Şeytan Adası’na gönderilen Türk mahkûmlar arasında hikâyesi en çarpıcı, en detaylı şekilde belgelenmiş ve günümüze ulaşmış olan isim Polis Cemil Efendi (Mehmet Cemil)’dir. Onun hatıraları, sadece bireysel bir hayatta kalma mücadelesi değil; aynı zamanda işgal altındaki bir milletin onurunu koruma ve bağımsızlık ruhunun uzak bir kıtada devam etme hikâyesidir. [1, 2, 3, 4]
1. Suçu: Kadınları Korumak ve İşgal Askerine Karşı Durmak
Her şey 1919 yılının Ağustos ayında, İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından işgal altında tutulduğu sırada başladı. Gülhane Parkı yakınlarında, Fransız üniformalı üç Senegalli asker, Türk kadınlarına yönelik sözlü ve fiziki tacizde bulunarak elbiselerini yırttı. [1, 2, 3]
O sırada bölgede asayiş görevinde olan Türk polisi Mehmet Cemil, olaya anında müdahale etti. Çıkan arbede ve silahlı çatışmada Cemil Efendi, askerlerden birini öldürdü, diğer ikisini ise yaraladı. [1, 2]
2. Hukuksuz Yargılama ve Sürgün
İstanbul’u kontrol altında tutan Fransız işgal makamları, Cemil Efendi’yi kendi askeri mahkemelerinde yargıladı. Dönemin zayıf Osmanlı idaresi bu duruma engel olamadı ve Fransızlar, Türk polisine müebbet kürek cezası verdi. Cemil Efendi, diğer adi suçlular gibi Marsilya üzerinden, dünyanın en tehlikeli hapishane sistemi olan Fransız Guyanası’ndaki Şeytan Adası’na sürgüne gönderildi. [1, 2]
3. "Kuru Giyotin"de 10 Yıl ve Kaçış Teşebbüsleri
Cemil Efendi’nin hatıralarında, adadaki yaşam tam anlamıyla bir vahşet olarak tasvir edilir. Ağır zincirler ve prangalar altında, tropikal hastalıkların ve gardiyanların acımasız işkencelerinin ortasında hayatta kalmaya çalıştı. Hatıratında öne çıkan unsurlar şunlardır: [1, 2]
- Pranga ve İşkence: Kaçmaya meyilli veya dikbaşlı görüldüğü için sürekli ağır hücre cezalarına çarptırıldı. [1, 2]
- Kaçış Girişimleri: Teslim olmayı reddeden Cemil Efendi, okyanusun azgın sularına ve köpekbalığı tehdidine rağmen iki kez adadan kaçma teşebbüsünde bulundu ancak yakalanarak tekrar hücreye atıldı. [1]
- Milli Gurur: Her şeye rağmen bir Türk polisi olarak vakarını ve onurunu asla kaybetmediğini, yabancı suçlular arasında dahi saygı gördüğünü belirtmiştir. [1]
4. Atatürk’ün Devreye Girmesi ve Vatana Dönüş
Yıllar geçti, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Ancak Cemil Efendi binlerce kilometre uzaktaki bu cehennemde unutulmuş gibiydi. Durumdan haberdar olan Mustafa Kemal Atatürk, genç cumhuriyetin hiçbir evladının geride bırakılamayacağını belirterek bizzat devreye girdi. [1]
Atatürk, Fransa’nın Ankara Büyükelçisi'ni çağırarak Polis Cemil'in derhal iade edilmesini talep etti ve dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ı bu işle özel olarak görevlendirdi. Yapılan yoğun diplomatik baskılar sonuç verdi. Şeytan Adası’nda tam 10 yıl geçiren Cemil Efendi, 1929 yılında özgürlüğüne kavuşarak vatanına geri döndü. [1, 2, 3]
5. Hatıraların Günümüzdeki Yeri
Cemil Efendi yurda döndüğünde Galata Rıhtımı'nda bir kahraman gibi karşılandı ve kendisine ne iş yapmak istediği sorulduğunda, "Ben polis doğdum, polis ölmek isterim" diyerek Pangaltı Karakolu’nda görevine geri döndü. Adada kaptığı tropikal hastalıklar nedeniyle ne yazık ki fazla yaşayamadı ve 44 yaşında vefat etti. [1, 2]
Onun bu destansı mücadelesi ve yaşadıkları unutturulmadı:
- Kitap: Volkan Soran tarafından hazırlanan ve Ötüken Neşriyat tarafından basılan Şeytan Adası'nda Bir Türk & Polis Cemil Efendi'nin Hatıratı isimli eser, onun yaşadığı işkenceleri ve adadaki gözlemlerini birinci ağızdan aktarmaktadır. [1, 2]
- Dizi / Belgesel: TRT’nin dijital platformu tabii bünyesinde, bu kahramanlık hikâyesini anlatan "Şeytan Adası’nda Esir Türk: Polis Cemil" adlı bir yapım izleyicilerle buluşmuştur. [1, 2]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder