Pekin’de 55 Gün: 1900 Boxer Ayaklanması ve Elçilikler Kuşatması
Giriş
1900 yazında Çin’in başkenti Pekin, XIX. yüzyılın sonundaki emperyalist rekabetin, Çin toplumundaki yabancı karşıtlığının, Hristiyan misyoner faaliyetlerine yönelik tepkinin ve Qing Hanedanı’nın giderek ağırlaşan siyasal krizinin kesiştiği bir savaş alanına dönüştü. Tarihe Boxer Ayaklanması olarak geçen olaylar zincirinin en dramatik aşaması, Pekin’de bulunan yabancı elçiliklerin ve bunların çevresinde toplanan sivillerin yaklaşık 55 gün boyunca kuşatma altında kalmasıdır.
Kuşatma 20 Haziran 1900'da başladı ve 14 Ağustos'ta Sekiz Devlet İttifakı kuvvetlerinin Pekin'e ulaşmasıyla sona erdi. Kuşatma boyunca diplomatlar, askerler, siviller ve Çinli Hristiyanlar, Qing ordusunun bazı birlikleri ile Boxer milislerinin saldırıları karşısında sınırlı sayıdaki silah, mühimmat ve yiyecekle direnmek zorunda kaldılar.
Ancak “55 Gün Savaşı” yalnızca küçük bir elçilik bölgesinin savunulması olarak değerlendirilmemelidir. Bu olay, aynı zamanda Çin’in egemenlik krizinin, Batılı devletlerin emperyalist müdahalelerinin ve Qing Hanedanı’nın modern dünya sistemi karşısındaki çaresizliğinin sembolik bir çatışmasıdır.
I. Savaşın Arka Planı
XIX. yüzyılın ikinci yarısı Çin açısından büyük bir siyasal ve askerî gerileme dönemiydi. 1840-1842 Birinci Afyon Savaşı ile başlayan süreçte Çin, Batılı devletlerin giderek artan ekonomik ve diplomatik baskısıyla karşı karşıya kaldı. İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya ve diğer devletler Çin'de ticari imtiyazlar, limanlar, demiryolları, madenler ve özel hukukî ayrıcalıklar elde etmeye başladı.
Çin toplumunun önemli bir bölümü açısından bu gelişmeler yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda ulusal egemenliğin aşınması anlamına geliyordu. Özellikle Hristiyan misyonerlerin faaliyetleri ve Çinli Hristiyanların yabancı devletlerin himayesinden yararlanabilmesi, yerel toplumlarda ciddi gerilimlere neden oldu.
Bu ortamda ortaya çıkan Yihetuan hareketi Batılılar tarafından “Boxers” olarak adlandırıldı. Hareketin mensupları yabancı nüfuzuna, Hristiyan misyonerlerine ve Çinli Hristiyanlara karşı giderek daha şiddetli bir mücadele yürüttüler. 1899 ve 1900 yıllarında hareket kuzey Çin'de hızla büyüdü ve nihayetinde Pekin'e ulaştı.
Qing yönetimi ise başlangıçta hareketi kontrol altında tutmaya çalışmakla birlikte zamanla Boxer güçlerinin bazı unsurlarını yabancı devletlere karşı kullanmaya yöneldi. İmparatoriçe Dowager Cixi yönetimi, yabancı devletlerle doğrudan çatışmaya girmenin son derece riskli olduğunu bilmesine rağmen Boxer hareketini tamamen bastırmak yerine ondan yararlanma yoluna gitti.
Bu tercih, kısa vadede yabancı karşıtlığını güçlendirmiş; uzun vadede ise Qing Hanedanı'nın uluslararası alandaki konumunu daha da zayıflatmıştır.
II. Pekin'de Krizin Patlaması
1900 yılının Haziran ayında Boxer hareketinin başkente girmesiyle durum kontrolden çıktı. Demiryolları ve telgraf hatları tahrip edildi; yabancılara ve Çinli Hristiyanlara yönelik saldırılar arttı.
Pekin'deki yabancı elçilikler Dongjiaominxiang olarak bilinen diplomatik bölgede bulunuyordu. Bölgede çeşitli devletlerin diplomatik temsilcilikleri ve bunların personeli vardı.
Kuşatma başlamadan önce yabancı devletler, Pekin'deki vatandaşlarını ve diplomatik personelini koruyabilmek amacıyla sınırlı sayıdaki deniz piyadesi ve askerî personeli başkente göndermişti.
Bununla birlikte savunmacıların sayısı son derece sınırlıydı. Amerikan Deniz Kuvvetleri tarihine ilişkin resmî kayıtlara göre kuşatma sırasında elçilik bölgesinin savunmasında yaklaşık 407 denizci ve deniz piyadesinden oluşan çok uluslu bir birlik görev yaptı.
Bunlara diplomatik personel, siviller ve Çinli Hristiyanlar da katılmıştı. Böylece küçük bir diplomatik bölge kısa süre içerisinde adeta müstahkem bir askerî mevziye dönüştü.
III. Elçilikler Kuşatmasının Başlaması
20 Haziran 1900'da kuşatma başladı.
Aynı gün Alman İmparatorluğu'nun Pekin Büyükelçisi Clemens von Ketteler öldürüldü. Bu olay, krizin artık diplomatik bir sorun olmaktan çıktığını ve açık bir savaşa dönüştüğünü gösteriyordu.
Elçilik bölgesindeki yabancılar için durum son derece ağırdı.
Kuşatma altındaki insanların karşı karşıya olduğu temel sorunlar şunlardı:
sınırlı mühimmat,
sınırlı yiyecek ve su,
tıbbi malzeme yetersizliği,
sürekli topçu ve tüfek ateşi,
yangın tehlikesi,
Çin kuvvetlerinin sayısal üstünlüğü,
savunma hattının giderek daralması.
MIT'nin Boxer Ayaklanması arşivine göre elçilik bölgesinde yaklaşık 900 yabancı ile 2.800 Çinli Hristiyan kuşatma altında bulunuyordu. Aynı dönemde Pekin'in Kuzey Katedrali'nde de yüzlerce yabancı din görevlisi ve binlerce Çinli Hristiyan kuşatılmıştı.
IV. “International Gun”: Kuşatmanın Sembolü
55 günlük kuşatmanın en dikkat çekici hikâyelerinden biri, savunmacıların ortaya çıkardığı derme çatma toptur.
Elçilik bölgesinde farklı devletlere ait mühimmat ve silahların birbirinden uyumsuz olması ciddi bir problem yaratıyordu. Bunun üzerine çeşitli parçalardan yararlanılarak bir top oluşturuldu.
Bu silaha “International Gun” adı verildi.
Topun namlusu bronz bir parçadan çıkarılmış, İtalyan top arabası üzerine monte edilmiş ve farklı kaynaklardan elde edilen mühimmatla kullanılmıştı. Amerikan Deniz Kuvvetleri tarihine ilişkin kaynak, bu silahı kuşatma sırasında uluslararası işbirliğinin sembollerinden biri olarak nitelendirir.
Bu küçük topun askerî kapasitesi sınırlıydı; fakat psikolojik etkisi büyüktü.
Kuşatmacıların büyük bir askerî güce karşı değil, küçük fakat kararlı bir savunma grubuna karşı mücadele ettiğini göstermesi bakımından sembolik önem taşıyordu.
V. Tartar Duvarı İçin Mücadele
Kuşatmanın en kritik bölgelerinden biri Tartar Duvarı idi.
Elçilik bölgesinin güvenliği büyük ölçüde bu savunma hattının elde tutulmasına bağlıydı. Çin kuvvetleri duvara yaklaşarak savunmacıları geri püskürtmeye çalışırken yabancı askerler mevzilerini korumaya çalıştı.
Amerikan Deniz Kuvvetleri tarihindeki kayıtlara göre 15 Temmuz gecesi Amerikan Deniz Piyadesi Dan Daly, Tartar Duvarı'ndaki mevzilerden birini Çin saldırısına karşı savundu ve bu eylemi nedeniyle daha sonra Medal of Honor ile ödüllendirildi.
Bu tür bireysel direnişler, kuşatmanın askerî tarih açısından en fazla anlatılan yönlerinden biri haline geldi.
Fakat 55 günlük savunmanın başarısı yalnızca birkaç kahramanın cesaretiyle açıklanamaz. Asıl belirleyici unsur, savunmacıların:
ortak bir savunma düzeni kurmaları,
mevcut silahları dikkatli kullanmaları,
savunma hattını sürekli tahkim etmeleri,
saldırıların yoğunlaştığı bölgelere birlik kaydırmaları,
yiyecek ve mühimmatı kontrollü tüketmeleri
olmuştur.
VI. Kuşatmacıların Üstünlüğüne Rağmen Neden Elçilik Bölgesi Düşmedi?
Bu soru 55 Gün olayının en önemli askerî problemlerinden biridir.
Çin tarafının insan gücü bakımından büyük bir üstünlüğü bulunuyordu. Ancak sayısal üstünlük tek başına zafer getirmedi.
Bunun birkaç nedeni vardı.
1. Savunma mevzilerinin niteliği
Elçilik bölgesindeki yapılar savunma amacıyla yeniden düzenlendi. Sokaklar ve binalar barikatlarla birbirinden ayrıldı.
2. Çok uluslu savunma
Britanya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Rusya, Japonya, İtalya, Almanya ve Avusturya-Macaristan gibi devletlerin personeli aynı savunma alanında birlikte savaştı.
3. Çin tarafındaki komuta ve siyaset sorunu
Qing yönetimi açısından mesele yalnızca askerî değildi. Saray, bir yandan Boxer hareketini kullanmak isterken diğer yandan yabancı devletlerle tamamen geri dönüşsüz bir savaşa girmekten çekiniyordu.
Bu nedenle saldırıların sürekliliği ve koordinasyonu konusunda sorunlar yaşandı.
4. Yaklaşan yardım ordusu
Savunmacılar için en önemli psikolojik unsur, dışarıdan bir kurtarma ordusunun geleceği beklentisiydi.
Bu beklenti, kuşatmanın sonuna doğru savunmanın moral gücünü korumasında önemli rol oynadı.
VII. Seymour Seferi ve İlk Kurtarma Girişimi
Pekin'deki yabancıların kuşatma altında olduğu haberinin yayılması üzerine yabancı devletler bir kurtarma kuvveti oluşturdu.
İngiliz Amiral Edward Seymour komutasındaki uluslararası kuvvet Haziran ayında Tianjin'den Pekin'e doğru ilerlemeye başladı.
Seymour'un kuvvetinde İngiliz, Alman, Rus, Fransız, Japon, İtalyan, Avusturya-Macaristan ve Amerikan askerleri bulunuyordu. Amerikan Deniz Kuvvetleri tarihine göre kuvvetin toplam mevcudu yaklaşık 2.066 askerdi.
Ancak bu sefer başarısız oldu.
Demiryolu hatlarının Boxerlar tarafından tahrip edilmesi, Çin kuvvetlerinin direnişi ve lojistik sorunlar nedeniyle Seymour kuvveti Pekin'e ulaşamadı ve Tianjin'e geri çekilmek zorunda kaldı.
Bu başarısızlık Pekin'deki kuşatmacıların moralini yükseltirken elçilik bölgesindeki savunmacıların durumunu daha da kritik hale getirdi.
VIII. Tianjin'in Ele Geçirilmesi ve İkinci Kurtarma Ordusu
Seymour seferinin başarısızlığından sonra yabancı devletler çok daha büyük bir askerî harekât hazırladı.
Bu kez hedef yalnızca Pekin'deki elçilikleri kurtarmak değil, Tianjin'den Pekin'e kadar uzanan hattı askerî olarak ele geçirmekti.
Sekiz Devlet İttifakı olarak bilinen koalisyonda:
İngiltere,
Fransa,
Almanya,
Rusya,
Amerika Birleşik Devletleri,
Japonya,
İtalya,
Avusturya-Macaristan
yer alıyordu.
İttifak kuvvetleri Temmuz ve Ağustos aylarında kuzeye doğru ilerledi.
Çin kuvvetleri Tianjin'de ve daha kuzeyde çeşitli noktalarda direniş gösterdiyse de ittifak ordusu giderek Pekin'e yaklaştı.
National Army Museum kayıtlarına göre Çin kuvvetleri Tianjin'in ardından Beicang ve Yangcun bölgelerinde de yenilgiye uğradı; ittifak ordusu ağır sıcaklık, hastalık ve yorgunluk gibi sorunlara rağmen Pekin'e doğru ilerledi.
IX. 14 Ağustos: Pekin'e Giriş
Kuşatmanın kaderini belirleyen son aşama Ağustos ayının ortasında yaşandı.
İttifak kuvvetleri Pekin'e yaklaşırken Çin savunması çözülmeye başladı.
14 Ağustos 1900'da uluslararası kuvvetler Pekin'e girdi ve elçilik bölgesine ulaştı.
Böylece 55 günlük kuşatma sona erdi.
Kuşatma altındaki insanlar açısından bu an büyük bir kurtuluş anlamına geliyordu. Ancak Pekin açısından savaş henüz bitmiş değildi.
Tam tersine, bundan sonra şehir yabancı orduların işgaline ve ağır yağma olaylarına maruz kalacaktı.
X. Pekin'in İşgali
İttifak kuvvetlerinin Pekin'e girmesiyle Qing yönetiminin başkent üzerindeki fiilî kontrolü çöktü.
İmparatoriçe Dowager Cixi ve saray çevresi Pekin'den ayrılarak batıya kaçtı.
Yabancı kuvvetlerin şehri ele geçirmesinden sonra yağma ve zor kullanma olayları meydana geldi. Pekin'in sarayları, konakları, tapınakları ve diğer kültürel varlıkları büyük zarar gördü.
Bu nedenle 55 Gün olayını yalnızca “kahramanca bir elçilik savunması” şeklinde anlatmak tarihsel gerçekliğin önemli bir kısmını dışarıda bırakır.
Kuşatmanın savunmacıları açısından olay bir hayatta kalma mücadelesiyken, Çin toplumu açısından aynı olay yabancı işgalinin ve ulusal egemenliğin daha da aşınmasının sembolü haline geldi.
XI. Boxer Protokolü ve Sonuçları
1900 yılında yaşanan askerî yenilgi Qing Hanedanı için ağır sonuçlar doğurdu.
1901 yılında imzalanan Boxer Protokolü, Çin'in yabancı devletlere karşı önemli mali ve siyasi yükümlülükler üstlenmesine neden oldu.
Yabancı devletler tazminat talep etti ve Pekin'deki diplomatik bölgenin güvenliği bakımından çok geniş ayrıcalıklar elde etti.
Böylece 55 günlük kuşatma yalnızca askerî bir olay olarak kalmadı; Çin'in egemenlik krizini daha da derinleştiren bir dönüm noktası oldu.
XII. 55 Günün Tarihsel Önemi
Pekin'deki 55 günlük kuşatma birkaç açıdan önem taşımaktadır.
A. Emperyalizmin sembolü
Olay, XIX. yüzyıl sonunda Çin'in yabancı devletlerin ekonomik, askerî ve diplomatik baskısı altında bulunduğunu açık biçimde gösterdi.
B. Çin milliyetçiliğinin gelişimi
Boxer hareketinin yöntemleri son derece tartışmalı ve çoğu zaman şiddet içerikli olsa da hareketin ortaya çıkışında yabancı nüfuzuna karşı tepkinin önemli bir rolü vardı.
C. Qing Hanedanı'nın zayıflığı
Pekin'in yabancı ordular tarafından işgal edilmesi, Qing yönetiminin askerî ve siyasal zafiyetini gözler önüne serdi.
D. Japonya'nın yükselişi
Sekiz Devlet İttifakı içerisindeki Japon askerî gücünün etkinliği, Japonya'nın Doğu Asya'da yükselen büyük güç konumunu da ortaya koydu.
E. Uluslararası müdahalenin niteliği
Olay, “yabancı vatandaşların kurtarılması” amacıyla başlayan uluslararası askerî müdahalenin nasıl daha geniş bir işgal ve cezalandırma hareketine dönüşebileceğinin tarihsel örneklerinden biridir.
XIII. 55 Gün Efsanesi ve Gerçekliği
Pekin'deki kuşatma daha sonra Batı dünyasında olağanüstü bir kahramanlık anlatısına dönüştürüldü.
Özellikle 1963 tarihli 55 Days at Peking filmi, olayı geniş kitlelere ulaştırdı. Film, tarihsel olaylardan hareket etmekle birlikte karakterler, olayların sıralanışı ve bazı askerî gelişmeler bakımından dramatik kurguya önemli ölçüde yer vermektedir.
Gerçek tarih ise Hollywood anlatısından çok daha karmaşıktır.
Kuşatmada gerçekten olağanüstü bir savunma gerçekleştirilmiştir. Ancak aynı zamanda:
Çin'deki yabancı müdahalesi,
misyoner faaliyetleri,
Boxerların yabancı ve Çinli Hristiyanlara yönelik şiddeti,
Qing yönetiminin tutumu,
emperyalist devletlerin askerî müdahalesi,
Pekin'in işgali,
yağma ve kültürel varlıkların tahribi
aynı tarihsel tablonun parçalarıdır.
Dolayısıyla 55 Gün, yalnızca “Çinlilerin yabancılara saldırdığı ve yabancıların kahramanca direndiği” basit bir savaş değildir.
Sonuç
1900 yılındaki Pekin 55 Gün Kuşatması, modern Çin tarihinin en dramatik hadiselerinden biridir. 20 Haziran'da başlayan kuşatma, 14 Ağustos'ta Sekiz Devlet İttifakı ordusunun Pekin'e ulaşmasıyla sona ermiş; diplomatik bölgedeki yabancılar ve Çinli Hristiyanlar 55 gün boyunca son derece zor şartlarda hayatta kalmaya çalışmıştır.
Kuşatma askerî açıdan küçük bir bölgedeki savunma savaşı gibi görünse de gerçekte çok daha büyük bir tarihsel çatışmanın parçasıdır. Bir tarafta Çin toplumunda giderek güçlenen yabancı karşıtlığı ve ulusal egemenlik arayışı, diğer tarafta Çin üzerindeki ekonomik ve siyasi nüfuzlarını korumak isteyen büyük devletler bulunuyordu.
Bu nedenle Pekin'deki 55 gün, Çin'in XIX. yüzyıl boyunca yaşadığı “ulusal aşağılanma” döneminin en çarpıcı sembollerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Kuşatmanın sona ermesi yabancı elçilikleri kurtarmış; ancak Çin'in sorunlarını çözmemiştir. Aksine, Pekin'in işgali ve ardından gelen Boxer Protokolü Qing Hanedanı'nın itibarını daha da zayıflatmış ve Çin'deki siyasi dönüşüm sürecini hızlandırmıştır.
Nitekim yalnızca on yıl sonra, 1911 Devrimi Qing Hanedanı'nı tarih sahnesinden silecektir.
Bu bakımdan 55 Gün, yalnızca 55 günlük bir kuşatma değil; eski Çin ile modern Çin arasındaki kırılmanın habercisi olan bir savaş olarak görülmelidir.







.jpg)














