Evet, bu durum işlevsel olarak estoppel (daha doğru Türkçe karşılığıyla çelişkili davranış yasağı / venire contra factum proprium) niteliğindedir.
Açıklama:
Kişi, bizzat kendisi muvazaalı (danışıklı) bir satış yaparak taşınmazı devretmişse, daha sonra “bu satış muvazaalıydı, o yüzden tapu kaydını iptal edin” diyerek dava açamaz.
Türk hukukunda bu engel şu ilkelere dayanır:
- Kimse kendi muvazaasına dayanamaz ilkesi
- Çelişkili davranış yasağı (venire contra factum proprium)
- Türk Medeni Kanunu m. 2 (dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması)
Bu ilke, Anglo-Amerikan hukukundaki estoppel doktrininin Türk hukukundaki karşılığıdır. Yani kişi, daha önce kendi iradesiyle yarattığı bir görünüşe (muvazaalı satışa) sonradan aykırı davranarak bundan menfaat elde edemez.
Yargıtay’ın yaklaşımı:
Yargıtay kararlarında açıkça belirtilir ki:
- Satış sözleşmesinin tarafı olan kişi, kendi yaptığı muvazaalı işlemi ileri sürerek lehine sonuç çıkaramaz.
- Özellikle “ben bu satışı muvazaalı yaptım, şimdi iptal edilsin” şeklindeki talepler, çelişkili davranış yasağı nedeniyle reddedilir.
İstisna var mı?
- Eğer muvazaa iddiasını üçüncü kişiler (mirasçılar, alacaklılar vb.) ileri sürüyorsa, durum farklıdır. Onlar kendi muvazaalarına dayanmadıkları için dava açabilirler.
- Ancak işlemi bizzat yapan satıcının kendisi bu iddiayı ileri süremez.
Sonuç:
Kişinin kendi muvazaalı satışına dayanarak açtığı tapu iptali davası, Türk hukukunda doğrudan “estoppel” olarak adlandırılmasa da, estoppel’in işlevsel karşılığı olan çelişkili davranış yasağı nedeniyle dinlenmez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder