Kitlesel Cinsel Şiddet Davaları, Doğrudan Mağdur Tanıklığı Olmadan da İspatlanabilir
Anne-Marie de Brouwer
Özet
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) hukuki çerçevesi, cinsel şiddet suçları (veya diğer suçlar) bakımından, doğrudan fiziksel mağdur tanıklığı dışında kalan delillere dayanarak da sanığın soykırım, insanlığa karşı suçlar veya savaş suçları kapsamında mahkûm edilmesine imkân tanımaktadır. Bu deliller; görgü tanıkları, uzman tanıkları, belgeler gibi geleneksel hukuki delillerin yanı sıra, sosyal bilimlerden elde edilen yenilikçi kanıtlarla da desteklenebilir.
Her somut olayda, delillerin kabul edilebilirliği ve ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi Mahkeme Dairesi’ne aittir. Bu değerlendirme yapılırken, delilin ispat gücü (probative value) ve adil yargılamaya olası etkileri dikkate alınır. Ayrıca bazı mağdurlar güvenlik, mahremiyet veya onur gerekçesiyle tanıklık yapmak istemezken, bazıları ifade vermek isteyebilir. Bu nedenle, soruşturma aşamasından itibaren cinsel şiddete ilişkin delillerin araştırılması ve mağdurlar için uygun koruma önlemlerinin belirlenmesi önemlidir.
Gerekçe (Argument)
Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde cinsel şiddet suçlarının mağdur tanıklığı olmadan kovuşturulup mahkûmiyetle sonuçlanıp sonuçlanamayacağı sorusu, 2009 yılında Lahey’de düzenlenen uluslararası bir kolokyumda tartışılmıştır. Bu toplantıda dönemin UCM Savcısı Luis Moreno-Ocampo, sosyal bilim yöntemlerinin uluslararası ceza adaletini geliştirebileceğini belirterek, “tanık ve mağdur olmadan dava yürütme” hedefinden söz etmiştir. Benzer şekilde Navi Pillay, cinsel şiddet davalarında planlama, işleniş biçimi ve sonuçların ortaya konulmasıyla bireysel tanıklık olmadan da dava kurulabileceğini ifade etmiştir.
Bu bağlamda iki temel soru ortaya çıkar:
-
UCM hukuki sistemi mağdur tanıklığı dışındaki delillere dayanarak mahkûmiyete izin verir mi?
-
Eğer verirse, bu deliller nelerdir ve hangi koşullarda kabul edilir?
UCM Hukuki Çerçevesi
Roma Statüsü delil rejimine ilişkin bazı önemli hükümler içerir:
-
Madde 69(2): Tanık beyanlarının yanı sıra yazılı belgeler ve kayıtlar da delil olarak kabul edilebilir.
-
Madde 69(3): Taraflar davayla ilgili delilleri sunabilir; Mahkeme gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli gördüğü delilleri talep edebilir.
-
Madde 69(4): Mahkeme, delillerin kabul edilebilirliği ve ilgililiği hakkında karar verirken, delilin ispat gücünü ve adil yargılamaya etkisini değerlendirir.
Ayrıca Usul ve Delil Kuralları’nda (özellikle 63–75. kurallar) video kayıtları, önceki beyanlar gibi alternatif delil türleri düzenlenmiştir. Önemli bir nokta da şudur: cinsel şiddet suçlarında delillerin doğrulanması (corroboration) zorunlu değildir. Bu düzenleme, özellikle kadın mağdurlara yönelik önyargıların reddedildiğini ve beyanlarının diğer tanıklarla eşit değerde olduğunu kabul eder.
Bu çerçevede, doğrudan mağdur tanıklığı olmaksızın da mahkûmiyet mümkündür.
Delil Türleri
Uluslararası mahkemelerde şimdiye kadar hiçbir davada, mağdur tanıklığı olmadığı için suçun ispat edilemediği yönünde genel bir ilke kabul edilmemiştir. Cinsel şiddet davalarında kullanılan deliller şunları içerir:
-
Görgü tanıkları
-
Dolaylı tanıklar (hearsay)
-
Uzman tanıklar (psikologlar, doktorlar, STK uzmanları)
-
BM ve STK raporları
-
Askerî belgeler
-
Fail veya içeriden kişilerin itirafları
Örneğin UCM’deki Bemba davasında:
-
Bir görgü tanığı, 8 yaşındaki bir kızın annesinin önünde tecavüze uğradığını anlatmıştır.
-
Bir uzman tanık, Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki cinsel şiddetin yaygınlığını açıklamıştır.
Bu tür deliller birlikte değerlendirildiğinde, mağdur tanıklığı olmasa bile mahkûmiyet mümkün olabilir.
Sosyal Bilim Delilleri ve Yenilikçi Yöntemler
Modern yaklaşımlar, sosyal bilim yöntemlerinin de delil olarak kullanılabileceğini göstermektedir:
-
İstatistiksel analizler
-
Hiyerarşik modelleme (komuta zincirini ortaya koymak için)
-
Epidemiyolojik örnekleme yöntemleri
-
Nüfus temelli araştırmalar
Örneğin Darfur’daki olaylarda yapılan analizler:
-
Saldırıların büyük kısmının Sudan ordusu ve milisler tarafından gerçekleştirildiğini,
-
Irksal hedeflemenin varlığını,
-
Cinsel şiddetin sistematik olduğunu ortaya koymuştur.
Bu yöntemler, suçların yaygın ve sistematik niteliğini ispatlamada önemli rol oynar.
Ayrıca “pattern evidence” (örüntü delili) yaklaşımıyla:
-
Faillerin profili
-
Mağdurların profili
-
Coğrafi ve zamansal dağılım
-
Suçun işleniş biçimi
analiz edilerek suçun yapısal niteliği ortaya konabilir.
Mağdurların Tanıklık Konusundaki Tutumu
Cinsel şiddet mağdurları çoğu zaman:
-
Tehdit,
-
Damgalanma,
-
Aile ve toplumdan dışlanma,
-
Hatta bazı ülkelerde cezalandırılma
riskleri nedeniyle tanıklık yapmak istemeyebilir.
Özellikle:
-
HIV/AIDS damgası,
-
“namus” anlayışı,
-
evlenememe,
-
çocukların damgalanması
gibi sonuçlar mağdurları sessiz kalmaya zorlayabilir.
Buna rağmen birçok mağdur:
-
Gerçeği anlatmak,
-
Adalet sağlamak,
-
Onurunu geri kazanmak
amacıyla tanıklık yapmak istemektedir.
Örneğin Bemba davasında bir mağdur, maruz kaldığı toplu tecavüzü anlatmış ve bunu “dünyaya gerçeği duyurmak” için yaptığını belirtmiştir.
Sonuç
Cinsel şiddet suçları:
-
Doğrudan mağdur tanıklığı olmadan da ispatlanabilir,
-
UCM hukuki çerçevesi bunu açıkça mümkün kılar,
-
Geleneksel ve modern delil türleri birlikte kullanılabilir.
Ancak en doğru yaklaşım:
-
Hem mağdur tanıklığını dışlamamak,
-
Hem de alternatif delil kaynaklarını etkin şekilde kullanmaktır.
Başarılı kovuşturma için:
-
Soruşturma başından itibaren cinsel suçlara odaklanılmalı,
-
Deliller sistematik şekilde toplanmalı,
-
Yargı mensupları cinsiyet duyarlılığı konusunda eğitilmelidir.
Bu şekilde hem cezasızlıkla mücadele edilebilir hem de mağdurların adalete erişimi güçlendirilebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder