Serçelerin Sustuğu Gün, İnsanların da Susturulduğu Gündü
1958 yılında Çin'de Mao Zedong'un başlattığı "Dört Zararlıya Karşı Kampanya" (Four Pests Campaign), tarihin en ibret verici kamu politikalarından biri olarak anılır. Bu kampanyanın hedeflerinden biri de serçelerdi. Mao, serçelerin tahıl tükettiğini ve üretimi azalttığını düşünerek ülke genelinde milyonlarca insanı serçeleri yok etmeye çağırdı. İnsanlar günlerce tencere ve tavalara vurarak serçelerin konmasını engelledi, kuşlar yorgun düşüp gökten düşene kadar uçmaya zorlandı; yuvalar dağıtıldı, yumurtalar kırıldı ve sayısız serçe öldürüldü.
İlk bakışta mantıklı görünen bu kararın çok kısa sürede ağır sonuçları ortaya çıktı. Serçeler yalnızca tahıl yemiyor, aynı zamanda ekinlere zarar veren çekirge ve diğer böcekleri de tüketiyordu. Serçe popülasyonunun neredeyse ortadan kaldırılmasıyla böcekler kontrolsüz biçimde çoğaldı. Tarım ürünleri büyük zarar gördü. Zaten "Büyük İleri Atılım" politikalarının yol açtığı yapısal sorunlarla birleşen bu gelişme, tarihin en büyük kıtlıklarından birinin derinleşmesine katkıda bulundu ve milyonlarca insan hayatını kaybetti.
Bu olayın en önemli yönü ise yalnızca ekolojik dengenin bozulması değildir. Asıl dikkat çekici husus, böylesine büyük bir yanlışın neden zamanında durdurulamadığıdır.
Bilim insanları, ziraat uzmanları veya sıradan vatandaşlar bu politikanın yanlış olduğunu söyleyebilseydi ne olurdu? Serçelerin ekosistemdeki rolü özgürce tartışılabilseydi, eleştirenler "devrim düşmanı" ya da "karşı devrimci" ilan edilmek yerine dinlenseydi, belki de milyonlarca serçe öldürülmeyecek, tarımsal denge bozulmayacak ve felaket bu ölçüde büyümeyecekti.
Otoriter yönetimlerin en büyük zaafı da burada ortaya çıkar. Güç sahibi kişiler hata yapabilir; hatta çok büyük hatalar yapabilir. Ancak bu hataları felakete dönüştüren şey, onları eleştirecek insanların susturulmuş olmasıdır. Bir toplumda insanlar düşüncelerini özgürce ifade edemiyorsa, yanlış kararlar yalnızca uygulanmakla kalmaz; aynı zamanda doğruluğu sorgulanamaz "mutlak gerçekler" hâline gelir.
İfade özgürlüğü yalnızca bireysel bir hak değildir; aynı zamanda kamusal aklın işleyebilmesi için vazgeçilmez bir güvenlik mekanizmasıdır. Serbest eleştiri, yöneticilerin itibarını zedelemek için değil, onların hatalarını büyümeden görebilmeleri için vardır. Bilimsel görüşlerin, farklı düşüncelerin ve muhalif seslerin özgürce dile getirilebildiği toplumlarda yanlış politikaların düzeltilme ihtimali çok daha yüksektir.
Mao'nun serçe kampanyası, tek bir kişinin yanılabileceğini; fakat milyonlarca insanın o yanlışı dile getirmesinin engellendiği bir düzende bu yanılgının ulusal bir felakete dönüşebileceğini göstermektedir. Bir kararın yanlış olduğunu söylemenin suç sayıldığı yerde, yanlış kararların bedelini yalnızca yöneticiler değil, bütün toplum öder.
Bu nedenle ifade özgürlüğü, yalnızca konuşma hakkı değildir. Aynı zamanda toplumun kendi kendini düzeltme kapasitesidir. Eleştiri, yönetime karşı bir tehdit değil; yönetimin en önemli emniyet supabıdır. Tarih, susturulan insanların çoğu zaman haklı çıktığını; susturulmuş eleştirilerin ise bazen milyonlarca insanın hayatına mal olabilecek sonuçlar doğurduğunu defalarca göstermiştir. Serçelerin hikâyesi de bunun en çarpıcı örneklerinden biridir.
.png)
.png)
.png)
.png)
.png)








