ALİ ŞAHBAZ EFENDİ: OSMANLI HUKUKUNUN UNUTULMUŞ BÜYÜK HUKUKÇUSU
18 Aralık 1843 – 1898
Giriş: Bir hukukçudan daha fazlası
yüzyıl Osmanlı hukuk dünyasında bazı isimler vardır ki yalnızca mahkeme salonlarında, devlet dairelerinde veya hukuk mekteplerinde görev yapmamış; aynı zamanda Osmanlı hukuk düşüncesinin Avrupa hukukuyla karşılaşmasında köprü vazifesi görmüştür.
Ali Şahbaz Efendi bu isimlerden biridir.
Kayseri'de dünyaya gelen, genç yaşında Paris'e gönderilen, Fransız hukuk dünyasını yakından tanıyan, Halep'teki Fransız Konsolosluğu'nda tercümanlık yapan, Ahmed Cevdet Paşa ile yakın ilişki kuran, Osmanlı yüksek yargısında görev alan ve hukuk mekteplerinde ders veren Ali Şahbaz Efendi, 19. yüzyıl Osmanlı hukuk modernleşmesinin bugün hak ettiği ölçüde hatırlanmayan simalarındandır.
Onu daha da ilginç kılan husus ise yalnızca hukukçu ve hoca olması değildir. Ali Şahbaz Efendi, Batı hukuk kaynaklarını takip eden, bunları Osmanlı hukuk çevresine taşıyan ve özellikle devletler hukuku ile muhakeme hukuku alanlarında eserler veren bir hukuk bilginidir.
Nitekim daha sonraki araştırmalarda kendisi, Osmanlı'nın ilk dönem devletler hukuku hukukçularından biri olarak nitelendirilmiştir. Harvard Law School bünyesinde yayımlanan bir çalışmada da Ali Şahbaz Efendi'nin, Osmanlıların Avrupa devletler sistemi içindeki hukuki statüsünü tartışan hukukçulardan biri olduğu özellikle belirtilmektedir.
Fakat Ali Şahbaz Efendi'nin hayatı yalnızca hukuk tarihi bakımından değil, kimlik, din değiştirme, eğitim, dil, hukuk kültürleri arasındaki geçiş ve Osmanlı modernleşmesi bakımından da son derece dikkat çekicidir.
1. Kayseri'den İstanbul'a
Ali Şahbaz Efendi'nin doğum yeri konusunda kaynaklar büyük ölçüde Kayseri üzerinde birleşmektedir.
Doğum tarihi konusunda ise bir kaynak problemi vardır. Sizin verdiğiniz bilgiye göre Ali Şahbaz Efendi 18 Aralık 1843 tarihinde doğmuştur. Nitekim 1897 tarihli biyografik bir kaynak da onun 1843 yılında Kayseri'de doğduğunu belirtmektedir. Buna karşılık İstanbul Ansiklopedisi'ndeki biyografi ile Hasan Basri Erk'in Meşhur Türk Hukukçuları listesinde 1838 tarihi verilmektedir.
Dolayısıyla akademik bir biyografide en ihtiyatlı ifade şudur:
Ali Şahbaz Efendi, kaynakların bir bölümüne göre 1843 yılında, sizin verdiğiniz kesin tarihe göre ise 18 Aralık 1843'te Kayseri'de doğmuştur; bazı biyografik kaynaklar ise doğum yılını 1838 olarak göstermektedir.
Bu beş yıllık fark, 19. yüzyıl Osmanlı biyografilerinde sanıldığından daha önemli bir problemdir. Çünkü dönemin nüfus kayıtları, sicil kayıtları ve daha sonraki biyografik derlemeleri arasında tarih farklılıkları görülebilmektedir.
Ali Şahbaz Efendi'nin ailesinin Ermeni kökenli olduğu konusunda ise çağdaş ve modern kaynaklar bulunmaktadır. İstanbul Ansiklopedisi onu Kayseri Ermenilerinden gelen bir hukukçu olarak tanıtır. Daha yakın tarihli akademik çalışmalar da onu “Ottoman Armenian legal scholar” olarak nitelendirmektedir.
Ailesiyle birlikte henüz çocuk yaşta İstanbul'a geldi.
1897 tarihli Servet-i Fünun biyografisine dayanan araştırmalara göre İstanbul'a geldiğinde yaklaşık yedi yaşındaydı. Henüz on üç yaşını tamamlamadan ailesi tarafından Paris'e gönderildi. Paris'te yaklaşık altı yıl eğitim gördü.
Bu ayrıntı son derece önemlidir.
Çünkü Ali Şahbaz Efendi'nin sonraki hayatını anlamak için onun çocuk yaşta İstanbul ile Paris arasında kurduğu entelektüel bağlantıyı göz önünde bulundurmak gerekir.
2. Paris yılları: Osmanlı hukukçusunun Avrupa ile ilk teması
Ali Şahbaz Efendi'nin Paris eğitimi, onun hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biridir.
Bir akademik çalışmada onun Paris'te Sorbonne Hukuk Fakültesi'nde eğitim gördüğü belirtilirken, başka kaynaklarda Paris'teki eğitiminin ayrıntıları farklı şekilde aktarılmaktadır. Harvard'da yayımlanan bir araştırma da onun Paris'te hukuk eğitimi gördüğünü ve daha sonra Osmanlı hukuk eğitiminde görev yaptığını belirtmektedir.
Bu eğitim Ali Şahbaz Efendi'yi dönemin Osmanlı hukukçularının önemli bir bölümünden ayırıyordu.
yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı hukuk dünyası iki farklı hukuk kültürünün yoğun biçimde karşılaşmasına sahne oluyordu:
İslam hukuku,
Avrupa kıta hukuku.
Fransız hukuku bu karşılaşmanın en önemli referans noktalarından biriydi.
Ali Şahbaz Efendi ise bu iki dünyanın yalnızca bir gözlemcisi değildi.
Her iki hukuk dilini bilen bir hukukçuydu.
Bu nedenle onun hayatı, Osmanlı hukuk modernleşmesinin yalnızca “kanunların Avrupa'dan alınması” şeklinde basitleştirilemeyeceğini gösteren güzel örneklerden biridir.
3. Halep yılları ve Fransız Konsolosluğu
Paris'ten İstanbul'a döndükten sonra Ali Şahbaz Efendi'nin hayatı onu Anadolu ve Suriye coğrafyasına götürdü.
Kaynaklara göre Adana ve Halep vilayetlerinde görev yaptı.
Daha sonra yaklaşık üç yıl boyunca Halep'teki Fransa Konsolosluğu'nda baştercüman olarak çalıştı.
İşte hayatının en önemli bağlantılarından biri burada ortaya çıktı:
Ahmed Cevdet Paşa.
O sırada Ahmed Cevdet Paşa Halep valiliğine tayin edilmişti. Ali Şahbaz Efendi ile Cevdet Paşa'nın burada tanıştıkları ve Ali Şahbaz Efendi'nin Cevdet Paşa'nın güvenini kazandığı belirtilmektedir.
Bu ilişkinin Osmanlı hukuk ve tarih düşüncesi açısından tahmin edilenden daha büyük bir önemi vardır.
4. Ahmed Cevdet Paşa'nın Batı kaynaklarına açılan kapılarından biri
Ahmed Cevdet Paşa genellikle Osmanlı hukuk ve tarih düşüncesinin büyük isimlerinden biri olarak değerlendirilir.
Ancak Cevdet Paşa'nın Batı dünyasındaki tarih ve hukuk literatürüne erişiminde Ali Şahbaz Efendi'nin önemli bir rol oynadığı modern araştırmalarda özellikle vurgulanmaktadır.
Zeki Arıkan'ın çalışmalarına dayanan araştırmalara göre Ali Şahbaz Efendi, Batı kaynaklarını sürekli takip ediyor ve bunlardan Ahmed Cevdet Paşa için düzenli notlar hazırlıyordu.
Bu bilgi Ali Şahbaz Efendi'nin önemini bir anda yükseltmektedir.
Çünkü burada söz konusu olan yalnızca Fransızca bilen bir tercüman değildir.
Ali Şahbaz Efendi, Avrupa'da üretilen tarih ve hukuk bilgisinin Osmanlı entelektüel çevresine aktarılmasında rol oynayan bir bilgi aracısı konumundadır.
Cevdet Paşa'nın Batılı tarihçilerden ve düşünürlerden yararlanmasında Michelet, Taine, Hammer-Purgstall, Buckle, Macaulay ve Montesquieu gibi isimlerin etkisinden söz edilmektedir. Ali Şahbaz Efendi'nin de bu Batı kaynaklarının izlenmesinde Cevdet Paşa'ya yardımcı olduğu belirtilmektedir.
Dolayısıyla Ali Şahbaz Efendi'yi yalnızca “hukukçu” olarak değil, aynı zamanda 19. yüzyıl Osmanlı'sının entelektüel tercüme mekanizmasının bir parçası olarak değerlendirmek gerekir.
5. İstanbul'a dönüş ve Divan-ı Ahkâm-ı Adliye
Ahmed Cevdet Paşa'nın yeniden teşkil edilen Divan-ı Ahkâm-ı Adliye başkanlığına tayin edilmesi Ali Şahbaz Efendi'nin kariyerinde yeni bir dönem başlattı.
Cevdet Paşa'nın daveti üzerine İstanbul'a geldi ve 1.500 kuruş maaşla Divan-ı Ahkâm-ı Adliye'de birinci sınıf zabıt kâtibi olarak görevlendirildi.
Bu görev, onun Osmanlı adalet teşkilatının merkezine girmesini sağladı.
Ardından kariyeri yükseldi:
Mahkeme-i Ticaret,
Mahkeme-i Temyiz,
hukuk mektepleri,
Mekteb-i Mülkiye
gibi kurumlarda görev yaptı.
İstanbul Ansiklopedisi onu daha sonra Mahkeme-i Ticaret birinci reisliği ve Temyiz Mahkemesi üyeliğine kadar yükselen bir hukukçu olarak tanımlar.
6. “Ayaklı Kütüphane”: Ali Şahbaz Efendi'nin hukuk dünyasındaki itibarı
Ali Şahbaz Efendi'nin çağdaşları üzerindeki etkisini gösteren en güzel ayrıntılardan biri onun lakabıdır.
İstanbul Ansiklopedisi'ne göre hukuk çevrelerinde ona:
“Ayaklı Kütüphane”
deniliyordu.
Bu lakap sıradan bir övgü değildir.
yüzyıl Osmanlı hukukçusunun sahip olması gereken bilgi alanları bugün düşündüğümüzden çok daha genişti.
Bir hukukçunun;
Mecelle'yi,
İslam hukukunu,
Osmanlı kanunlarını,
Fransız hukukunu,
devletler hukukunu,
ticaret hukukunu,
muhakeme hukukunu,
yabancı dildeki hukuk literatürünü
aynı anda takip etmesi gerekiyordu.
Ali Şahbaz Efendi'nin özellikle Fransızca ve Avrupa hukuk literatürüne hâkimiyeti, onun bu alanlarda sıra dışı bir bilgi birikimi oluşturmasını sağlamıştı.
Çağdaşlarının onu “Ayaklı Kütüphane” olarak nitelendirmesi bu nedenle oldukça anlamlıdır.
7. Hukuk mekteplerindeki hocalığı
Ali Şahbaz Efendi'nin kariyerinin önemli bir bölümü hukuk eğitiminde geçti.
Osmanlı hukuk eğitiminin modernleşme sürecinde kurulan hukuk mekteplerinde ders verdi.
Türk Maarif Ansiklopedisi, Mekteb-i Hukuk'un öğretim kadrosunda Ali Şahbaz Efendi'nin de bulunduğunu belirtmektedir. Aynı kaynak, okulun öğretim kadrosunda yüksek bürokrasi mensuplarının ve hukukçuların önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir.
Daha ayrıntılı hukuk tarihi çalışmalarında ise Ali Şahbaz Efendi'nin verdiği dersler arasında hukuk muhakemesi ve ticaret hukukuna ilişkin uygulamalı dersler gösterilmektedir.
Bu yönüyle Ali Şahbaz Efendi yalnızca teorisyen değildi.
O aynı zamanda uygulamacı bir hukuk hocasıydı.
Mahkeme tecrübesi ile öğretim faaliyetini birleştirmesi, onun hukuk eğitimindeki ağırlığını artırmış olmalıdır.
8. “Usûl-i Cezâiye”: Ceza muhakemesi alanındaki çalışması
Ali Şahbaz Efendi'nin günümüz hukukçuları açısından özellikle dikkat çekici eserlerinden biri Usûl-i Cezâiye'dir.
Eser, Matbaa-yı Âmire tarafından 1310/1892 yılında yayımlanmıştır. ABD'deki Pennsylvania Üniversitesi'nin Online Books Page kataloğunda da Ali Şahbaz Efendi'nin Usûl-i Cezâiye adlı eserinin 1892 tarihli baskısı kayıtlıdır.
Bu durum, Ali Şahbaz Efendi'nin yalnızca devletler hukuku ile ilgilenmediğini gösterir.
Onun çalışma alanları arasında:
ceza muhakemesi hukuku, hukuk muhakemesi, ticaret hukuku ve devletler hukuku
bulunmaktadır.
Dahası, 1900 yılında Servet-i Fünun'da yayımlanan Ahmed Şuayb imzalı bir yazıda Ali Şahbaz Efendi'nin ceza muhakemesi dersindeki anlatımından söz edilir.
Bu yazı, Ali Şahbaz Efendi'nin yalnızca kitap yazan bir akademisyen değil, öğrencileri üzerinde güçlü etki bırakan bir öğretmen olduğunu da göstermektedir.
9. “Mufassal Hukuk-ı Düvel”: Asıl büyük eseri
Ali Şahbaz Efendi'nin hukuk tarihindeki en önemli eseri kuşkusuz:
Mufassal Hukuk-ı Düvel
adlı çalışmasıdır.
Eser 1324/1908 tarihinde yayımlanmıştır. Columbia Üniversitesi kütüphane kataloglarında Ali Şahbaz Efendi'nin 1838–1898 şeklindeki biyografik kaydıyla birlikte Mufassal Hukuk-i Düvel 1324 tarihli bir devletler hukuku eseri olarak kayıtlıdır.
İlginç olan nokta, eserin yazarının 1898'de ölmesine rağmen 1908'de basılmış olmasıdır.
Bu nedenle Mufassal Hukuk-ı Düvel, Ali Şahbaz Efendi'nin ölümünden sonra yayımlanan önemli çalışmalarından biridir.
Eserin hacmi de dikkat çekicidir.
Bir katalog kaydında ilk cilt 616 sayfa olarak gösterilmektedir.
Kitapta ele alınan konular arasında:
devletler hukuku,
devletlerin şahsiyeti,
egemenlik,
devletlerin eşitliği,
antlaşmalar,
diplomatik ilişkiler,
kapitülasyonlar,
konsolosluk yargısı,
suçluların iadesi,
deniz haydutluğu,
köle ticareti,
savaş,
savaş hukuku,
devletlerin sorumluluğu
gibi dönemin uluslararası hukukunun temel meseleleri bulunmaktadır.
Bu başlıklar, Ali Şahbaz Efendi'nin çalışmalarının yalnızca Osmanlı iç hukukuyla sınırlı olmadığını açıkça göstermektedir.
10. Osmanlıların Avrupa devletler sistemindeki konumu
Ali Şahbaz Efendi'nin devletler hukuku düşüncesinin en önemli taraflarından biri, Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletler sistemi içindeki hukuki statüsüne ilişkin değerlendirmeleridir.
Harvard Law School bünyesinde yayımlanan “Ottoman Empire and Eurocentric Law of Nations” başlıklı çalışmada Ali Şahbaz Efendi'nin görüşlerine doğrudan atıf yapılmaktadır.
Bu çalışmaya göre Ali Şahbaz Efendi, Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti'ni 1856 Paris Barışı'na kadar devletler hukukunun tam ve eşit bir üyesi olarak görmedikleri görüşündeydi.
Ona göre bunun arkasında yalnızca hukuki değil, aynı zamanda Avrupa merkezli dinî ve siyasî önyargılar bulunuyordu.
Bu yaklaşım son derece önemlidir.
Çünkü Ali Şahbaz Efendi burada yalnızca hukuk kurallarını aktarmıyor; uluslararası hukuk sisteminin kendisinin Avrupa merkezli yapısını sorguluyor.
Bugünün uluslararası hukuk literatüründe “Eurocentrism”, “Eurocentric international law” ve “coloniality of international law” gibi kavramlarla tartışılan meselelerin Osmanlı hukukçuları tarafından 19. yüzyılda fark edilmiş olması oldukça dikkat çekicidir.
Bu bakımdan Ali Şahbaz Efendi, çağdaş uluslararası hukuk eleştirilerinin Osmanlı hukuk düşüncesindeki erken öncüllerinden biri olarak da okunabilir.
11. Hukuk ile dil arasındaki ilişki
Ali Şahbaz Efendi'nin hukuk anlayışında yabancı dil bilgisi özel bir yere sahipti.
Onun öğrencilerine verdiği bir ders sırasında söylediği sözler, 1900 yılında Servet-i Fünun'da Ahmed Şuayb tarafından aktarılmıştır.
Ali Şahbaz Efendi öğrencilerine, yabancı dilleri bilenlerin önemli görevlerinden birinin gelişmiş milletlerin hukuk ve kurumlarını kendi dillerine aktarmak olduğunu anlatıyordu.
Bu düşünce, bugün de hukuk eğitimi bakımından dikkat çekici bir anlam taşımaktadır.
Çünkü Ali Şahbaz Efendi'ye göre yabancı dil bilmek, yalnızca kişinin kendi kariyerini geliştirmesi için bir araç değildi.
Yabancı dil, hukuk bilgisinin transfer aracıdır.
Başka bir deyişle:
Bir hukukçu yabancı hukuk literatürünü okuyabiliyorsa, yalnızca yabancı bir metni anlamış olmaz; kendi hukuk sisteminin düşünce ufkunu da genişletebilir.
Ali Şahbaz Efendi'nin hayatı bunun somut örneğidir.
12. “İhtida” meselesi
Ali Şahbaz Efendi'nin biyografisinin en çok anlatılan, fakat aynı zamanda en dikkatli ele alınması gereken bölümlerinden biri din değiştirmesidir.
Kaynaklarda onun Ermeni bir aileden geldiği ve daha sonra İslamiyet'i kabul ettiği belirtilmektedir. İstanbul Ansiklopedisi, onun yaklaşık elli yaşlarında, kendi ifadesiyle “tetebbüatının neticesi olarak” İslamiyet'i kabul ettiğini aktarır.
Başka anlatılarda ise ihtida süreci 1887 yılına bağlanmaktadır.
Bu konuda son derece ilginç bir hikâye anlatılır.
Hikâyeye göre Ali Şahbaz Efendi'nin eşinin rahatsızlığı nedeniyle ikinci evlilik düşüncesi ortaya çıkmış, ancak Hristiyan din adamlarından beklediği cevabı alamaması üzerine İslam hukukunu incelemeye başlamış ve sonunda İslamiyet'i kabul etmiştir.
Fakat burada tarihçi açısından çok önemli bir uyarı yapmak gerekir:
Bu hikâyenin bütün ayrıntılarının birincil kaynaklarla doğrulandığını söylemek mümkün değildir.
Özellikle “papazın metres tutmasını önermesi” gibi dramatik ayrıntılar, daha sonraki popüler anlatılarda genişletilmiş olabilir.
Bu nedenle bu hikâyeyi biyografik bir gerçek olarak değil, Ali Şahbaz Efendi'nin ihtidasına ilişkin sonraki anlatı geleneğinin bir parçası olarak değerlendirmek daha doğrudur.
Buna karşılık İslamiyet'i kabul ettiği hususu çeşitli biyografik kaynaklarda yer almaktadır.
13. Din değiştirmesinin hukuk düşüncesindeki yeri
Ali Şahbaz Efendi'nin ihtidası, yalnızca kişisel bir din değiştirme hadisesi olarak okunmamalıdır.
Çünkü onun hukukçu kimliği düşünüldüğünde mesele daha karmaşık hale gelir.
Ali Şahbaz Efendi:
Ermeni bir çevrede doğmuş,
Paris'te Batı hukukunu öğrenmiş,
Fransız Konsolosluğu'nda görev yapmış,
Osmanlı hukuk kurumlarında yükselmiş,
İslam hukukunu incelemiş,
İslamiyet'i kabul etmiş,
ve hayatının son döneminde Osmanlı hukuk düşüncesinin önemli temsilcilerinden biri haline gelmiştir.
Bu nedenle onun biyografisi, 19. yüzyıl Osmanlı toplumunda hukuk, din, eğitim ve kimlik arasındaki geçişlerin ne kadar karmaşık olduğunu gösteren ilginç örneklerden biridir.
14. “Ermeni hukukçu” mu, “Osmanlı hukukçusu” mu?
Ali Şahbaz Efendi hakkında bugün yapılabilecek en önemli tartışmalardan biri de budur.
Modern İngilizce literatürde onu “Ottoman Armenian legal scholar” şeklinde tanımlayan çalışmalar vardır.
Bu tanımlama doğrudur; çünkü onun Ermeni kökenini ve Osmanlı Ermeni toplumundan gelen bir hukukçu olduğunu ifade eder.
Ancak aynı zamanda eksik kalabilir.
Çünkü Ali Şahbaz Efendi'nin hayatının ikinci yarısı Osmanlı devlet ve hukuk kurumlarının içinde geçmiştir.
O:
Osmanlı adliye teşkilatında görev yapmış,
Mahkeme-i Ticaret'te bulunmuş,
Temyiz Mahkemesi üyeliği yapmış,
hukuk mekteplerinde ders vermiş,
Osmanlı hukuk kitapları yazmış,
devletler hukukuna ilişkin Osmanlı literatürünün önemli eserlerinden birini meydana getirmiştir.
Dolayısıyla onu yalnızca etnik kökeni üzerinden değil, Osmanlı hukuk düşüncesinin bir temsilcisi olarak değerlendirmek gerekir.
15. Kumkapı Olayı ve Ali Şahbaz Efendi
Ali Şahbaz Efendi'nin hayatındaki dikkat çekici olaylardan biri de 1890 Kumkapı Ermeni hadisesi sonrasında bilgisine başvurulmasıdır.
Vakanüvis'te yayımlanan akademik bir çalışmada, Kumkapı olayından üç gün sonra Derviş Paşa tarafından Ali Şahbaz Efendi'nin görüşüne başvurulduğu belirtilmektedir.
Ali Şahbaz Efendi olayların Avrupa'da örgütlenen Ermeni komiteleriyle bağlantılı olduğunu düşünüyordu.
Bu ayrıntı, onun dönemin siyasal ve toplumsal meselelerinde de görüşlerine başvurulan itibarlı bir hukukçu olduğunu göstermektedir.
Aynı zamanda onun hayatının yalnızca hukuk kitapları ve derslerden ibaret olmadığını; Osmanlı'nın son dönemindeki siyasal krizlerin içerisinde de yer aldığını ortaya koymaktadır.
16. Öğrencilerinin gözünde Ali Şahbaz Efendi
Ali Şahbaz Efendi'nin ölümünden sonra onun hakkında yazılan yazılar, karakteri konusunda önemli ipuçları verir.
1898'de Servet-i Fünun'da yayımlanan bir yazıda Ali Şehbaz Efendi'nin ölümü büyük üzüntüyle karşılanmış; öğrencileri ve çevresi tarafından ilim ve fazilet sahibi bir hoca olarak anılmıştır.
Daha sonraki hukuk tarihi araştırmalarında da onun öğrencileri tarafından:
geniş bilgisi,
ahlâkî sağlamlığı,
derslerine bağlılığı
ile sevilen bir hoca olduğu aktarılır.
Hatta Cemil Bilsel'in hatıralarında, Ali Şahbaz Efendi'nin dersine yetişebilmek için ağır kış şartlarında olağanüstü bir gayret gösterdiği ve bu sırada hastalanarak hayatını kaybettiği anlatılır. Bu anlatının ayrıntıları hatırat niteliğindedir; ancak onun öğretmenlik görevine verdiği önemi göstermesi bakımından değerlidir.
17. Ölümü
Ali Şahbaz Efendi 1898 yılında İstanbul'da vefat etti.
Ölümünün ardından Servet-i Fünun'un 29 Aralık 1898 tarihli sayısında onun için bir vefat yazısı yayımlandı. Yazıda öğrencilerinin çok sevdiği, ilim ve faziletiyle tanınan bir hoca olarak anılıyordu.
Bu çağdaş tanıklık, onun ölümünün sıradan bir memur veya hukukçu kaybı olarak görülmediğini göstermektedir.
Bir hukuk hocası ölmüştü.
Fakat aynı zamanda bir hukuk kültürü taşıyıcısı da ortadan kalkmıştı.
18. Ölümünden sonra eserlerinin yaşamaya devam etmesi
Ali Şahbaz Efendi'nin en önemli eserlerinden Mufassal Hukuk-ı Düvel ölümünden sonra basıldı.
1324/1908 tarihli eser bugün dahi çeşitli üniversite ve kütüphane kataloglarında kayıtlıdır. Columbia Üniversitesi ve McGill Üniversitesi kütüphane kataloglarında eserin farklı kayıtları bulunmaktadır.
Bu durum ayrıca Ali Şahbaz Efendi'nin eserlerinin yalnızca Osmanlı coğrafyasında kalmadığını göstermektedir.
Bugün onun eserlerine:
Columbia University,
McGill University,
Harvard bağlantılı araştırmalar,
Pennsylvania Üniversitesi'nin çevrimiçi katalogları
gibi uluslararası akademik kaynaklarda rastlamak mümkündür.
Bu bakımdan Ali Şahbaz Efendi, Türkiye'de unutulmuş fakat uluslararası hukuk tarihi literatüründe iz bırakmış bir Osmanlı hukukçusudur.
19. Yabancı araştırmacılar neden Ali Şahbaz Efendi ile ilgileniyor?
Bunun temel nedeni onun Osmanlı hukukunun Avrupa hukukuyla karşılaşmasının somut aktörlerinden biri olmasıdır.
Modern araştırmalar açısından Ali Şahbaz Efendi üç nedenle önemlidir.
Birincisi: Hukuk transferi
Avrupa hukuk düşüncesinin Osmanlı hukuk çevresine aktarılmasında görev yapan hukukçulardan biridir.
İkincisi: Devletler hukuku
Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletler sistemi içindeki konumunu ve eşitlik sorununu tartışmıştır.
Üçüncüsü: Hukuk eğitimi
Osmanlı'nın modern hukuk okullarında hem teorik hem uygulamalı hukuk dersleri vermiştir.
Cambridge bağlantılı bir hukuk tarihi araştırması, Ali Şahbaz Efendi'nin 1890'lı yıllarda “Usul-ı Muhakeme-i Hukukiye” başlıklı bir el yazması üzerinde çalıştığını da kaydetmektedir.
Bu durum onun hukuk muhakemesi alanındaki çalışmalarının basılmış eserlerle sınırlı olmadığını göstermektedir.
20. Ali Şahbaz Efendi'nin hukuk düşüncesindeki yeri
Ali Şahbaz Efendi'nin hukuk tarihindeki yerini birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse:
“Geçiş hukukçusu.”
Çünkü onun hayatında sürekli olarak iki hukuk dünyası karşı karşıya gelir:
İslam hukuku – Avrupa hukuku
Osmanlı hukuku – Fransız hukuku
Gelenek – modernleşme
Yerel hukuk – uluslararası hukuk
Doğu – Batı
Mahkeme uygulaması – akademik hukuk
Ali Şahbaz Efendi bu karşılaşmaların hiçbirinde tamamen bir tarafın içerisinde kalmamıştır.
Onun asıl özelliği, farklı hukuk dünyaları arasında bilgi taşımasıdır.
Bu nedenle onu yalnızca “Osmanlı hukukçusu” olarak değil, Osmanlı hukukunun küresel hukuk düşüncesiyle temas noktalarından biri olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.
21. Bugün neden hatırlanmıyor?
Ali Şahbaz Efendi'nin hukuk tarihindeki önemine rağmen günümüzde adı Ahmed Cevdet Paşa, Mecelle hukukçuları veya sonraki dönem Cumhuriyet hukukçuları kadar bilinmemektedir.
Bunun birkaç nedeni vardır.
Birincisi, eserlerinin önemli bir bölümü Osmanlı Türkçesiyle kalmıştır.
İkincisi, çalışmalarının bir kısmı ölümünden sonra yayımlanmıştır.
Üçüncüsü, Osmanlı hukuk tarihi anlatıları çoğu zaman birkaç büyük isme odaklanmakta, bu isimlerin arkasındaki bilgi ağını oluşturan hukukçular yeterince incelenmemektedir.
Oysa Ahmed Cevdet Paşa'nın Batı kaynaklarından yararlanmasında Ali Şahbaz Efendi'nin oynadığı rol dikkate alındığında, onu yalnızca “yardımcı bir isim” olarak görmek mümkün değildir.
Ali Şahbaz Efendi, Osmanlı hukuk düşüncesinin Avrupa hukuk bilgisiyle temas kurduğu kanallardan biridir.
22. Ali Şahbaz Efendi'nin hukukçulara bıraktığı ders
Ali Şahbaz Efendi'nin hayatından günümüz hukukçuları bakımından çıkarılabilecek belki de en önemli ders, hukuk bilgisinin dil bilgisinden ayrı düşünülemeyeceğidir.
Onun hayatının çizgisi şöyledir:
Kayseri → İstanbul → Paris → Halep → Fransız Konsolosluğu → Osmanlı adliye teşkilatı → hukuk mektepleri → Temyiz Mahkemesi → hukuk literatürü
Bu güzergâh aslında bir hukukçunun nasıl yetişebileceğinin de tarihsel bir örneğidir.
Yabancı dili bilen,
yabancı hukuku okuyabilen,
kendi hukuk sistemini bilen,
mahkeme pratiğini tanıyan,
öğretmenlik yapabilen
bir hukukçu ortaya çıktığında, yalnızca kitap yazan bir akademisyen değil, hukuk kültürünü dönüştüren bir entelektüel ortaya çıkar.
Ali Şahbaz Efendi'nin asıl mirası da burada aranmalıdır.
Sonuç: “Ayaklı Kütüphane” neden yeniden keşfedilmeli?
Ali Şahbaz Efendi'nin hayatı, Osmanlı hukuk modernleşmesinin birkaç cümleyle anlatılamayacağını göstermektedir.
O, Kayseri'de Ermeni bir aile çevresinde dünyaya geldi; çocuk yaşta İstanbul'a geldi; genç yaşında Paris'e gönderildi; Avrupa hukuk kültürüyle tanıştı; Halep'te Fransız Konsolosluğu'nda görev yaptı; Ahmed Cevdet Paşa ile tanıştı; Batı kaynaklarını izleyerek Cevdet Paşa'ya bilgi ve notlar sağladı; Osmanlı adliye teşkilatında yükseldi; Mahkeme-i Ticaret ve Temyiz Mahkemesi'nde görev yaptı; hukuk mekteplerinde ders verdi; ceza muhakemesi ve hukuk muhakemesi üzerine çalışmalar yaptı ve nihayet Osmanlı devletler hukuku literatürünün önemli eserlerinden Mufassal Hukuk-ı Düveli bıraktı.
Üstelik bütün bu hayat çizgisi, 19. yüzyıl Osmanlı toplumunun en çalkantılı dönemlerinden birinde gerçekleşti.
Onun hayatı aynı zamanda şu soruyu da gündeme getirir:
Bir hukukçuyu büyük yapan nedir?
Sadece çok sayıda kanun maddesini bilmek mi?
Sadece kitap yazmak mı?
Sadece akademik unvan sahibi olmak mı?
Ali Şahbaz Efendi'nin hayatı başka bir cevap vermektedir:
Büyük hukukçu, farklı hukuk dünyalarını okuyabilen, bunları karşılaştırabilen, kendi hukuk sisteminin sorunlarını görebilen ve öğrendiği bilgiyi başkalarına aktarabilen hukukçudur.
Belki de bu nedenle çağdaşları ona boşuna “Ayaklı Kütüphane” dememişlerdi.
Bugün Ali Şahbaz Efendi'nin yeniden incelenmesi, yalnızca bir Osmanlı hukukçusunun biyografisini ortaya çıkarmak anlamına gelmez.
Aynı zamanda:
Osmanlı hukuk modernleşmesini,
Türk hukuk eğitiminin köklerini,
devletler hukukunun Osmanlı'daki gelişimini,
Avrupa hukukunun Osmanlı'ya aktarılma biçimini
ve hatta
19. yüzyıl hukukçusunun çok dilliliğini ve entelektüel dünyasını
yeniden düşünmek anlamına gelir.
Bu nedenle Ali Şahbaz Efendi, yalnızca geçmişte kalmış bir hukuk hocası değildir.
O, Osmanlı hukukunun Doğu ile Batı arasında kurduğu entelektüel köprülerden biridir.
Ve belki de en önemlisi, bu köprünün üzerinde hâlâ okunmayı bekleyen çok sayıda hukuk kitabı bulunmaktadır.
Kaynaklar ve ileri okuma
“Ali Şahbaz Efendi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi / İstanbul Ansiklopedisi, c. II, s. 715. Kaynak, Ali Şahbaz Efendi'yi hukuk âlimi ve muallim olarak tanıtmakta; Kayseri Ermenilerinden geldiğini, Halep'te Cevdet Paşa'nın takdirini kazandığını, Osmanlı adliyesinde çeşitli görevler yaptığını ve “Ayaklı Kütüphane” diye tanındığını belirtmektedir.
M. Asım, “Ali Şahbaz Efendi Hazretleri”, Servet-i Fünun, c. 14, nr. 350, 26 Kasım 1897, s. 186. Bu yazı Ali Şahbaz Efendi'nin çocukluğu, Paris'e gönderilmesi, Halep'teki görevi ve Ahmed Cevdet Paşa ile ilişkisi bakımından özellikle önemlidir.
Hüseyin Cahit Yalçın, “Ali Şehbaz Efendi”, Servet-i Fünun, 29 Aralık 1898. Ali Şahbaz Efendi'nin ölümünden hemen sonra yayımlanan bu yazı, çağdaşlarının ve öğrencilerinin ona duyduğu saygıyı göstermesi bakımından önemlidir.
Ali Şahbaz Efendi, Usûl-i Cezâiye, Matbaa-yı Âmire, İstanbul, 1310/1892. Eser Pennsylvania Üniversitesi'nin çevrimiçi kitap kataloğunda kayıtlıdır.
Ali Şahbaz Efendi, Mufassal Hukuk-ı Düvel, İstanbul, Bağdadlıyan Matbaası, 1324/1908. Eser Columbia ve McGill üniversite kütüphanelerinin kataloglarında bulunmaktadır.
Bülent Tahsin ... / hukuk tarihi çalışmaları, Osmanlı hukuk eğitimi ve Mekteb-i Hukuk kadroları üzerine araştırmalar. Ali Şahbaz Efendi'nin hukuk muhakemesi ve ticaret hukukuna ilişkin derslerini göstermektedir.
Cambridge University Press / Continuity and Change, Osmanlı hukuk kültüründe hukuk aktarımı üzerine çalışma. Ali Şahbaz Efendi'nin Usul-ı Muhakeme-i Hukukiye adlı 1890'lı yıllara ait el yazmasına atıf yapmaktadır.
Harvard Law School – Program on International Law and Society, “Ottoman Empire and Eurocentric Law of Nations”. Ali Şahbaz Efendi'nin Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletler sistemi içindeki konumuna ilişkin görüşlerini ve Mufassal Hukuk-ı Düvel eserinin uluslararası hukuk bakımından önemini incelemektedir.
Bogaziçi University Digital Archive, Osmanlı'da iade-i mücrimin ve devletler hukuku üzerine çalışma. Ali Şahbaz Efendi'nin biyografisi ile Mufassal Hukuk-ı Düvel eserinin konu başlıklarını ayrıntılı biçimde vermektedir.
Hasret Gümüş, “19. Yüzyılda Ermeni Bir Hukukçunun Portresi: Ali Şahbaz Efendi”, IV. Uluslararası Türk Hukuk Tarihi Kongresi programında yer alan çalışma. Başlığın kendisi bile Ali Şahbaz Efendi'nin güncel hukuk tarihi araştırmalarında yeniden ele alınmaya başlandığını göstermektedir.
Kaynak tenkidi notu
Ali Şahbaz Efendi'nin biyografisinde 1838 ve 1843 olmak üzere iki farklı doğum yılı verilmektedir. Hasan Basri Erk'in Meşhur Türk Hukukçuları çizgisindeki kayıt ile İstanbul Ansiklopedisi 1838'i verirken, 1897 tarihli Servet-i Fünun biyografisine dayanan araştırmalar 1843'ü vermektedir.
Bu nedenle 18 Aralık 1843 tarihinin kesinliğini gösterecek bir Osmanlı nüfus veya sicil belgesi bulunmadan, akademik bir metinde “kesin doğum tarihi” ifadesinin kullanılması yerine “18 Aralık 1843 olarak verilen doğum tarihi” şeklinde ihtiyatlı bir ifade kullanılması daha doğru olacaktır.
Buna karşılık 1898'de İstanbul'da öldüğü konusunda kaynaklar çok daha uyumludur; 29 Aralık 1898 tarihli Servet-i Fünun ölümünün hemen ardından onun hakkında bir anma yazısı yayımlamıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder