1. Önce kelimenin tam merkezini yakalayalım
obloquy
/ˈɒbləkwi/ veya Amerikan İngilizcesinde /ˈɑːbləkwi/
çoğulu: obloquies
Temel anlamı iki katmanlı:
(1) ağır, aşağılayıcı, kötüleyici sözler / kamuya yönelik sert kınama
(2) bu sözlerin sonucunda ortaya çıkan kötü şöhret, itibar kaybı, utanç ve rezillik
Oxford bunu özellikle “strong public criticism” ve “loss of respect and honour” olarak veriyor. Collins de bir yandan kişiye yöneltilen defamatory or censorious statements, diğer yandan bunların doğurduğu disgrace anlamını ayırıyor.
Dolayısıyla Türkçede tek kelimeyle karşılamaya çalışmak yanıltıcı.
Bağlama göre:
- ağır kınama
- yerme
- yergi
- aşağılama
- sözlü saldırı
- hakaretamiz sözler
- itham
- karalama
- iftira
- itibar kaybı
- rezillik / kötü şöhret
- toplum önünde düşürülmüş olma
karşılıkları mümkün.
Ama kelimenin en güzel özeti bence:
“bir kişiye karşı yöneltilen ağır, itibarsızlaştırıcı sözlü saldırı ve bunun sonucunda doğan toplumsal itibar kaybı.”
Merriam-Webster'ın verdiği ayrım özellikle önemli: obloquy, yalnızca sert sözleri değil, defamation + consequent shame/disgrace boyutunu da çağrıştırıyor.
2. Kelimenin kökü müthiş
Kelime Latince:
ob + loqui
ob- = karşı, aleyhine
loqui = konuşmak
Yani kelimenin kelime kelime mantığı:
“birinin aleyhine konuşmak”
veya daha canlı şekilde:
“karşı konuşma / aleyhinde konuşma.”
Late Latin:
obloquium
Latin fiili:
obloqui = against / contrary to speak; karşı konuşmak, karşı çıkmak, aleyhinde konuşmak.
- yüzyılda İngilizceye giriyor.
Burada çok güzel bir kelime ailesi de çıkıyor:
loqui = speak
- colloquy → konuşma
- colloquial → konuşma diline ait
- eloquence → güzel konuşma
- locution → ifade, söz
- loquacious → çok konuşkan
- soliloquy → kendi kendine konuşma
- ventriloquism → karından konuşma
- interlocutor → konuşmaya katılan kişi
- obloquy → aleyhinde konuşma / kötüleyici konuşma
Yani obloquy'nin içinde “speech/talking” fikri bizzat gömülü.
3. Fakat kelimenin çok güzel bir dönüşümü var
Başlangıçta:
obloquy = speaking against
iken zamanla:
speaking against someone
→
abusive/censorious speech
→
the disgrace resulting from such speech
anlamına evrilmiş.
Yani:
sözlü saldırı → toplumsal kınama → itibar kaybı
zinciri var.
Bu yüzden obloquy, “insult”tan daha geniş ve daha toplumsal bir kavram.
4. “Insult” ile aynı şey değil
Burası çok önemli.
insult
Belirli bir kişiye yöneltilen aşağılayıcı söz:
He insulted me.
Bana hakaret etti.
abuse
Daha genel ve sert sözlü kötü muamele:
verbal abuse
sözlü taciz / sözlü saldırı
invective
Özellikle sert, retorik ve saldırgan söylem:
political invective
siyasi yergi / ağır siyasi saldırı
vituperation
Uzun süreli, yoğun ve adeta ağza geleni söyleme:
a torrent of vituperation
obloquy
Burada ise:
ağır sözlü saldırı + kınama + itibarsızlaştırma + toplumsal rezil edilme
var.
Merriam-Webster bunu çok güzel ayırıyor: abuse genel; vituperation sürekli ve yoğun sözlü saldırıyı; invective retorik becerisi yüksek sert saldırıyı; obloquy ise özellikle defamation ve bunun doğurduğu shame/disgrace boyutunu öne çıkarıyor.
5. Kelimenin en güzel kalıpları
Tarama sırasında özellikle şu kullanımlar öne çıkıyor:
subject someone to obloquy
He was subjected to obloquy and derision.
= Ağır kınama ve alaya maruz kaldı.
Bu, kelimenin en doğal kalıplarından biri.
heap obloquy upon someone
Bu çok güzel.
They heaped obloquy upon him.
= Üzerine ağır eleştiriler/hakaretler yağdırdılar.
Buradaki heap çok önemli:
heap praise upon someone
heap blame upon someone
heap criticism upon someone
heap obloquy upon someone
Yani obloquy adeta “birinin üzerine yığılan” bir şey olarak tasarlanıyor.
Klasik metinlerde:
heap moral obloquy upon them
şeklinde de kullanılmış.
a torrent of obloquy
Bence kelimeyi öğrenmek için en güzel kalıp bu.
a torrent of obloquy
= bir hakaret/kınama seli
Merriam-Webster örneğinde kişi rakibinin üzerine adeta bir obloquy seli boşaltıyor.
Burada torrent kelimesinin kullanılması tesadüf değil:
torrent of abuse
torrent of criticism
torrent of invective
torrent of obloquy
public obloquy
public obloquy
= kamuoyu önünde ağır kınama / toplumsal teşhir ve itibar kaybı
Oxford'un tanımındaki strong public criticism boyutuyla doğrudan bağlantılı.
face obloquy
She faced considerable obloquy.
= Ağır toplumsal kınamayla karşı karşıya kaldı.
bear / endure obloquy
He bore the obloquy with dignity.
= Kendisine yöneltilen ağır kınama ve kötülemelere vakarını koruyarak katlandı.
Bu kullanım özellikle “haksız yere saldırıya uğrayan fakat boyun eğmeyen kişi” anlatılarında çok güzel.
live in / live under obloquy
Bu durumda kelime ikinci anlamına geçiyor:
to live in obloquy
= kötü şöhret içinde yaşamak.
Artık burada obloquy = sözler değil:
toplumsal itibar kaybı / rezillik
anlamında.
Merriam-Webster'ın verdiği örnekte kişi hayatının geri kalanını “obloquy” içinde geçiriyor.
6. Çok güzel bir eşleşme: “obloquy and derision”
obloquy and derision
= ağır kınama ve alay
Bu ikili özellikle edebi dilde güçlü.
Burada:
obloquy → itibarsızlaştırıcı saldırı
derision → alaya alma
oluyor.
Merriam-Webster bunu doğrudan örnek olarak kullanıyor.
7. Shakespeare'de bile var
İşte kelimenin ne kadar eski ve edebi olduğunu gösteren müthiş bir şey.
Shakespeare'de obloquy birkaç kez geçiyor.
Örneğin Henry VI, Part 1:
“Which obloquy set bars before my tongue”
Shakespeare's Words bunu disgrace, reproach, slander şeklinde açıklıyor.
Ayrıca:
All's Well That Ends Well
ve
The Rape of Lucrece
eserlerinde de kelime bulunuyor.
Bu nedenle kelimeyi yalnızca “GRE kelimesi” olarak görmek hata olur.
Orta İngilizceden Shakespeare'e, 18.-19. yüzyıl edebiyatından modern gazeteciliğe kadar gelen edebi bir kelime.
8. David Hume'da çok güzel bir kullanım
Hume şöyle yazıyor:
“the subject of so much groundless reproach and obloquy”
Yani:
“böylesine çok temelsiz kınama ve kötülemenin konusu.”
Buradaki kullanım çok öğretici.
Çünkü obloquy, burada basit bir “hakaret” değil:
Bir düşüncenin veya kişinin toplum tarafından haksız biçimde kötülenmesi.
Wiktionary de bu Hume kullanımını kaynak gösteriyor.
9. John Stuart Mill'de kelime özellikle ilginç
Mill'de de kelimeyi bolca görüyoruz.
Örneğin:
held up to obloquy
= kötülenmek / kamuoyu önünde mahkûm edilmek
Mill'in siyasal düşünce tartışmalarında, bazı görüşlerin obloquy konusu yapılmasından söz ediliyor.
Daha da ilginci, On Liberty'de dinsel inancını açıkça ifade eden kişilerin toplumdaki obloquy riskinden söz ediyor.
Burada kelime:
toplumun dışlayıcı kınaması + itibar kaybı + sosyal baskı
anlamında.
Dolayısıyla hukuki-sosyolojik açıdan da çok güçlü bir kelime.
10. “The Scarlet Letter” bağlantısı MUHTEŞEM
Bence kelimeyi hafızana kazımak için en iyi edebi hikâye Hester Prynne.
Nathaniel Hawthorne'un The Scarlet Letter romanında Hester Prynne, evlilik dışı ilişki nedeniyle toplum tarafından damgalanıyor ve göğsünde kırmızı A taşımaya zorlanıyor.
Oxford Academic'teki bir çalışma, Hester'ın Boston'da üzerine “obloquy” yığıldığını özellikle ifade ediyor.
Burada kelimenin iki anlamı birden gerçekleşiyor:
1. İnsanlar Hester'ı kınıyor
→ obloquy = public abuse / condemnation
2. Hester toplumsal olarak damgalanıyor
→ obloquy = disgrace / loss of honour
İşte kelimenin sözlük anlamını tek bir hikâyeyle öğrenmek istiyorsan:
Hester Prynne = obloquy
diye kodlayabilirsin.
Hatta dönemin gerçek New England'ında da benzer kamusal teşhir ve damgalama uygulamalarının bulunduğu, Hawthorne'un eserindeki kırmızı harfin tarihsel bir karşılığı olduğu belirtiliyor.
11. George Eliot – Middlemarch
Bir başka güzel örnek:
George Eliot'un Middlemarch romanında da kelime geçiyor.
Şöyle bir bağlam var:
“confound his whole life and the truths he had espoused in one heap of obloquy”
Buradaki düşünce kabaca:
Bir kişinin bütün hayatının ve savunduğu hakikatlerin tek bir kötüleme/itibar kaybı yığını içinde birbirine karıştırılması.
Bu kullanım özellikle heap of obloquy kalıbını görmemiz açısından değerli.
12. Tarihte çok önemli bir tema: “yenilikçinin obloquy'ye maruz kalması”
Kelimenin tarih boyunca çok tipik bir kullanım modeli var:
Yeni ve alışılmadık bir fikir ortaya at → toplum tepki göstersin → kişi ağır kınama ve kötülemeye uğrasın → zaman onu haklı çıkarsın.
Bu yüzden:
to brave the obloquy
çok güzel bir düşünce.
= kınamaya göğüs germek
Özellikle reformcular, bilim insanları, özgür düşünürler, siyasal muhalifler için kullanılıyor.
Mill'de örneğin, toplumun kabul etmediği bir inancı açıkça savunan kişinin “brave the obloquy” ettiği anlatılıyor.
Bu kalıbın Türkçedeki en iyi karşılığı:
“toplumun tepkisini göze almak”
veya daha edebi:
“kınamaya göğüs germek.”
13. Çok güzel tarihî bir örnek: John Adams
Amerikan siyasi tarihinde obloquy kelimesinin kullanıldığı bir başka ilginç örnek John Adams'ın başkanlığıyla ilgili tartışmalarda karşımıza çıkıyor.
Charles Sumner'ın tarihsel anlatımında, Adams'ın akrabalarını göreve getirmeme konusundaki hassasiyeti aktarılırken bunun tersinin “a torrent of obloquy” doğuracağı ifade ediliyor.
Buradaki anlam:
kamuoyundan gelecek yoğun kınama / siyasi saldırı
Yani kelime yalnızca kişiler arası hakarette değil, siyasal söylemde de kullanılıyor.
14. Bir başka ilginç nokta: “obloquy” her zaman hakaret eden kişiyi değil, hedefi anlatabilir
Bu çok önemli.
Şöyle:
He directed obloquy at his opponent.
Burada:
obloquy = saldırgan sözler
Ama:
He lived in obloquy for the rest of his life.
Burada:
obloquy = kötü şöhret / itibar kaybı
Yani kelime hem saldırının kendisini hem de saldırının sosyal sonucunu ifade edebilir.
Collins bu iki anlamı açıkça ayırıyor.
15. Hukuk açısından çok ilginç
Senin çalışma alanın açısından burası özellikle önemli.
obloquy = hakaret diye otomatik çevirmek bence doğru değil.
Çünkü:
insult
kişiye yöneltilen aşağılayıcı söz olabilir.
Ama:
obloquy
çok daha fazla kamusal/kollektif itibarsızlaştırma çağrışımı taşıyor.
Örneğin:
The politician was subjected to public obloquy.
Bunu:
“Politikacıya hakaret edildi.”
diye çevirmek anlamı daraltır.
Daha iyi:
“Politikacı kamuoyu önünde ağır biçimde kınandı ve itibarsızlaştırıldı.”
veya:
“Politikacı yoğun bir kamuoyu kötülemesine maruz kaldı.”
Çünkü obloquy'de mutlaka TCK m.125 anlamında teknik hakaret suçu bulunması gerekmiyor.
Bir gazete:
kişiyi ağır biçimde eleştirebilir,
toplum:
kişiyi dışlayabilir,
politikacılar:
kişiyi kınayabilir,
ve bütün bunların toplamı obloquy olarak nitelendirilebilir.
Bu bakımdan kelime, hakaret – tahkir – kınama – karalama – itibarsızlaştırma – sosyal damgalama arasındaki gri alanı anlatmak için çok kullanışlı.
16. “Obloquy” ile “opprobrium” arasındaki ince fark
Bunlar birbirine çok yakın.
obloquy
sözlü/kamusal saldırı ve bunun doğurduğu kötüleme
opprobrium
ağır kınama, utanç, rezillik, nefret veya kötü şöhret
Kabaca:
obloquy = people say bad things about you
opprobrium = you bear the disgrace/condemnation
Ama ikisi pratikte ciddi ölçüde örtüşüyor.
Bu nedenle:
public obloquy and opprobrium
gibi yan yana kullanımlar da görebilirsin.
17. “Obloquy” ile “imprecation” arasındaki fark
Sen daha önce imprecation üzerinde de durmuşsun; burada güzel bir ayrım var.
imprecation
Birine yönelik beddua / lanet / kötü dilek
May you rot in hell!
→ imprecation olabilir.
obloquy
Birine yönelik ağır kötüleme / tahkir / itibarsızlaştırıcı söz
You are a corrupt, dishonest fraud.
→ obloquy olabilir.
Dolayısıyla:
imprecation = kötü bir şey olmasını dilemek
obloquy = kişinin aleyhinde ağır ve itibarsızlaştırıcı konuşmak
Bu ayrım senin beddua–hakaret çalışman için özellikle değerli.
18. Obloquy'nin “fıkra” tarafı
Burada ilginç bir sonuç çıktı: obloquy'nin kendisine özgülenmiş meşhur bir İngiliz fıkrası veya popüler kültür esprisi bulmak zor.
Bunun nedeni kelimenin gündelik olmaması.
Kelime:
formal + literary + historical
bir kelime. Oxford da onu açıkça formal olarak işaretliyor.
Günlük İngilizcede kimse:
“You have subjected me to obloquy!”
demez.
Onun yerine:
You insulted me.
You're trashing me.
You're publicly attacking me.
der.
obloquy, daha çok:
tarihçi + hukukçu + gazeteci + edebiyatçı + akademisyen
kelimesi.
19. Ama mizahi bir hafıza hikâyesi kurulabilir
Kelimeyi hatırlamak için şöyle düşün:
Bir profesör konferansta çok tartışmalı bir teori ortaya atıyor.
Salondan biri:
“This is nonsense!”
Bir başkası:
“You're a fraud!”
Gazeteler ertesi gün:
SCIENTIST DESTROYS ACADEMIC TRADITION!
Twitter'da binlerce kişi saldırıyor.
Profesör eve dönüyor.
Karısı:
“How did the conference go?”
Profesör:
“I received some feedback.”
Karısı:
“How much?”
Profesör:
“A torrent of obloquy.”
😂
İşte obloquy tam olarak bu atmosfer.
20. Sinema tarafında önemli bir sonuç
Tarama sonucunda obloquy kelimesinin kendisini başlığa veya filmin merkezî kavramına dönüştüren meşhur bir sinema örneği bulamadım.
Ama kavramın kendisi sinemada inanılmaz derecede yaygın:
- The Scarlet Letter
- politik linç anlatıları
- cadılık davaları
- dinsel dışlanma
- bilimsel yenilikçilerin dışlanması
- savaş sonrası hain ilan edilen kişiler
- gazetecilerin veya muhaliflerin kamuoyu önünde itibarsızlaştırılması
gibi anlatıların tamamı obloquy kavramının dramatik örnekleri.
Özellikle The Scarlet Letter bunun neredeyse ders kitabı örneği.
21. Kelimeyi öğrenmek için sana “çekirdek paket” çıkarayım
Şunları ezberlersen obloquy kelimesini gerçekten öğrenmiş olursun:
subject someone to obloquy
birini ağır kınamaya/kötülemeye maruz bırakmak
heap obloquy upon someone
birinin üzerine ağır kınama/hakaret yağdırmak
a torrent of obloquy
ağır sözlerden/kınamalardan oluşan sel
public obloquy
kamuoyu önünde ağır kınama
face obloquy
ağır kınamayla karşılaşmak
bear/endure obloquy
ağır kınamaya katlanmak
brave the obloquy
kınamayı göze almak
subject to obloquy and derision
kınama ve alaya maruz bırakmak
live in obloquy
kötü şöhret/itibar kaybı içinde yaşamak
a heap of obloquy
ağır kötüleme/kınama yığını
22. Ve kelimenin zihnimdeki Türkçe karşılığı
Tek bir Türkçe kelime seçmek zorunda olsaydım:
“tahkir”
derdim.
Ama akademik bağlama göre:
obloquy = ağır tahkir + kamuoyu kınaması + itibarsızlaştırma
şeklinde düşünmek daha doğru.
Hatta senin hakaret hukuku çalışman bakımından çok güzel bir kavramsal ayrım kurulabilir:
Insult → kişiye yönelen aşağılayıcı söz
Invective → sert ve retorik saldırı
Vituperation → yoğun ve süreklilik gösteren sözlü saldırı
Obloquy → kötüleyici söz + kamuoyu kınaması + itibar kaybı
Opprobrium → ağır kınama ve bunun doğurduğu utanç/rezillik
Imprecation → beddua/lanet
Bu altılıyı birbirinden ayırmak, özellikle İngilizce hakaret terminolojisini incelerken bayağı güçlü bir kavramsal çerçeve verir. Merriam-Webster'ın synonym ayrımı da bu nüansların gerçekten dilde bulunduğunu doğruluyor.
Kısacası: obloquy'yi sadece “hakaret” diye ezberleme hacı. En güzel zihinsel formül:
OBLOQUY = “SENİN ALEYHİNDE KONUŞULAN AĞIR SÖZLER VE BUNLARIN ÜZERİNE GETİRDİĞİ TOPLUMSAL UTANÇ.”
Ve kelimenin kökü de bunu mükemmel destekliyor:
OB + LOQUI = “AGAINST + SPEAK” → “ALEYHİNE KONUŞMA.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder