NON SEQUITUR: MANTIKSAL BAĞIN KOPTUĞU YER
Giriş
İnsan düşüncesinin en temel özelliklerinden biri, bir düşünceden başka bir düşünceye geçebilmesidir. Ancak her düşünceden her sonuca geçilemez. Bir önermenin doğru olması, ondan hareketle ileri sürülen sonucun da mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, öncül ile sonuç arasında mantıksal olarak kabul edilebilir bir bağlantının bulunmasıdır.
İşte Latince non sequitur ifadesi, kelime anlamıyla “onu takip etmez”, “bundan sonuç çıkmaz” veya “sonuç öncüllerden çıkmaz” anlamına gelir. Mantıkta, bir argümanın öncülleri ile sonucu arasında gerekli veya makul mantıksal ilişkinin bulunmadığı durumları ifade etmek için kullanılır.
Non sequitur, yalnızca biçimsel mantığın teknik bir kavramı değildir. Günlük tartışmalarda, siyasî söylemlerde, akademik metinlerde, gazetecilikte ve özellikle hukukî gerekçelendirmede sıkça karşılaşılabilecek bir akıl yürütme problemidir.
I. Non Sequitur Kavramının Kökeni
Non sequitur Latince bir deyimdir.
non = değil
sequitur = takip eder, izler
Dolayısıyla kelimesi kelimesine anlamı “takip etmez” şeklindedir.
Mantıksal kullanımında ise bir sonucun, kendisinden önce ileri sürülen önermeleri mantıksal olarak takip etmediğini anlatır.
Örneğin:
Bütün hâkimler hukukçudur.
Ahmet hukukçudur.
O hâlde Ahmet hâkimdir.
Burada ilk iki önerme doğru olsa bile sonuç bunlardan zorunlu olarak çıkmaz. Ahmet hukukçu olabilir; fakat avukat, akademisyen, savcı veya başka bir hukukçu da olabilir.
Dolayısıyla:
“Ahmet hukukçudur” → “Ahmet hâkimdir”
geçişi mantıksal olarak kurulmuş değildir.
Bu nedenle argüman bir non sequitur örneğidir.
II. Non Sequitur Bir Mantık Hatası mıdır?
Genel anlamda evet.
Non sequitur, geniş anlamıyla sonucun öncüllerden çıkmaması durumudur. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.
Her non sequitur aynı tür mantık hatası değildir.
Bazı durumlarda sorun doğrudan biçimsel mantıktadır:
Eğer yağmur yağıyorsa yerler ıslanır.
Yerler ıslaktır.
O hâlde yağmur yağmıştır.
Burada yerlerin ıslak olmasının başka sebepleri de olabilir. Sonuç öncüllerden zorunlu olarak çıkmamaktadır.
Bazı durumlarda ise argüman biçimsel olarak geçerli görünse bile öncüller ile sonuç arasındaki maddî veya nedensel bağlantı kurulmamıştır.
Örneğin:
Mehmet bugün takım elbise giymiştir.
O hâlde Mehmet dürüst bir insandır.
İki önerme arasında mantıksal bir bağlantı bulunmamaktadır.
Bu nedenle non sequitur, yalnızca “sonuç yanlış” demek değildir.
Asıl mesele:
Sonuç doğru olsa bile, ileri sürülen gerekçeden çıkıyor mu?
sorusudur.
III. Non Sequitur ile Yanlış Sonuç Arasındaki Fark
Bu ayrım son derece önemlidir.
Bir argümanın sonucunun yanlış olması başka şeydir; sonucun öncüllerden çıkmaması başka şeydir.
Örneğin:
Bütün kuşlar uçar.
Penguen bir kuştur.
O hâlde penguen uçar.
Buradaki sonuç gerçekte yanlıştır. Ancak sorun yalnızca sonuçta değildir. İlk önerme de yanlıştır.
Buna karşılık:
Bursa Türkiye'dedir.
Türkiye'nin başkenti Ankara'dır.
O hâlde Bursa'nın nüfusu beş milyondur.
Sonuç doğru veya yanlış olabilir; fakat verilen öncüller sonuçla ilgili değildir.
İşte non sequitur bakımından esas problem budur:
Öncüller sonucu desteklememektedir.
IV. Non Sequitur'un Günlük Hayattaki Görünümleri
Non sequitur günlük tartışmalarda oldukça yaygındır.
Örnek 1
“Bu kişi çok zengin olduğuna göre mutlaka iyi bir yöneticidir.”
Zenginlik ile yöneticilik yeteneği arasında zorunlu bir bağlantı bulunmamaktadır.
Örnek 2
“Bu kitabın yazarı gençtir. Dolayısıyla kitabın bilimsel değeri düşüktür.”
Yazarın yaşı, tek başına eserin bilimsel değerini belirlemez.
Örnek 3
“Adam sürekli takım elbise giyiyor. Demek ki güvenilir biridir.”
Giyim tarzından karakter güvenilirliği sonucuna geçilmesi mantıksal olarak temellendirilmemiştir.
Örnek 4
“Bu görüşü savunan kişi daha önce hata yaptı. O hâlde bu görüş yanlıştır.”
Bir kişinin geçmişte hata yapmış olması, ileri sürdüğü mevcut görüşün yanlış olduğunu göstermez.
Bu son örnek aynı zamanda kişiye saldırı (ad hominem) safsatasına da yaklaşabilir.
V. Non Sequitur ve Nedensellik
Non sequitur özellikle nedensellik kurulurken ortaya çıkar.
Bir olayın diğerinden sonra gerçekleşmesi, ilk olayın ikinci olayın nedeni olduğunu göstermez.
Örneğin:
“İlaç kullanmaya başladıktan sonra iyileşti. Demek ki iyileşmesinin nedeni kesinlikle bu ilaçtır.”
Burada zaman bakımından ardışıklık, tek başına nedensellik kanıtı değildir.
Daha açık bir örnek:
“Yeni müdür göreve başladıktan sonra şirketin satışları arttı. O hâlde satışların artmasının sebebi müdürdür.”
Satışların artmasına başka faktörler neden olmuş olabilir.
Bu tür akıl yürütmelerde post hoc ergo propter hoc safsatası ile non sequitur arasında yakın bir ilişki ortaya çıkabilir.
VI. Non Sequitur ve Hukukî Gerekçelendirme
Non sequitur hukuk bakımından özellikle önemlidir.
Çünkü hukukî kararların temel unsurlarından biri, olgular ile hukukî sonuç arasında gerekçelendirilmiş bir bağlantı kurulmasıdır.
Bir mahkeme kararında:
hangi vakıanın sabit olduğu,
hangi delilin bu vakıayı desteklediği,
hangi hukuk kuralının uygulanacağı,
hukuk kuralının somut olaya nasıl uygulandığı ve
bunun sonucunda neden belirli bir hükme ulaşıldığı
açıklanmalıdır.
Bu zincirin herhangi bir noktasında mantıksal bağ koparsa non sequitur problemi ortaya çıkabilir.
Örneğin:
“Davalının olay tarihinde taşınmazda bulunması sabittir. Bu nedenle davalı haksız fiilden sorumludur.”
Burada taşınmazda bulunmak ile haksız fiilin faili olmak arasında ayrıca kurulması gereken hukukî ve maddî bağlantılar açıklanmamıştır.
Davalının olay yerinde bulunması, tek başına haksız fiili gerçekleştirdiğini göstermeyebilir.
Dolayısıyla:
Olay yerinde bulunma → haksız fiil sorumluluğu
şeklindeki geçiş, ek gerekçeler olmaksızın non sequitur niteliği taşıyabilir.
VII. Deliller Bakımından Non Sequitur
Delil değerlendirmesinde de aynı problem görülebilir.
Örneğin:
“Tanık, davalının olay günü olay yerinde olduğunu söylemiştir. O hâlde davalı davacının zararına neden olmuştur.”
Tanık anlatımı ilk olguyu destekleyebilir:
Davalı olay yerindeydi.
Ancak bundan otomatik olarak şu sonuç çıkmaz:
Davalı zarara neden oldu.
İkinci sonuca ulaşabilmek için başka deliller veya çıkarımlar gerekir.
Bu nedenle hukukî muhakemede şu ayrım büyük önem taşır:
Delilin ispat ettiği şey ile hâkimin o delilden çıkardığı sonuç aynı şey değildir.
Delil ile sonuç arasındaki köprü açıklanmıyorsa gerekçelendirme zayıflar.
VIII. Non Sequitur ve İspat Yükü
İspat hukukunda da non sequitur şeklindeki akıl yürütmeler görülebilir.
Örneğin:
“Davacı iddiasını ispatlayamamıştır. O hâlde davalının iddiası doğrudur.”
Bu sonuç her zaman geçerli değildir.
Bir iddianın ispatlanamaması, karşı iddianın otomatik olarak ispatlandığı anlamına gelmez.
Özellikle hukukî uyuşmazlıklarda:
A'nın ispatlanamaması ≠ B'nin ispatlanması
şeklindeki ayrım önemlidir.
Bu nedenle ispat yükü ile delillerin değerlendirilmesi birbirine karıştırılmamalıdır.
IX. Non Sequitur ve Karar Gerekçesi
Bir yargı kararının gerekçesi bakımından şu şema düşünülebilir:
Vakıa → Delil → Hukuk normu → Normun yorumu → Somut olaya uygulama → Sonuç
Bu zincirin herhangi bir halkası atlanırsa non sequitur meydana gelebilir.
Örneğin:
“Davalının söz konusu taşınmazı kullandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmiştir.”
Burada “taşınmazı kullanmak” ile “davanın kabulü” arasındaki hukukî bağlantının açıklanması gerekir.
Gerekçe şu sorulara cevap vermelidir:
Kullanımın hukukî niteliği nedir?
Hangi hukuk kuralı uygulanmaktadır?
Davacının hangi hakkı ihlal edilmiştir?
Davalının hangi davranışı bu ihlali oluşturmuştur?
İleri sürülen deliller bu unsurları nasıl ispatlamaktadır?
Bu sorular cevaplanmadan doğrudan sonuca ulaşılması, gerekçenin non sequitur niteliğinde olduğu eleştirisine yol açabilir.
X. Non Sequitur ile “İlgisiz Sonuç” Arasındaki İlişki
Non sequitur bazen çok basit bir biçimde ortaya çıkar:
A hakkında konuşulurken B sonucuna ulaşmak.
Örneğin:
“Davalının ekonomik durumunun iyi olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının iddiası doğrudur.”
Burada ekonomik durum ile iddianın doğruluğu arasında herhangi bir bağlantı kurulmamıştır.
Bu nedenle hukukî metinlerde şu sorunun sürekli sorulması yararlıdır:
“Bu sonuç gerçekten yukarıdaki gerekçeden mi çıkıyor?”
Eğer cevap “hayır” ise, argümanın yeniden kurulması gerekir.
XI. Non Sequitur ile Diğer Mantık Safsataları
Non sequitur diğer safsatalarla da iç içe geçebilir.
1. Ad Hominem
“Bu hukukçu daha önce yanlış karar vermiştir. O hâlde bugünkü hukukî görüşü de yanlıştır.”
Kişinin niteliğinden görüşün yanlışlığına geçilmektedir.
2. Post Hoc Ergo Propter Hoc
“X olayından sonra Y gerçekleşti. O hâlde Y'nin nedeni X'tir.”
Zamansal ardışıklık nedensellik için yeterli kabul edilmektedir.
3. False Cause
Gerçek bir nedensellik bağlantısı bulunmadan neden-sonuç ilişkisi kurulmasıdır.
4. Hasty Generalization
Yetersiz örneklerden genel sonuç çıkarılmasıdır.
5. Appeal to Authority
Bir kişinin otorite olması nedeniyle söylediğinin doğru kabul edilmesidir.
Bu safsataların önemli bir bölümü, daha genel anlamda, sonucun kendisini desteklemeyen bir öncülden çıkarılması nedeniyle non sequitur çatısı altında değerlendirilebilir.
XII. Hukukî Muhakemede Non Sequitur'u Tespit Etme Yöntemi
Bir hukukî argümanı test etmek için şu yöntem kullanılabilir:
Birinci soru:
Öncül nedir?
İkinci soru:
Sonuç nedir?
Üçüncü soru:
Öncül ile sonuç arasında hangi bağlantı kurulmuştur?
Dördüncü soru:
Bu bağlantının hukukî veya mantıksal dayanağı nedir?
Beşinci soru:
Öncül doğru kabul edilse bile sonuç zorunlu veya makul olarak ortaya çıkıyor mu?
Altıncı soru:
Sonuca ulaşmak için arada başka bir öncül gerekli midir?
Eğer gerekli ara öncül bulunmuyorsa, argümanda non sequitur ihtimali oldukça yüksektir.
XIII. Non Sequitur'un Eleştirel Düşünmedeki Önemi
Eleştirel düşünmenin temel amaçlarından biri, iddialar ile gerekçeler arasındaki bağlantıyı test etmektir.
Bir kimse çok sayıda doğru bilgi ortaya koyabilir; fakat bu bilgilerin doğru olması, bunlardan çıkarılan sonucun doğru olduğu anlamına gelmez.
Örneğin:
İstanbul Türkiye'dedir.
Ankara Türkiye'nin başkentidir.
Bursa Marmara Bölgesi'ndedir.
Türkiye'nin nüfusu seksen milyondan fazladır.
O hâlde belirli bir hukukî uyuşmazlıkta davacı haklıdır.
Buradaki önermelerin tamamı doğru olsa bile sonuç bunlardan çıkmamaktadır.
Bu nedenle iyi bir argümanın yalnızca:
“doğru bilgiler”
içermesi yeterli değildir.
Aynı zamanda:
“doğru bağlantılar”
kurması gerekir.
XIV. Non Sequitur'un Edebî ve Retorik Kullanımı
İlginç biçimde non sequitur her zaman hata amacıyla kullanılmaz.
Edebiyatta ve özellikle mizah sanatında, beklenmedik ve mantıksal olarak ilgisiz bir sonuca ani geçiş, komik bir etki yaratmak için bilinçli olarak kullanılabilir.
Örneğin:
“Bugün çok yağmur yağdı. Bu nedenle eski Roma'da gladyatörlerin neden kılıç kullandığını düşünmeliyiz.”
İki cümle arasında bilinçli olarak anlamsal bir kopukluk yaratılmıştır.
Bu nedenle non sequitur:
mantıkta bir hata,
retorikte bir safsata,
edebiyatta bir teknik,
mizahın içinde ise bir komedi aracıdır.
Aynı yapı farklı bağlamlarda farklı işlevlere sahip olabilir.
XV. Sonuç
Non sequitur, basit görünmesine rağmen düşünce hayatının son derece önemli problemlerinden birini ifade eder:
Bir şeyden başka bir şeye geçmek, o şeyin diğerini mantıksal olarak gerektirdiği anlamına gelmez.
Hukuk bakımından ise kavram daha da önemlidir. Çünkü hukukî muhakemenin kalitesi yalnızca ulaşılan sonucun doğru olmasına değil, sonuca hangi gerekçelerle ve hangi mantıksal-hukukî bağlantılar üzerinden ulaşıldığına bağlıdır.
Bu nedenle hukukî bir argümanı değerlendirirken yalnızca:
“Sonuç doğru mu?”
sorusu sorulmamalıdır.
Bunun yanında:
“Bu sonuç, gösterilen gerekçelerden gerçekten çıkıyor mu?”
sorusu da sorulmalıdır.
İşte bu ikinci soru, non sequitur probleminin tam merkezindedir.
Sonuç olarak non sequitur, öncül ile sonuç arasındaki görünmez boşluğu görünür hâle getiren bir kavramdır. İyi bir hukukçu, akademisyen veya eleştirel düşünür açısından önemli olan yalnızca hangi sonuca ulaşıldığını değil, o sonuca giden mantıksal köprünün gerçekten kurulup kurulmadığını incelemektir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder