Çevirisini yaptığım makalede şöyle bir bölüm vardı:
A. UCM’DE MAĞDUR KATILIMI
Roma Statüsü, mağdurların yargılamanın tüm aşamalarına bir şekilde katılabileceğini öngörmektedir.⁸⁹ Aynı zamanda Statü, mağdur katılımının hangi durumlarda uygun olduğuna karar verme konusunda Dairelere geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır.⁹⁰ Dolayısıyla, mağdurların yargılamaya katılıp katılamayacağı ve bu katılımın hangi biçimde gerçekleşeceği, genel ve soyut bir kural olarak değil; her somut yargılama bakımından ayrı ayrı belirlenmesi gereken bir husustur. Katılımın biçimi, mağdurun dâhil olduğu yargılamanın niteliğine göre değişiklik gösterecektir.⁹¹
Mağdurlar, UCM önündeki yargılamaların tüm aşamalarında önemli roller üstlenebilir. Öncelikle, diğer tüm ceza adalet sistemlerinde olduğu gibi, mağdurlar Mahkeme Savcılığı’nı Mahkeme’nin yargı yetkisine giren suçlar hakkında bilgilendiren başlıca aktörlerdir.⁹²
Savcı, Roma Statüsü’nün 15. maddesi uyarınca re’sen (proprio motu) soruşturma başlatmak için Ön İnceleme Dairesi’nden izin talep ettiğinde, kendisi tarafından bilinen veya VWU tarafından bilinen mağdurları bilgilendirmekle yükümlüdür.⁹³⁻⁹⁴ Bu mağdurlar, soruşturma açılıp açılmaması konusunda Ön İnceleme Dairesi’ne görüş sunma hakkına sahiptir.⁹⁵ Ayrıca Dairenin vereceği karardan da haberdar edilmek zorundadırlar.⁹⁶
Benzer şekilde, Savcı kendisine bildirilen suç iddiaları üzerine soruşturma açmamaya karar verirse, mağdurlar bu karardan haberdar edilir ve görüş sunma imkânına sahip olur.⁹⁷ Bu aşamadan sonra Ön İnceleme Dairesi, Savcı’ya soruşturma başlatması yönünde talimat verebilir.⁹⁸
Bu ön aşamada Roma Statüsü, mağdurlara Mahkeme’nin kabul edilebilirlik veya yargı yetkisine ilişkin değerlendirmelerine dair “gözlem (observations)” sunma hakkı da tanımaktadır.⁹⁹
Ön İnceleme Dairesi soruşturmayı yetkilendirdikten sonra, yargılamaya katılmak isteyen kişilerin Daire’ye başvuruda bulunmaları gerekmektedir.¹⁰⁰ Katılım için başvuruda bulunan kişinin, mağdur sıfatını haiz olduğunu şu dört unsuru ispatlayarak göstermesi gerekir:
(1) gerçek kişi olması,
(2) bir zarara uğramış olması,
(3) bu zararın bir suçtan kaynaklanması ve
(4) söz konusu suçun Mahkeme’nin yargı yetkisi kapsamında bulunması.¹⁰¹
Usul ve Delil Kuralları’nın 85. maddesi “zarar” kavramını tanımlamamış olmakla birlikte, Daireler bu kavramı fiziksel, zihinsel, duygusal veya ekonomik zarar şeklinde yorumlamıştır.¹⁰² Şüpheli tarafından işlenen bir suç nedeniyle dolaylı olarak zarar gören kişiler de mağdur olarak tanınabilmektedir.
Bu dört kriteri karşılayan başvurucular, 68(3) maddesinde öngörülen koşullara tabi olmak üzere yargılamaya katılma hakkı kazanır. Anılan hüküm şöyledir:
“Mağdurların kişisel menfaatlerinin etkilendiği hâllerde, Mahkeme; sanığın haklarına zarar vermeyecek ve adil ve tarafsız yargılamayla bağdaşır bir biçimde, mağdurların görüş ve endişelerinin, Mahkeme tarafından uygun görülen yargılama aşamalarında sunulmasına ve dikkate alınmasına izin verir.”¹⁰³
Bu hüküm, uygulamada ciddi belirsizliklere yol açmıştır.
Daire katılımı uygun gördüğü takdirde, mağdurlar iki şekilde sürece dâhil olabilir. İlki doğrudan katılımdır. Örneğin 89. Kural uyarınca, mağdurlara Daire’nin takdirine bağlı olarak açılış ve kapanış beyanlarında söz hakkı tanınabilir.¹⁰⁴
İkinci ve uygulamada daha yaygın olan yol ise dolaylı (temsili) katılımdır; yani mağdurun hukuki temsilcisi aracılığıyla katılımıdır. Kural olarak mağdurlar, kendi hukuki temsilcilerini seçme hakkına sahiptir.¹⁰⁵ Ancak çok sayıda mağdurun aynı yargılamaya katılması hâlinde, Daire, ortak bir hukuki temsilci atanmasına karar verebilir.¹⁰⁶
Hukuki temsilciler, Daire aksine karar vermedikçe duruşmalara katılabilir ve yargılamada aktif rol alabilir. Daire, temsilcinin müdahalesini yalnızca yazılı beyanlarla sınırlayabilir.¹⁰⁷ Hukuki temsilci ayrıca tanık, bilirkişi veya sanığı sorgulamak için Daire’den izin talep edebilir.¹⁰⁸ Bu durumda Daire, soruların yazılı olarak önceden sunulmasını isteyebilir ve duruşmada sorulacak soruların biçimini ve sırasını kendisi belirleyebilir.¹⁰⁹
Son olarak, Roma Statüsü ve Usul Kuralları, mağdurlara tazminat yargılamalarında da geniş bir katılım imkânı tanımaktadır.¹¹⁰ Kural 96 uyarınca Yazı İşleri Müdürlüğü, tazminat yargılamalarının mağdurlara, ilgili kişilere ve ilgili devletlere mümkün olan en geniş ölçüde duyurulmasını sağlamakla yükümlüdür.¹¹¹
Tazminata ilişkin bir karar verilmeden önce, Yargılama Dairesi mağdurların beyanlarını davet edebilir ve dikkate almak zorundadır.¹¹² Tazminat duruşmalarında, mağdur temsilcileri Daire’nin izniyle tanıkları, bilirkişileri ve ilgili kişiyi sorgulayabilir.¹¹³ Ayrıca tazminat kararından olumsuz etkilenen mağdurların hukuki temsilcileri, Temyiz Dairesi’ne başvurma hakkına sahiptir.¹¹⁴
Bu açık katılım haklarına ek olarak, Daireler yargılamanın her aşamasında, herhangi bir konuda mağdurların görüşlerini talep edebilir.¹¹⁵
Trumbull, s. ?
Hırsızlık, yağma, gasp gibi suçlar için de tazminat değerlendirilmeli. Gerçekten eski CMK sisteminde şahsi dava yolu ile duruşmalara katılanlar için tazminata hükmedilebilmesi mümkünken yeni TCK sistemi bunu gözardı etmiştir.
Sanık hakkında verilen ceza hele hükmün açıklanmasının geri bırakılması ise mağduru asla tatmin etmemekte, zararını karşılamamaktadır.
Hırsızlık suçu ile çalınan mala eşdeğer hırsızın malına el konulmalı, bu kamusal haciz olabilir. Bu hacizle mağdurun zararı ödenmelidir.
Mesleki tecrübe, mağdurun zararının karşılanıp karşılanmaması konusunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması dışında kimsenin umurunda değildir. Onun da nasıl uygulandığı içtihatlarla sabittir.
Bu durumda, sanığın malvarlığına el konulmak ya da mağdura doğrudan ilamlı takip yapabilmek yetkisi verilebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder