|
| Mayo Clinic | ABD | Klinik + uluslararası klinik + küresel iş birlikleri | Çok yüksek |
| Cleveland Clinic | ABD | Çok ülkeli sağlık sistemi | Çok yüksek |
| Johns Hopkins Medicine | ABD | Akademik sağlık sistemi + küresel iş birlikleri | Çok yüksek |
| Ramsay Health Care | Avustralya | Çok ülkeli özel hastane ağı | Yüksek |
| HCA Healthcare | ABD | Büyük ölçekli hastane ağı | Yüksek |
| Saudi German Health | Suudi Arabistan | MENA bölgesinde çok ülkeli hastane grubu | Yüksek |
| Charité – Universitätsmedizin Berlin | Almanya | Akademik tıp merkezi | Çok yüksek |
| Singapore General Hospital / SingHealth | Singapur | Büyük akademik sağlık sistemi | Çok yüksek |
| Bumrungrad International Hospital | Tayland | Uluslararası hasta odaklı sağlık merkezi | Çok yüksek |
| Sheba Medical Center | İsrail | İleri tıp ve araştırma merkezi | Yüksek |
| Asan Medical Center | Güney Kore | Akademik sağlık merkezi | Yüksek |
| Seoul National University Hospital | Güney Kore | Akademik sağlık sistemi | Yüksek |
| King's College Hospital | Birleşik Krallık | Uluslararası sağlık iş birlikleri | Yüksek |
| Imperial College Healthcare | Birleşik Krallık | Akademik sağlık sistemi | Çok yüksek |
| Ramsay Santé | Fransa/Avrupa | Pan-Avrupa özel sağlık ağı | Yüksek |
Burada özellikle Mayo Clinic, Cleveland Clinic ve Johns Hopkins Türkiye bakımından farklı bir kategoriye konulabilir. Bunlar sıradan "hastane zincirleri" olmaktan ziyade hastane + üniversite + araştırma + eğitim + küresel bilgi ağı niteliğindedir. Türkiye'nin hedeflemesi gereken asıl model de bence budur. Mayo Clinic'in uluslararası iş birliği modelinde klinik hizmetin yanında eğitim, danışmanlık ve sağlık kuruluşlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar bulunması bu açıdan dikkat çekicidir.
Dahası, Türkiye'nin tamamen sıfırdan başlaması da gerekmemektedir. Mayo Clinic'in küresel ağında Türkiye'den Koç University Hospital, Johns Hopkins Medicine International'ın küresel iş birlikleri arasında ise Anadolu Medical Center bulunmaktadır.
Bu nedenle Türkiye için bir sonraki aşama, yalnızca "uluslararası hastanelerle iş birliği" değil, dünyanın önde gelen birkaç sağlık markasının Türkiye'de doğrudan klinik, araştırma merkezi veya hastane kurmasını sağlayacak özel bir uluslararası sağlık yatırımları stratejisi geliştirmek olabilir.