Şaçaşvili / Almanya Davası:
AİHM’in İddia Tanıklarını Sorgulama Hakkına İlişkin Yaklaşımlarının Gelişimi**
AİHM Büyük Daire’nin 15 Aralık 2015 tarihli kararına (başvuru no: 9154/10) ilişkin yorum
Maria Suchkova
ÖZ
2015 yılı sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi tarafından verilen Şaçaşvili / Almanya kararında, Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile güvence altına alınan iddia tanıklarını sorgulama hakkının yorumlanmasına ve mahkemelerin hazır bulunmayan bir tanığın beyanlarının okunmasına karar verirken sahip oldukları yükümlülüklerin kapsamına ilişkin yaklaşımını açıklığa kavuşturmuştur.
Mahkeme, Al‑Khawaja ve Tahery / Birleşik Krallık kararı ile başlayan içtihatlarda ortaya çıkan çelişkileri gidermeye çalışmıştır. Şaçaşvili kararında Mahkeme, bu hakkın yorumunda esnek ve nüanslı bir yaklaşım benimsemiş; hem tanığın sorgulanma hakkının korunup korunmadığını hem de yargılamanın genel adilliğini birlikte değerlendiren bir sistem geliştirmiştir.
Karar ayrıca, iddia tanığının duruşmada hazır edilememesi durumunda ulusal mahkemelerin uygulaması gereken standartları özetlemesi bakımından pratik açıdan da önem taşımaktadır.
1. Giriş
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, suç isnadı altındaki herkesin, aleyhine tanıklık yapan kişileri sorgulama veya sorgulatma hakkını güvence altına alır. Bu hak, adil yargılanma hakkının bir parçasıdır.
AİHM’e göre kural olarak, iddia makamına ait tüm deliller sanığın huzurunda sunulmalı ve savunmanın bunları sorgulama imkânı bulunmalıdır. Ancak bu kural mutlak değildir; belirli koşullarda daha önce alınmış beyanların okunması mümkündür.
Bu bağlamda temel içtihat, Al‑Khawaja ve Tahery / Birleşik Krallık kararı olup, daha sonra Schatschaschwili / Almanya kararı ile bu yaklaşım geliştirilmiştir.
2. İddia Tanıklarını Sorgulama Hakkının Uygulama Alanı
Sözleşme’deki “tanık” kavramı otonomdur. Yani bir kişinin ulusal hukukta “tanık” sayılıp sayılmaması önemli değildir; esas olan, beyanın suçlayıcı nitelikte bir delil olup olmadığıdır.
Bu kapsamda AİHM;
- mağdur beyanlarını,
- diğer sanıkların ifadelerini,
- uzman görüşlerini
da bu hak kapsamında değerlendirebilir.
Örneğin Seton / Birleşik Krallık kararı davasında, bir kişinin telefon konuşmalarının kaydı dahi bu kapsamda değerlendirilmiştir.
3. Tanık Beyanlarının Okunmasına İlişkin Şartlar
AİHM, Al‑Khawaja ve Tahery / Birleşik Krallık kararı ile üç aşamalı bir test geliştirmiştir:
1. Tanığın yokluğu için haklı neden var mı?
Mahkemeler tanığın getirilmesi için tüm makul çabayı göstermelidir.
2. Beyan tek veya belirleyici delil mi?
- “Tek delil”: başka delil yok
- “Belirleyici delil”: sonucu tayin edecek ağırlıkta delil
3. Savunma için telafi edici güvenceler var mı?
Örneğin:
- önceki aşamada sorgulama imkânı
- video kayıtlarının izlenmesi
- yazılı soru yöneltme
- mahkemenin ihtiyatlı değerlendirme yapması
3.1 Tanığın Yokluğu
AİHM’e göre:
- ölüm genelde haklı neden sayılır
- ancak ihmalle oluşmuşsa kabul edilmez
- yurtdışında olması tek başına yeterli değildir
- devlet aktif çaba göstermelidir
3.2 Tek veya Belirleyici Delil Meselesi
AİHM, “belirleyici delil” kavramını dar yorumlar.
Delilin gerçekten davanın sonucunu belirlemesi gerekir.
3.3 Telafi Edici Güvenceler
Mahkeme özellikle şu hususlara bakar:
- savunmanın sorgulama fırsatı olup olmadığı
- önceki ifadeye erişim
- çapraz sorgu imkânı
- delilin ihtiyatla değerlendirilmesi
4. Şaçaşvili / Almanya Kararında Testin Uygulanması
Schatschaschwili / Almanya kararı davasında:
- mağdurlar Letonya vatandaşıydı
- ülkeden ayrıldılar
- sanık onları sorgulayamadı
- mahkeme ifadeleri okudu
Mahkeme:
- tanıkların getirilememesi için çaba gösterildiğini kabul etti
- ancak savunmanın yeterince korunmadığına karar verdi
Özellikle sorun:
Soruşturma aşamasında sanık veya müdafiinin tanıkları sorgulayamamış olmasıdır.
Sonuç:
9’a karşı 8 oyla ihlal kararı verilmiştir.
5. Kararın Getirdiği Yenilikler
AİHM şu önemli noktaları netleştirmiştir:
- Üç kriter birbirinden bağımsız değil, birlikte değerlendirilir
- Hiçbiri tek başına belirleyici değildir
- Genel adil yargılanma değerlendirmesi yapılır
Ayrıca:
- Tanık beyanı ne kadar önemliyse
- savunma güvenceleri o kadar güçlü olmalıdır
6. Sonuç
Schatschaschwili / Almanya kararı kararı:
- esnek bir yaklaşım benimsemiştir
- adil yargılanma hakkını bütüncül ele almıştır
- ulusal mahkemelere önemli yükümlülükler yüklemiştir
Özellikle:
- tanığın gelmeyeceği öngörülüyorsa erken aşamada sorgu imkânı sağlanmalıdır
- mahkemeler aktif çaba göstermelidir
- okunmuş beyanlar dikkatle değerlendirilmelidir
Kaynakça (çeviri)
Suchkova M.,
“Şaçaşvili / Almanya Davası: AİHM’in İddia Tanıklarını Sorgulama Hakkına İlişkin Yaklaşımlarının Gelişimi”,
Uluslararası Adalet, 2016, No: 3, s. 3–9.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder