1. Kelimenin özü: “curse”ten daha fazlası
Imprecation yalnızca “küfür” değildir. Temel anlamı, birinin başına kötülük, felaket veya lanet gelmesini dilemek; bunu sözle çağırmaktır. Merriam-Webster doğrudan “curse” ve “the act of imprecating” şeklinde tanımlar.
Etimolojisi de çok güzel:
Latin imprecari = “çağırmak, üzerine çağırmak, lanet dilemek”
Dolayısıyla kelimenin zihindeki görüntüsü şu:
“Sana küfrediyorum” değil,
“Başına şu gelsin!”
Yani imprecation, öfkenin bir beddua biçimine dönüşmüş hâli.
2. Bence en güzel edebî örnek: Stephen Crane
Stephen Crane'in Maggie: A Girl of the Streets romanında kelime son derece canlı biçimde kullanılıyor. Maggie'nin annesi öfke içinde kollarını kaldırarak bir imprecation savuruyor:
“May Gawd curse her forever.”
Ardından anlatıcı kadının “raised high in imprecation” olduğunu söylüyor.
Burada imprecation kelimesini yalnızca “küfür” diye çevirmek eksik kalır.
Daha iyi:
“Kadın kollarını havaya kaldırarak lanetler savurdu.”
Çünkü burada beden hareketi + öfke + lanet dileme birlikte bulunuyor.
3. Dickens'tan çok güzel bir örnek
Oliver Twist'te Dickens şöyle kullanıyor:
“a fierce imprecation”
Bir karakter öfkeyle eşeğe yönelik ağır bir beddua/lanet savuruyor.
Buradaki kullanım bana göre kelimeyi öğrenmek açısından mükemmel:
fierce imprecation
= şiddetli bir beddua / öfkeyle savrulan lanet
Mesela:
He muttered a fierce imprecation under his breath.
Bunu:
Öfkeyle dişlerinin arasından bir beddua savurdu.
diye çevirmek, “bir küfür mırıldandı” demekten çok daha iyi olur.
4. Ama kelimenin edebî zirvesi: Ovid – Ibis
Asıl bomba burada.
Roma şairi Ovid, Ibis adlı eserinin büyük bölümünü düşmanına yönelttiği lanetler ve felaket dilekleri üzerine kuruyor.
Cambridge'in klasik lanetler üzerine çalışmasında Ibis, antik dünyanın en meşhur edebî curse poemslarından biri olarak gösteriliyor. Üstelik önemli bir ayrım yapılıyor: Bunlar gerçek büyü metinlerinden ziyade yüksek derecede biçimlendirilmiş edebî lanetler.
İşte imprecation kavramının edebiyattaki en saf hâli bu.
Bir adama:
“Seni lanetliyorum.”
demekten ziyade,
“Şu başına gelsin, sonra bu gelsin, sonra şu felaket seni bulsun...”
şeklinde felaketleri art arda çağırmak.
Bu nedenle imprecation için zihinsel karşılık olarak şunu kullanmanı öneririm:
“beddua değil, edebî biçime sokulmuş lanet dileği.”
5. Çağdaş ve çok ilginç bir örnek: Natalie Eilbert – “Imprecation”
Bence kelimeyi öğrenmek için en güzel modern örnek bu.
Natalie Eilbert'in şiirinin adı doğrudan “Imprecation”. Daha da güzeli, şair şiir hakkında yazarken kelimenin kendisini açıklıyor:
“it means a spoken curse”
Yani:
“söylenmiş/sözle ifade edilmiş bir lanet.”
Şair ayrıca kelimenin Latin imprecari kökünden geldiğini ve “invoke, call down upon” fikrini taşıdığını anlatıyor.
Bu çok önemli:
invoke
çağırmak
call down upon
bir şeyin üzerine indirmek/başına getirmek
imprecation
birinin başına kötülüğü çağıran söz
Dolayısıyla:
an imprecation against someone
sadece
“birine küfür”
değil,
“birinin başına felaket çağıran bir beddua”
gibi düşünülmeli.
6. Türkçedeki en yakın karşılık aslında: KARGIŞ
Burada çok hoş bir bağlantı var.
Türk kültüründeki alkış/kargış üzerine akademik çalışmalarda kargışın, kişinin mutluluğu veya mutsuzluğu ifade etmesinin, özellikle de bir başkasına yönelik kötü dileğin sözlü biçimi olduğu belirtiliyor. Çalışmada imprecation doğrudan İngilizce karşılık olarak kullanılmış.
Dolayısıyla:
imprecation ≈ kargış / beddua / lanet
ama nüansları şöyle ayırabiliriz:
| İngilizce | Türkçe | Ton |
|---|---|---|
| insult | hakaret | kişiye saldırı |
| swear word | küfür | kaba/argo ifade |
| curse | lanet, beddua | kötülük dileği |
| imprecation | kargış, beddua, lanet dileği | edebî/formel kötülük çağrısı |
| malediction | lanet, beddua | daha edebî/eski |
| imprecatory | bedduacı, lanetleyici | sıfat |
7. Ve kelimeyi akılda tutmak için benim favori cümlem
Şöyle bir sahne düşün:
Bir adam sinirleniyor.
Insult:
“You idiot!”
Curse:
“Damn you!”
Ama imprecation:
“May you lose everything you love before you die.”
İşte burada adam artık sadece hakaret etmiyor.
Karşısındakinin geleceğine bir felaket diliyor.
Bu yüzden zihnine şu formülle kazı:
IMPRECATION = “May something terrible happen to you.”
“Başına kötü bir şey gelsin!”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder