BÖLÜM IV
MUHAREBE
Türk Tugayı, UNRC’deki (Kabul Merkezi) eğitimini tamamladıktan sonra 1950 Kasım ayının başlarında cephe hattına sevk edildi. Başlangıçta Sekizinci Ordu’nun ihtiyat birliği olarak planlanmışlardı, ancak Çin Komünist Kuvvetleri'nin (CCF) savaşa devasa bir kütle halinde dahil olması, Türklerin kendilerini bir anda savaşın en kanlı merkezinde bulmalarına neden oldu.
Wawon ve Kunu-ri Geçidi 26 Kasım 1950'de Türk Tugayı, geri çekilen ABD 2. Tümeni'nin sağ kanadını korumak ve Çin ordusunun arkadan kuşatmasını engellemek amacıyla Kunu-ri bölgesine sevk edildi. Burası, tezin önceki bölümlerinde belirtilen "hantal karargah yapısının" ve "dil bariyerinin" en acı sonuçlarının görüldüğü yer oldu.
Çinliler, gece baskınları ve sızma taktikleri konusunda uzmandı. Türk askerleri, gece boyunca süren ve göğüs göğüse çarpışmaya dönüşen bu saldırılarda Amerikan doktrininden farklı olarak kendi içgüdüsel savaş becerilerini sergilediler. Birçok kaynakta geçen ünlü "süngü hücumları" burada gerçekleşti. 2. Tabur, kuşatmayı yarmak için mühimmatı bitince süngü takarak saldırıya geçti; bu hamle Çin birliklerinde şaşkınlık ve kısa süreli bir geri çekilme yarattı.
Süngü Hücumları ve Psikolojik Etki Tezde vurgulanan önemli bir nokta, Türklerin süngü kullanma konusundaki kararlılığıdır. Amerikan subaylarının raporlarına göre, Türk askeri ateş gücü desteği kesildiğinde dahi mevziyi terk etmek yerine el bombası ve süngü ile son ana kadar direnmeyi tercih ediyordu. Bu durum, BM birlikleri arasında Türk Tugayı'nın "korkusuz" ve "öngörülemez" bir güç olarak nam salmasını sağladı.
Ağır Kayıplar ve Dağılma Tehlikesi Ancak cesaret, lojistik eksikliklerin yerini her zaman dolduramıyordu. Wawon Muharebesi sırasında Tugay, Çin'in üç tümeniyle karşı karşıya kaldı. İletişim kopuklukları nedeniyle Türkler, Amerikan birliklerinin geri çekildiğinden habersiz bir şekilde savunma hattını tutmaya devam ettiler. Bu durum, Tugay'ın neredeyse tamamen kuşatılmasına ve %20'den fazla zayiat vermesine yol açtı. Binbaşı Lütfü Bilgin ve Binbaşı Mithat Ulunlu gibi değerli subaylar bu safhada şehit düştüler.
Kunu-ri'nin Stratejik Önemi Tezin bu bölümündeki analizde, Türk Tugayı'nın Kunu-ri'deki direnişinin ABD 2. Tümeni'nin tamamen yok edilmesini önlediği savunulmaktadır. Eğer Türkler o hattı üç gün boyunca tutmasaydı, Sekizinci Ordu'nun geri çekilme yolu tamamen kapanacak ve Kore Savaşı çok daha erken ve müttefikler için felaketle sonuçlanabilecek bir aşamaya gelecekti.
TABLO 3 (Hatırlatma): Muharebe Kayıplarının Ağırlığı
Tezde yer alan istatistikler, bu muharebenin şiddetini kanıtlar niteliktedir:
Wawon/Kunu-ri Safhası: Toplam şehit ve yaralıların yaklaşık %60'ı sadece bu birkaç günlük süreçte verilmiştir.
Esirler: 244 Türk askeri esir düşmüş, ancak bu esirler arasında "beyin yıkama" girişimlerine en dirençli grup Türkler olmuştur (Bu konu tezin ilerleyen bölümlerinde detaylandırılmaktadır).
Gökhan Bey, tezin bu kısmında General Yazıcı'nın "mümkün olan en kısa sürede muharebeye atanma" talebinin, Tugay'ı çok hazırlıksız bir şekilde devasa bir gücün önüne attığı eleştirisi de gizli. Sizin kitabınızdaki "hesaplaşma" teması için, bu taktiksel başarılar ile organizasyonel hatalar arasındaki zıtlık çok güçlü bir malzeme sunabilir.
Özellikle Türk esirlerin Çin kamplarındaki o meşhur direnişini ve disiplinini anlatan V. Bölüm: Savaş Esirleri kısmıyla mı devam edelim, yoksa bu muharebe raporlarındaki diğer detaylara mı bakalım?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder